'Profesyonellik gereği' gidiyorlar(mış)

İş dünyasında hemen hemen her sektörde karşımıza çıkan bu 2 kelime bugünlerde benim canımı fazlasıyla sıkmakta!

''Profesyonellik gereği!''

İş görüşmesi olur..

İşçi, işveren karşısında maaş konusunu profesyonellik gereği ağzına bile almaz bir noktaya kadar..
Dizi-film-klip vs. çekilir..
Oyuncu profesyonellik gereği soyunur..


Ve çok daha fazlası vardır elbetteki ki ben bir an önce bizimle ilgili olan konuya geçiş yapmak istiyorum!

Futbol..


Bakınız, iş dünyası ve futbol aynı konu başlığı altında buluşuyor. Sizce de bu durum fazla garip değil mi ?
Tamam, futbol da büyük paraların döndüğü bir sektör bunu inkar edemeyiz ancak inkar edilmemesi gereken bir başka konuysa ''Duygu''

İş dünyasında büyük kitleleri peşinden koşturan, kazanç durumunda bu kitleleri sevindiren, kaybedildiğinde ise hayata küsme noktasına getiren, bu konularda Futbol'u geçecek ve hatta yakınından bile geçecek bir sektör yoktur..


''Futbolda para..'' var evet ama,

Futbolda sevgi..

Futbolda nefret..

Futbolda bağlılık-bağımlılık..

Futbolda gözyaşı..

yani futbolda DUYGU da var !


Bir futbolcu başka bir takıma transfer oluyor, bu durumdan memnun olan ya da olmayan ve hatta transfer olan o futbolcu bile işte bu kilişe cümleyi sarf ediyor ve ''Profesyonellik gereği'' gittiğini söylüyor..


Bu laf tamamen küçükken oynadığımız oyunlardaki ''Sıçan yolu'' istemenin bir diğer şekli, daha yetişkin dönemlerde ise sevdiğimizden ayrıldığımızda duyduğumuz ''Arkadaş kalalım'' lafının futboldaki profesyonelleşmiş halidir..

Taraftar olarak size amatör ruhla kucak açmışken, ''Profesyonellik gereği!'' başka kucaklara yelken açan futbolculara söylenebilecek tek şey var ;
Amatör kalbimizde, profesyonel kaçışlarınıza yer yok!

Dün Sezer, bugün Alper ve yarın kim bilir kimler..

İçimde yangın var !

Kelimeleri bir araya getiremiyorum,içimde şu günlerde öylesine bir yangın var ki söndürmeye yetmiyor kelimeler...

Önce Skibbe gitti Türkiye'deki,Türk futbolundaki yanlışları görerek, şimdi de Alper gönderiliyor zorla kopartılarak...

En çok da koyan ne biliyormusun blog, bütün bunlara seyirci kalmamız. Skor taraftarı değil diye her yerde haykırdığımız biz,yani Eskişehirspor taraftarı, şu günlerde öyle net gösteriyoruz ki skor taraftarı olduğumuzu...

Takım iyi gidiyor,ligde ilk yarıyı 4.sırada kapatmışız.Umrumuzda mı,Skibbe'nin Alper'in gitmesi.. Eskişehirspor 3 puan alsın, nasıl alırsa alsın yeter.Biz yanlışlara sesimizi çıkarmayalım yeter.Şerefimizi,namusumuzu,geçmişimizi,öz evladımızı satmışlar kimin umurunda.

Ağlıyorum blog, ne Skibbe'nin gidişine ne Alper'in zorla gönderilişine...

Ağlıyorum Eskişehirspor taraftarının bu hale düşüşüne.Bütün bu yanlışlara seyirci kalışına...

Bırakın Skibbe gitsin, satın Alper'i de satın , Veysel'i de, Nuri Fatih'i de,Kayacan'ı da...

Biz sezon sonu o teneke parçasını alalım da nasıl alırsak alalım.Alper olmamış,Skibbe olmamış fark etmez...

Halbuki bir zamanlar böyle pankartlar açıyorduk,şu günlerde ne kadar da anlamsız kaldı artık bu söz...

Deplasman Vadisi

Bütün gecen yollarda geçmiş, alkol dolmuş vücudun..
Gün aydınlanmış, alkol boşaltılmışken..

21.12.2011
Mersin İdman Yurdu - Eskişehirspor

Mersin İY- ESES (2011-2012)

Çarşamba günü oynanan Mersin deplasmanına 3 minibüs ve münferitlerle gittik. Mersin tribünlerinin de etkili tribün yapmaları sebebiyle ara sıra alttaki videodaki gibi sesimizi duyurmaya çalıştık.

Mersin İdman Yurdu - Eskişehirspor maçı fotoğrafları

0-0 berabere kaldığımız, 2011-2012 sezonu ilk yarısının son maçı olan Mersin deplasmanı öncesinden sonrasına kadar fotoğraflar eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

Yan hakemin yanlış kararı(MİY-ESES)

İkinci yarıda kullandığımız bir korner sonrasında yan hakem Alpaslan Dedeş'in kale çizgisindeki Mersin İdman Yurdu futbolcusunu görmeyerek kaldırdığı ofsayt bayrağı sonrasında başta R.Tello olmak üzere diğer futbolcular da afalladı.

Orta hakem Süleyman Abay'ın ''devam et'' komutu sonrasında ise oyun devam etti ve Diego'yla mutlak bir gol kaçırdık. Kaçan golün ardından Mersin İdman Yurdu futbolcuları hakemlere itiraz etti ve taraftarları da sahaya yabancı maddeler attılar.

Alpaslan Dedeş'in yanlış kararına aldırış etmeyen Süleyman Abay ise ''Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar..'' konumuna geldi Mersin İdman Yurdu taraftarları tarafından..

O pozisyonla ilgili kameralarımıza yansıyanlar

Alper Potuk röportajı (ÜniESES)

Kayserispor maçından 2 gün sonra arkadaşlarımız ÜniESES başkanı Hasan Balaban ve başkan yardımcısı Emre Arslankaya'nın Alper Potuk'la gerçekleştirdiği keyifli röportaj.
''ÜniESES: Alper kendini nasıl tanımlar, özel hayatında neler yapar, nelerden hoşlanır?

Genelde kendi içimde yaşayan, sessiz biriyim. Sezgin Ağabey ve Veysel’le birlikte aynı evde kalıyoruz. Antrenman ve maçlardan arta kalan vakitlerde Play Station oynuyoruz, film izliyoruz.

ÜniESES: Eskişehirspor’da Rıza Çalımbay, Bülent Uygun ve Skibbe ile çalıştın. Hangisinden neler öğrendin?

Her şeyi Rıza Hoca’dan öğrendim. Rıza Çalımbay hayatımı değiştiren adam. Bülent Uygun geldiği zaman ilk başlarda beni oynatmıyordu. Sonradan oynamaya başladım ve önemli bir çıkış yakaladım. Skibbe ile de bu çıkışımı devam ettiriyorum.

ÜniESES: Genç oyuncu olarak Eskişehirspor’da oynamanın artıları eksileri nelerdir?

Genç oyuncu olmak sadece Eskişehirspor’da değil her yerde avantajlı tabi. Ama Eskişehirspor’da olunca Milli Takım’a aday gösterilmek ve basında daha fazla yer alabilmek daha kolay oluyor. Eskişehirspor’un hiçbir konuda eksiği yok.

ÜniESES: Saha içinde kendini en güçlü ve en zayıf hissettiğin yönlerin nelerdir?

Sağ ayağımı çok güçlü bulsam da sol ayağımı da çok zayıf buluyorum. Aynı zamanda dripling olarak kendimi güçlü hissediyorum.

ÜniESES: Bu sezon oynadığımız oyun planı daha az gol yemek üzerine. Son aldığımız 1-0’lık galibiyetlerde bunun göstergesi. Bu oyundan memnun musunuz yoksa daha ofansif bir futbolu mu tercih edersin?

Memnuniyet skorla alakalı. Arkadaşlarla toplandığımızda iyi savunma yapar gol yemezsek illa bir gol buluruz ve maçı kazanırız diye düşünüyoruz. Bu yüzden şuan ki oyunumuzdan memnunum. Böyle gidersek çok iyi iş başarmış oluruz. Zaten takım olarak savunmamızda gayet iyi ve savunmamızdan da hepimiz memnunuz.

ÜniESES: Alt yapıdan gelmiş bir oyuncu olarak alt yapı maçlarını mümkün olduğunca takip ettiğini biliyoruz. Alt yapıdan veliahdın olabilecek isim var mı?

Son zamanlarda liglerin hızlandırılmasından dolayı yoğun maç ve antrenman temposundan dolayı alt yapının maçlarını pek takip edemiyorum. Alt yapıdan değil de takımımızdan Fatih Nuri Aydın’ı çok beğeniyorum. Kendini geliştirmeyi sürdürür, kendine iyi bakarsa gelecekte Fatih çok iyi yerlere gelebilir.

ÜniESES: Teknik özelliğinden dolayı özellikle son maçlarda çok sert müdahalelere maruz kalıyorsun. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu konu son zamanlarda herkesin dikkatini çekiyor. Ayağıma her top geldiğinde çok sert faul yapılıyor. Bu hareketler elbette benimde dikkatimi çekiyor ve hiç hoşnut değilim.

ÜniESES: Son haftalarda çok önemli bir seri yakaladık. Bu başarıyı maçlardan sonraki futbolcularımızın demeçlerinde, hafta içi verdikleri röportajlardan okuyoruz ki hepsinin söylemlerinde ki tek ortak nokta takım içindeki arkadaşlık. Sen bu konuda neler söylemek istersin?

Sezon öncesi çok büyük sıkıntılar yaşadık. Hocamız gitti, sezona hocamız olmadan hazırlanmaya başladık, yeni hocamız geldi. Gerçekten çok zor zamanlar geçirdik. Ama biz yılmadık, kenetlendik. Sıkıntılarımızı kimseye belli etmeden aştık. Her hafta bir arkadaşımızın evinde toplanıyoruz. Arkadaşlarımın da söylediği gibi takım içinde ki arkadaşlık en üst seviyede. Böyle olmasa başarılı olamazdık.

ÜniESES: Taraftarımız son maçta bütün takımı ne kadar sevdiğini hepinize tek tek özel olarak hazırlanmış pankartlarla gösterdi. Sıra sana geldiğinde sana özel olarak hazırlanmış “Sende başını alıp gitme n’olur. ” pankartı açıldı. O pankartı gördüğünde neler hissettin?

Eskişehirspor için ve Eskişehirspor taraftarı için ne kadar değerli olduğumu bir kez daha anladım. Çok gururlandım, çok mutlu oldum.

ÜniESES: Gelecekte Alper’in kendisini görmek istediği nokta neresi? Alper gelecekte nerede ne yapıyor olacak?

Öncelikle sürekli A Milli Takım forması giymek istiyorum. Eskişehirspor’da mı olacağım, yoksa başka takımda mı bende bilmiyorum.

ÜniESES: Saha içinde oynanan oyun dışında, taraftarın sizi en çok etkilediği, taraftarın yaptıklarını unutamadığın maç hangisi?

Konyaspor ile oynadığımız küme düşme maçı. O zaman Paf takımındaydım. Konyaspor ile paf maçını oynadıktan sonra abilerimizi izlemek için bizde tribünde yerimizi aldık. 1-0 yenik durumdaydık. Sonra beraberlik golü geldi. O golden sonra bizde üstümüzü başımızı çıkartıp sevindik ve bizde taraftarla beraber abilerimize destek olduk. O maçı unutamıyorum.

ÜniESES: Taraftarlarımızın özellikle önemli maçlarda tüm Türkiye’ye örnek teşkil edecek koreografiler yaptığını ve yapmaya devam edeceğini biliyoruz. Koreografi denilince hangi koreografi ilk olarak aklına geliyor? Koreografiler takımı nasıl etkiliyor?

Lig A’da iken Belediye maçında yapılan koreografi çok başarılıydı. İlk o aklıma geliyor. Koreografiler motivasyon olarak çok etkili oluyor. Maça çıktığımız anda tribünleri gördüğümüzde daha bir kazanmak istiyoruz, daha motive oluyoruz.

ÜniESES: Futbolcu değil de bizim gibi taraftar olsaydın, maçı hangi tribünde izlemek isterdin?

En çok bağıran, en çok ateşli tribünde izlemek isterdim. Bu aralar bu konuda Nefer öne çıkıyor. Nefer diyebilirim.

ÜniESES: Son maçta ilk kez üçlü çektirdin. Taraftar seni ortaya üçlü çekmek için çağırdığında neler hissettin?

Hiç beklemiyordum. Hatta ayağımda yara vardı ve kramponlarımı çıkartmış soyunma odasına gitmeyi planlıyordum. Ama çok istediğim bir şeydi. Çok mutlu oldum.

ÜniESES: En sevdiğin tribün bestesi?

Maçları kazandıktan sonra taraftarla beraber söylediğimiz “Seninle Doğmuşum Sensiz Ölemem.”

ÜniESES: Gün geldi Eskişehirspor’dan ayrılmak durumunda kaldın. Gittiğin zaman ilerde Eskişehirspor’a geri gelmek ister misin?

Bu birazda nasıl ayrıldığıma ve şartlara bağlı. Burada çok mutluyum. İyi ayrılırsam kalben burada tekrar olmayı her zaman çok isterim.

Röportajımıza kısa soru cevaplarla devam edelim. Quiz niteliğinde sorular olacak bunlar ve tek bir isim ya da cevap istiyoruz senden.

ÜniESES: Takımın en neşeli ismi?

Erkan Zengin.

ÜniESES: Takımın en içine kapanık ismi?

Pele.

ÜniESES: Takımın en şık giyineni?

Erkan Zengin.

ÜniESES: Takımın en kötü giyineni?

Ivesa, üstüne bişeyler bulmakta zorlanıyor. (Gülümsüyor.)

ÜniESES: Takımın en mücadeleci ismi?

Bülent Ertuğrul.

ÜniESES: Takımın en çalışkan ismi?

Serdar Özbayraktar.

ÜniESES: Takımın en tembel ismi?

Batuhan Karadeniz.

ÜniESES: En yakın Türk arkadaşın?

Veysel Sarı.

ÜniESES: En yakın yabancı arkadaşın?

Diego.

ÜniESES: En unutamadığın maç?

Kadıköy’de oynadığımız, 2-1 yenildiğimiz Fenerbahçe maçı. İlk kez 11’de başlamıştım. O yüzden unutamıyorum.

ÜniESES: Unutmak istediğin maç?

Son oynadığımız Kayserispor maçı. Çok kötü oynadım.

ÜniESES: Eskişehirspor denilince aklına gelen ilk şey?

Tabi ki taraftar.

ÜniESES: Xavi mi Iniesta mı?

Xavi.

ÜniESES: Guardiola mı Mourinho mu?

Mourinho.

ÜniESES: Real mi Barça mı?

Barça.

ÜniESES: Alper bize vakit ayırdığın için ve sorularımızı içtenlikle cevapladığın için teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istediğin ve taraftara söylemek istediğin bir şey var mı?

Transferim hakkında birkaç bir şey söylemek istiyorum. Yurt içinden ve yurt dışından resmi birkaç teklif menajerler aracılığıyla geldi. Gidecek miyim bende bilmiyorum. Ancak kulübün menfaatleri içinde, kulübü sıkıntıdan kurtaracak, para kazandıracak bir şekilde olursa, yönetimimiz Alper durum böyle derse Eskişehirspor’a katkı sağlamak için giderim. Yoksa gidecek olursam bile Eskişehirspor’u sevmediğimden, gitmek istediğimden değil. Ben de en az sizler kadar Eskişehirsporluyum.

Bizi kırmayıp vakit ayıran, soruları içtenlikle yanıtlayan Alper Potuk’a, bu röportajı sağlayan Mehmet Öztürk’e ve Zafer Tüzün’e teşekkür ediyoruz.''

Eskişehirspor - Kayserispor maçı fotoğrafları

Son 5 maçta 5 galibiyet serisinin son maçı olan ve yine tek golle kazandığımız Kayserispor maçından fotoğraflar eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

Eskişehir Atatürk Stadyumu fotoğrafları

Stadımızın görsel ve estetik açıdan çok fazla sağlam fotoğrafları olmadığını düşünüp çeşitli açılardan fotoğraflar çekerek böyle bir çalışma hazırladık.
Umarız beğenirsiniz...

Eskişehirsporlu olmak, kalp krizine yakın olmak..

"Deli aşkının sonu var mıdır?
Diye sormadan severim seni
Acı dinmeden, gece bitmeden
Yola düşmeden bulurum seni..."

Yıl 1997 ; o güne kadar "ALLAH ALLAH !!!" nidalarıyla gidip "Allah Allah?.." sesleriyle döndüğümüz Eurovision'da ülkemizi temsil eden şarkıdan ufak bir bölümle başlayasım geldi...Şarkının söz yazarı adeta bizi hayal etmiş yazarken o yıllardan,peki biz ufak bir değişiklik yapsak nasıl olur ?

"Deli aşkının sonu var mıdır?
Diye sormadan severim seni
Maç bitmeden, gol gelmeden
Yollara düşer bulurum seni..."

Önce büyük bir gol sevinci sonra bir tane daha 5 tane atarız düşünceleriyle biten birinci devre; maçın sonralarına doğru arka arkaya soğuk duş etkisi yapan goller ; kısaca Ankaragücü maçı... Tamam tamam biliyorum önemli bir noktam eksik henüz bitmedi sonu olmayan film nerde görülmüş ki..."Bittiyse gidelim" diye düşündüğümüz anlarda belki bazılarımızın göremediği bir gol geldi son saniyelerde. "Düşman"a karşı daha da can yakan büyük bir zafer kazanmıştık.(27.11.2011)Bu sefer Ankaragücünün "kardeşini" ziyaret etme günü gelmişti. 20 otobüs aşık adam Bursaya gitti "Eskişehirspor" dedikleri sevgililerinin peşinden...Aşk sevgi ister,emek ister ama en çok da sabır istermiş bunu anladık "bitti" denen yerden başlarken. Bu sefer 88 dakika bekletti o gol gülümsetmek için.Geç gelirsin eh biraz da güç gelirsin ama geldin mi de ilaç gibisin, tellere tırmandırırsın biliriz.(4.12.2011)"İki haftadır son dakikalarda kazanan ESES..." başlıkları atılıyordu gazetelerde kimse 3.sünün geleceğini bilmezken...Konuk bu sefer MP Antalyaspordu...İlerleyen dakikalar statta olan bizleri totem yapıp gol izlemeye mecbur bırakıyordu...Sizleri bilemem ama yer değiştirip şimdi gol geliyor dediğim dakikada gelen golü üzerime aldığımı söyleyebilirim :) (07.12.2011)Maçların özeti ya da ortak noktasıydı son dakikada gelen gol...1 golün sadece 3 puan olmadığını öğrenmiş belki de hatırlamış olduk. Eskişehirsporlu olmak 80li dakikalara gelince maç bitti demek değil asıl o dakikalardan sonra maça asılmak boğazın patlarcasına bağırmak demek.Eskişehirsporlu olmak sahada 11 adamla "1" olmak demek. Eskişehirsporlu olmak "onunla doğup, onsuz ölememek"tir.Eskişehirsporlu olmak demek bir oyuncusu gitmesin diye onu ikna edebilmektir.Eskişehirsporlu olmak beraber ıslanmaktır yağan yağmurda.Her gün "Bugün günlerden Eskişehirspor" demektir aynı zamanda...Eskişehirsporlu olmak milyonlarca cümleyle anlatılabilecek kadar çok şey demektir.

06-16 ikilemini başarıyla geçtik sıra 07-27de. Bizim teknik ekipten ve futbolcularımızdan bir isteğimiz var; kalbimizi korumaları... 4.haftada da bir son saniye sevincini kaldıramayabilenler olabilir çünkü :)

Bursaspor - Eskişehirspor maçı fotoğrafları

Son dakikalarda frikikten Dedé ile gelen Bursaspor deplasmanından fotoğraflar eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

Bursaspor-Eskişehirspor ''Stada yürüyüş'' (2011-2012)

Bursa deplasmanında şehir girişinde kontrol noktasında aranan otobüslerimiz daha sonra stadın yanındaki asayiş bekleme merkezine getirildi.Bekleme noktasında biletler temin edildikten sonra taraftarlarımız polis nezaretinde stada bu şekilde hareket etti.


Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Bursaspor-Eskişehirspor ''Gol anı'' (2011-2012)

Eskişehirsporumuzun, deplasmanda Bursaspor'u Dede'nin son dakikalarda attığı frikik golüyle 1-0 mağlup etti. Golün geleceğine inancımız tamdı ve o anda tribünümüzü işte böyle görüntüledik.

Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Bir Garip Yolcuyuz..

On kişiyle on numara mücadele eden takımımız Saraçoğlundan eli boş dönünce Ankaragücü'yle oynanacak maçın hesapları dört bir yandan başlamıştı.Gelişmeleri hafta boyu takip ederken ilk olarak Ankaragücü'nde sakatlık problemi ardından da bilet fiyatlarının 10 Lira olarak açıklanması maçı bizim adımıza daha cazip bir hale getirmişti aslında.Gerek son 2 yıldır iki kulüp arasında yaşananlar,gerek 15 senedir ligte bize yenilmemeleri maçın önemini daha da arttırıyordu.



Maçın genelinde de (ikinci yarıyı bir kenara koyalım) üstün olan bir EsEs vardı sahada. Kamara'nın 2 golüyle ve taraftarın özlenen performansıyla devreye 2-0'la girildi. Tam 3 olur 5 olur hesapları yapılırken ikinci yarı Ziya Doğan'ın oyunu okuması ve yaptığı değişiklikler başımıza büyük dertler açtı. Taraftarların ortak şikayeti,Skibbe'nin hamle yapmakta geç kalmasıydı ve yine aynı problem yüzünden zafer şarkıları yerini son 15 dakikada dualara bıraktı.Serdar-Erkan ve Mehmet-Batu değişiklikleri ofansif anlamda başarılı olunca nefes nefese geçen maçı 3-2 kazandık.


Maçın Artıları-Eksileri;
Artıları:
+Taraftar:Büyük ihtimalle sezonun en kalabalık iç saha maçını oynadık. Neferiyle,Aşk-ı Şehiriyle,Ütülü Tayfasıyla eski günlere dönüş sinyalleri verdik.Belki de sesimiz yeri geldiğinde Ankara'ya kadar ulaştı. :)






+Dede:Formayı ilk giydiğinden beri ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu kanıtladı.Bu maçta da gerek defansa güven verişi,gerek Kamara'ya yaptığı asistle maçın en iyi isimlerindendi.




+Yunus Yıldırım:Oyunu iyi okudu ve maçın hakimiyetini bir an olsun elinden bırakmadı.



Eksileri:

-Skibbe:Sezon başından beri süregelen Mehmet Yıldız ısrarı yüzünden gollerimizin %80'lik kısmı diğer mevkiilerdeki oyuncularımızdan geliyor.Bir nevi gol umudumuz Alper'in Veysel'in elinde. Ayrıca her ne kadar Pele formsuz olsa da top tekniği çok zayıf olan Bülent'in yerine oynaması gerektiğini düşünüyorum.

-Koray Arslan:Nadarevic'in cezası nedeniyle forma şansı buldu. Yediğimiz 2 golde de kanadını kapatamadı.Eski Koray'ı mumla aratıyor.

-Halil Ünal:Maçtan önce hafta içinde ETB temsilcileriyle yaptığı konuşmalarda futbolcularla mali bir sorun yaşanmadığını söylese de maçtan sonra konuşan Skibbe futbolcuların ücretlerini alamadığını;böyle devam ettiği sürece takımın kaosa sürükleneceğini ima etti. 4 senedir yalanlarına doyamadığımız başkan yineb bizleri ters köşeye yatırdı.Umarız hafta sonu Bursa'dan da bir ters köşe yemeyiz karışık bir takımla...

Eskişehirspor-Ankaragücü maçı fotoğrafları

Sahamızda oynadığımız ve 2-0 öne geçmemize rağmen ölüp ölüp dirildiğimiz Ankaragücü maçının fotoğrafları eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

F.Bahçe-ESES (2011-2012)

BandoESES'in de tribünlerdeki yerini aldığı Fenerbahçe deplasmanından görüntüler.


Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Fenerbahçe - Eskişehirspor maçı fotoğrafları

Maçın henüz başlarında 1 kişi eksik kaldığımız, hem tribünde taraftar hem de sahada takım olarak elden gelenin yapıldığı Fenerbahçe deplasmanından fotoğraflar eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

Dünya Felsefe Günü (17 Kasım)

Blog'umuzun da isminde geçen kelimenin günü bugün.
(Dünya Felsefe Günü - 17 Kasım)

Filozofların felsefe için söyledileri sözler :

"Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir."
Karl JASPERS

"Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir."
SOKRATES

"Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (İdealist) bir çalışmadır."
PLATON

"İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe."
ARİSTOTELES

"Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir."
EPİKUROS

"İnanılanı anlamaya çalışmaktır."
ANSELMUS

"İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır."
ABAELARDUS

"Eleştiridir."
CAMPENELLA

"Deney ve gözleme dayanan bilimsel veriler üzerinde düşünmektir."
F. BACON


"Felsefe yapmak doğru düşünmektir."
T. HOBBES

Sonuç olarak;
Felsefe Yaşamdır...

Peki neydi bu kelime ve anlamı ?
Felsefe, yaşamı bir şekilde anlamlandırabilme çabası olarak da görülebilir.

Bizim de yaşamımız ''Sevinmek İçin Sevmemek'' üzerine kurulu..

Yaşamı bu şekilde anlamlandırıyoruz..

Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen insan akıllı insandır.
Epiktetos

Arka ta'RAF'takiler.. (Ömer TOPRAK ve niceleri)

Her ne kadar kızsak da küssek de üzülüyor be insan..

Ülkenin bayrağının uluslararası bir organizasyonda dalgalanamayacak olması, tv karşısında hangi ülkeyi destekleriz arayışına girecek olmamız falan..

Ama bu zihniyet bunu haketmişti..(Ceremesini biz çekiyoruz, orası ayrı !)

Zihniyetin değişeceğini umduğumuzdan, Euro2012'ye gitmiyor olmamız da ''Herşeyde bir hayır var..'' lafına yöneltiyor insanı, ister istemez..

Bu ''Hayır''ların ilki bugün gerçekleşti sanırım.
Ömer TOPRAK..

O, 5 gün önce enkaz altında kalmış bir milli takımdan bugün sağ çıkarak, hala birilerinin bu ülke futbolundaki enkazdan sağ çıkabileceğinin sinyallerini verdi ..

Birçoğumuz O'nu, bir Sabri kadar, bir Selçuk Şahin kadar bile tanımıyorduk ve bu durum kesinlikle abzürd değildi..

Bize yukarıdaki isimleri, bir markette rafların ön kısmına koyulan, tarihi arkadakilerine göre daha eski yiyecek-içecekler gibi sundular !

Daha çok tercih edilecek, daha çok işimize gelecek şeyleri hep arka taraflarda saklamaktan bıkmadılar..

Müşteriler elini arkaya uzattığındaysa kötü kötü baktılar, bakkal amcalar..

Elbet bir gün arka taraftaki ürünlerden de faydalanacaktık fakat öndeki eski tarihlilerin miyadını doldurması şartı mı aranmalıydı ?

Bugün, öndeki tarihi eskimiş, bunu izleyin bunu izleyin diye diretilen bazı futbolcuların Hırvatların darbesiyle raftan düşmesiyle arka taraftaki Sinan Bolat, Gökhan Töre ve en göze batanıysa Ömer Toprak'ı görme fırsatı bulduk..

Allah razı olsun o Hırvatlardan, çok iyi yapmışlar, pek iyi etmişler..

21 Temmuz 1989 tarihinde Almanya'da dünyaya gelen, SC Freiburg altyapısında yetişen Ömer Toprak şu anda Bayer Leverkusen'de.
Daha başında olduğu kariyerinde ;
2008 - Avrupa 19 yaş altı futbol şampiyonası şampiyonluğu (Almanya u-19) 1 kez
2008-2009 Bundesliga-2 şampiyonluğu (SC Freiburg) 1 kez
2007-2008 Oberliga şampiyonluğu (SC Freiburg II)
2007-2008 U-19 Bundesliga şampiyonluğu (SC Freiburg u-19)

Ömer Toprak için ''Almanya'nın en yetenekli stoperi'' tabirini kullanmış Alman milli takımının 100'ler kulübüne girmiş eski futbolcularından Jürgen Kohler..

Bugün belki de 20 milyon Türk'ün yeni fark ettiği Ömer'i elin Alman'ı keşfedeli hani olmuş..

Enkaz altında kalan Türk futbolunda nice Ömer'ler var buna inanıyorum..

Bundan sonra tarihi daha eski malları arka taraflara saklamayan bakkal amcalar lazım bize..

Bilmem anlatabildim mi ?

Dipnot : Bu kadar yazmışsın da adamın bir tane milli formayla fotosunu koymamışsın diyenler olabilir, farkındayım ve tek başına bir fotoğrafını bile bulamadım. Aslında yukarıdakilerin özeti de bu sanırım..

Suçlu kim ?

Ayıp Volkan,yaptığın harbiden ayıp…


Sen nasıl olur da formasını giydiğin, üzerinde taşıdığın o ay-yıldıza ihanet eder,Avrupa Şampiyonası yolunda evimizde oynadığımız son maçında,bir anlamda hayati derecede önem taşıyan maçta, amacı orada sana destek olmak olan yaklaşık 50bin seyirciye,maçın başından sonuna kadar oturuyor diye kalkıp utanmadan alkış yaparsın dalga geçercesine.Bu izleyici oraya maç izlemeye,güzel futbol izlemeye geldi,sen kimsin ki destek istiyorsun,utanmadan sıkılmadan bir de o destek gelmeyince onlarla dalga geçiyorsun.Çok ayıp Volkan çok, tuuu defol git hadi şimdi…

Aynı nedenlerden dolayı sana da ayıp Emre Belözoğlu,üstelik sana on misli daha ayıp.Hem maç izlemek en doğal hakkı olan o elit izleyici kitlesine küfrediyorsun,hem de kalkmış bir de takım arkadaşın Volkan’ı kollamaya kalkıyorsun.Tuuu,yazıklar olsun sana…

Hele sana gelelim Arda efendi.Senin bu ülkede artık nefes almaya hakkın yok.Bu elit izleyici kitlesi seni ülke futbolunda ayrı bir yere koysun,geleceğin yıldızı olarak göstersin,daha da ileriye gidip seni Messi ile kıyaslasın, sen utanmadan kalk onlara karşı bilerek düdükten sonra topa vur,rövanşta takımını sat.Valla yatacak yerin yok Arda…

Giray adam değilsin, o ikinci golde nasıl vurdurursun topu adama.Yazıklar olsun şimdi defol. Hakan Baltasın,Selçuk sen İnanmadın,Gökhan Gönülsüzsün,Burak Trabzon’da oynuyon da neden milli takıma gelince oynamıyon be ahlaksız adam vs vs….

Tamaaam,maçın suçluları belli 3 tane çıbanın başı, geri kalan 8 tane ruhsuz adam.Artık normale dönebiliriz,çünkü bizim hiç mi hiç suçumuz yok.

Euro 2012 yolunda son 2 maç kalmış, bunlardan birini evinde birini deplasmanda oynayacaksın.İlk maçı, iyi-kötü yeri tartışılır, evinde oynuyosun, buradan alacağın avantajlı bir skorla şampiyonanın kapısını açabilirsin.Bizler, dün akşam o stadı Hırvatlara cehenneme çevirmemiz gerekirken,tribünü başlarına yıkmamız gerekirken biz ne güzel oturmuş başından sonuna kadar maçı izliyoruz.Bizim hiç mi hiç suçumuz yok, ne yapalım futbolcular ruhsuz.

Sezon başı şike olaylarından dolayı cesur bir şekilde kararları alamayan federasyona tepkimizi her zaman her yerde,en sert şekilde gösterdik, O federasyon yayıncı kuruluşa dayalı ligin statüsünü değiştirdi,tabiri caizse ligin içine etti, tepkimizi her zaman gösterdik, Kulüpler birliği özetle “ Şike yapan düşürülmesin” dedi, biz ne yaptık ? Yine tepkimizi en sert bir şekilde gösterdik. Bizim şimdi ne suçumuz var, ne yapalım futbolcular ruhsuz, Hiddink ruhsuz.

Ey Hiddink, sen de git artık .Düş bu takımın,bu ülkenin yakasından.Sen ki Güney Kore’ye yarı final oynattın,Avustralya’yı dünya kupasına taşıdın,Rusya’yı Avrupa 3.sü yaptın.Sen bize çok eksiksin hoca çok..Biz senin gibi adamları sevmeyiz,hiç çekiciliğin yok bi kere.Kulübede maç boyunca birkaç tane takla atsan, maç sonrası basının karşısına çıkıp Adanalı ağzıyla atar yapsan, bak o zaman seni nasıl bağrımıza basarız,imparator bile ilan ederiz,sonsuz kredin olur o zaman. Geçtim senin takımda kalmanı,senden sonra gelen adamlarını bile sonsuza dek bu takımın içinde tutabilirsin.Öylesine bir kredin olur o zaman bu milletin gözünde.Biz ki, futboldan öyle anlıyoruz ki, Löw’e stajyer hoca dedik beğenmedik,Del Bosque’ye Yeniköy Kasabı dedik beğenmedik,Aragones’e moruk dedik dede dedik beğenmedik,seni de beğenmiyoruz.Kusura bakma ama , sana da Hollanda İneği der yollarız seni.Çok eksiksin hoca çok, ruhsuzsun,milli ruh yok sende,işini çok düzgün yapıyorsun.İyisi mi ey Hiddink,biz sana bu lakabı takmadan pılını pırtını topla Çarşamba günü Hollanda'ya uçak biletini al.

Çünkü bizim hiç mi hiç suçumuz yok hoca,futbolcuların ve sen ruhsuzsun…

Geçti Bor'un pazarı...

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce yaklaşık 1 ay önce yazdığımız ''İstanbul milli maçlara doydu..''yu hatırlayalım.

Yılmaz Özdil'in play-off'lara kalmamızla birlikte yaptığı güzel tespiti konu edinmiştik. Ne diyordu Yılmaz Özdil ; Milli maçların İstanbul'da oynatılmaması için federasyona adeta yalvardığını belirten konuşmasında, Bursa'nın milli maçların oynanması için biçilmiş kaftan olduğunu eğer orası olmazsa diğer adayının da Eskişehir olduğunu dile getirmişti.

3 sene önce Mehmet Demirkol'un, 1 ay önce Yılmaz Özdil'in gördüklerini bu işin en üst kademesindeki saygıdeğer İstanbul aşığı yetkililer göremedi..

Sonuç ?

Dünya'da eşi ve benzerine kolay kolay rastlanmayacak şekilde, kendi ülkenin anlı şanlı bayrağını taşıyan futbolcuna ağza alınmayacak küfürler ve onların da aynı şekilde tribünlere cevabı...

Sebep ?

Galatasaray (X,Y,Z,) formasıyla maça gelen,
Fenerbahçe (X,Y,Z)'de top koşturana Milli Futbolcu gözüyle bakmaktan aciz zihniyet!
2 Eylül 2011'de yine TT Arena'da oynanan Azerbaycan maçında, daha önce de bu şekildeki olumsuzlukların olması sebebiyle Galatasaraylıların konuşlandığı tribünde ''Milli Takım Kulüpler Üstüdür!'' pankartı açılmış ve dün yaşanan olumsuzlukların bir daha yaşanmayacağı gibisinden bir mesaj verilmeye çalışılmıştı..
Demek ki neymiş ?

Tutulmayacak sözler verilmeyecekmiş...

Gelelim maçların Anadolu'da oynatılması gerektiği konusuna.

Spor kamuoyunda Yılmaz Özdil'in söylediklerine pek arka çıkılmadı.

''Amaaan, bütün basın Anadolu'ya gitmek zorunda kalacak..'' di mi ?

Di...
Dün gece, maçların bulunmaz hint kumaşı yorumcularından olan Rıdvan Dilmen, maçın sonlarına doğru ağlamaklı bir ses tonuyla ''İstanbul'a maç falan vermesinler, Anadolu'da oynansın..'' gibisinden zırvaladı...

İşte yazar ve yorumcular arasındaki kalite farkı da burada ortaya çıkıyor..

''Olumsuz bir konuyu, olaylar patlak vermeden önce dile getirip, çözüm önerisi sunabilmek..''

Sen durma ''Gol olur..'' demeye devam et Rıdvan Dilmen...

Ya tutarsa!

Diiiğ mi ?

Di...

Artık yorumcuların çoğu, milli maçların İstanbul'da oynatılmaması gerektiğini savunmaya başlayacaklar. Bakın ''Anadolu'da oynatılması gerektiği''ni demiyorum ''İstanbul'da oynatılmaması gerektiği''ni söyleyecekler. Tıpkı Gençlerbirliği Beşiktaş'ı yendiğinde ''Gençlerbirliği nasıl kazandı ?'' değil ''Beşiktaş nasıl yenildi ?'' dedikleri gibi..

Ama şöyle de bir gerçek var ;

Geçti borun pazarı sür eşeği Niğde'ye..


Yukarıdaki sözün öyküsü ;
Bor’un pazari Salı günleridir.
Bir gün önceki Pazartesi günü hazırlık günü olup,yöresel deyimle “Deripazarı” dir.
Asıl Pazar gününe de ULUPAZAR denir.
Deri pazarı günü, otuz kirk kilometre uzaktan gelecekler ve Salı günü pazara yetişeceklerin hazırlık günüdür.
İlçeye, bu deri günü gelenler, ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler.


Bu hazırlık günü çalışmaları,yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi.
Sonbaharin yazdan kalma bir günü, erken saatlerde, kırk kilometre uzaktaki köyünden çikan bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde, geçmiş ikindi zamanıdır. Molayi, yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşi mevkiindeki, Tütüncü Hasan’in bağina verir. Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke
sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar.


Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş, bağli bulunduğu ağacın kabuklarini kemirmeye başlamıştır. Deri pazarı gününün ikindi zamani başlayan uyku gece de sürdügü gibi, Ulupazar gününün, yani Salı gününün ikindisine uzanır Yirmibes saatlik bir uykudan uyanan pazarcı, halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar.
Tutar amma, yollarda bir başkalik var, pazara
gidenlere rastlayacaği yerde, pazardan dönenleri görür. Dönen bir pazarcıya,merakla sorar;

Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz?

Pazarci ertesi günün Niğde pazarini işaretle;” Geçti Bor’un pazari , sür eşşeğini Niğde 'ye babalik” der.


Bu hikayeyi milli takıma uyarlayalım ;
Pazarcı : Federasyon
Eşek : Milli futbolcusuna küfreden taraftar
Yiyecekler : Milli futbolcu
25 saatlik uyku : Yılmaz Özdil'in yazısından, dünkü maçın sonlarına kadar geçen zaman
Tütüncü Hasan'ın bağı : TT Arena Stadı
Ulupazar : Euro 2012'ye ev sahipliği yapan Polonya ve Ukrayna
Bor'un Pazarı : Anadolu'daki stadyum
Pazardan dönen pazarcı : Ben ve benim gibi düşünenler...

E.T.B.'den huzurevi ziyareti

Eskişehirspor Taraftarlar Birliği Derneği olarak Kurban Bayramı'nın 4. gününde dernek binasında düzenlenen bayramlaşma törenine katılım oldukça yoğundu.

Dernek binasındaki bayramlaşmanın ardından da E.T.B. Derneği yönetim kurulu ve beraberindekilerle Maide Bolel Huzurevi'ndeki büyüklerimiz ziyaret edildi.

Diğer fotoğraflar için tıklayın..

Video ;

Karabük-ESES (2011-2012)

Kurban bayramı arefesinde, Karabük deplasmanındaki taraftarlarımızın söylediği ''İsmin Kazındı Kalplere''..


Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Karabükspor-Eskişehirspor maçı fotoğrafları

Kurban Bayramı arefesinde oynanan ve deplasmanda 2-1 galip geldiğimiz Karabükspor maçının fotoğrafları eklenmiştir.

Tümünü görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın.

Eskişehirspor-Samsunspor maçı fotoğrafları

Şimdiye kadar hep basın mensuplarının saha içinden çektikleri fotoğraflarla yetiniyorduk.Tribünlerdeki önemli ayrıntıların olduğu kareler pas geçiliyor biz de bu önemli detayların yakalandığı kareleri site site gezinerek aramak zorunda kalıyorduk.

Ama artık felsefesis.com olarak gidebildiğimiz maçlarda, tribünün içersinden kendi çektiğimiz fotoğrafları sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Her ne kadar bu işin ehli insanlar kadar profesyonel kareler çıkmama ihtimali yüksek olsa da özellikle tribünle ilgili detayları yakalama çabası içinde olacağız.

Bu eylemi ilk olarak gerçekleştirdiğimiz maç 1-0 galip geldiğimiz Samsunspor maçı oldu.

Tüm fotoğraflara ulaşmak için alttaki fotoğrafa tıklamanız yeterli..

Lale Devri 2 ( Bir Halil Ünal 2011 Yapımı )

Osmanlı'da belki adı en çok bilinen dönemdir "Lale Devri"... Bilmeyenler ve tekrar hatırlamak isteyenler içinse ufak bir bilgi verelim. Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken İstanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. İran Savaşı sırasında Sultanın para karşılığı alınan kaleleri sattığı söylentisi üzerine halk sultanın sefere katılmasını istiyordu. III. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa göstermelik bir sefer alayı düzenlediler. Akşam olunca kayıklarla saraya geri döndüler. Bu durumun anlaşılması bardağı taşıran son damla oldu.Patrona Halil isimli bir yeniçeri bu durumdan memnun olmayan halkı da yanına katarak isyan çıkardı. Yandaş toplamak için gösterdiği gayretleri hamamda da sürdürdüğü için yanlışlıkla tellak olduğu kanısı yaygınlaştı. İsyan sonucu Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edildi ve yakınları öldürüldü. Padişah III. Ahmet tahttan indirildi ve yerine I.Mahmut getirildi. Devir teslim sırasında III. Ahmet yeğeni I. Mahmuta o ünlü sözünü söyledi.

“ Devleti ehliyetsiz sadrazamlara teslim etme ”
Şimdi bunu Eskişehirspora uyarlayalım ; taraftarın büyük kısmı açık tribün denilen beton yığınında zor şartlarda maç izleyip takımlarını desteklemeye çalışmalarına rağmen Eskişehirspor yönetiminin bütün olumsuzluklara duyarsız kalması ve verilen sözlerin tutulmaması taraftarları çileden çıkarmaya başlamış. Taraftarlar , yönetimin protestolara kayıtsız kalmamasını beklerken , tebaanın arasına yollanan muhbirlerin olduğu duyumları şehrin her yerine yayıldı ve öfke büyüdü. Bunu önlemek isteyen başkan da tv programlarında stat şöyle yapılacak , borcumuz yok, takım şöyle olacak , hedefimiz bu olacak diye konuştu konuştu konuştu...Şimdilik bu kısmın devamı yok ama umuyoruz ki gelecek ve o zaman biz de III. Ahmet'in lafını günümüze uyarlayacağız ve hafızalara kazıyacağız;

“Kulübü ehliyetsiz başkanlara teslim etme”
Gelelim işin daha da heyecanlı kısmına...Güne bomba gibi düştü bu mesaj aslında hepimiz bildiği bir şeydi bu ama iyice belgelendi iyice kanıtlandı. "samsun maçı devre arasında protokolden (yönetim kurulnda oldğunu düşündüğüm biri) geldi arkamda oturan
yönetim şakşakçısı adamla konuşmaya başladılar. açık tribünün üstünün kapatılacağı falan yoyine. 10 gün sonra yıkılcak stat için neden 3 trilyon harcayalım dedi. manisa maçında yönetimi istifaya çağıran ETB ve protestoya katılan taraftarlara etmedik küfür bırakmadılar. bu kişileri nebi şişiriyo falan dedi. taraftar da sözde bedava bilet uğruna yönetimi istifaya çağırıyomş. bi yönetici kendi taraftarına nasıl ... çocuğu, şerefsiz diye hitap eder ? bide sessiz bi şekilde adama aynen şöyle dedi. "aramızda kalsın bu protestoları durdurmak için 700 kişilik bi grup kuruyoruz çoğunluk neferin yanında kızılcıklıda girecek kimisi de açık tribüne serpiştirilecek önümüzdeki maçtan itibaren maçlara gelecekler." bunlar konuşuldu çok net bi şekilde duydum. ilk defa VİP te maç izledim yıllardır açık tribünde giriyorm ve bize ne gözüyle baktıklarına birebir şahit oldum. YAZIKLAR OLSUN BÖYLE YÖNETİME"
Paralı askerlerinizle size iyi eğlenceler Halil Ağa ... Lale devrini "Sen" başlattın elbet biz de günü gelince bitirmesini biliriz ama seni 700 yandaşın korur mu işte orası meçhul :)

ESES-Samsun (2011-2012)

Eskişehirspor-Samsunspor maçından kısa bir ''Seninle doğmuşum, sensiz ölemem..'' ve maç sonu takımın tribünlere gelişi videosu.

Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Her Şey İçin Tam Zamanı!

Hayatının demişrbaşlarından biri futbol olan bizler için bile,bu hafta çok daha önemli konular vardı üzerinde durulması gereken.. Önce bu vatan için her şeyini bir kenara bırakan onlarca askerimizi kaybettik. Sonra da henüz şehitlerimizin üzüntüsünü atamadan deprem felaketiyle sarsıldık. Bu gelişmelerin hemen ardından;farkını her platformda ispatlamış bir taraftar topluluğu olduğumuzu bir kez daha ispatladık ve ETB'nin çabalarıyla Van'a gönderilmek üzere su ve giyecek yardımımız depremzedelere doğru yola çıktı.

Yaşanan bunca olaydan sonra futbolu haliyle ikinci plana ittik ister istemez. Fakat, ikinci plana atılmaması gereken çok şey olduğunu unutmadık. Manisa maçı ile yönetime gösterilen tepkimiz bir çok medya organında kendine yer buldu.Bu sefer taraftarın kararlı olduğunu gören yönetim kurulu da her zamanki gibi kendini aklama çabaları içine girdi. Bu gelişmelerin üstüne ise 5 hafta sonra 2 gol atarak Belediye deplasmanından 1 puanla döndük.

Kuşkusuz hepimizin aklında İstanbul deplasmanında yerini alan bir avuç taraftarımızın görüntüsü vardı. Yıllarca Türkiye'nin en uzak yerlerinde takımı yalnız bırakmayan da bu taraftardı. Nasıl olurdu da biz bu hallere düşerdik? Küskünlük müydü sebebi? Tutulmayan sözler miydi? Belki de hepsinin etkisi vardı bunda. Ama bilinmesi gereken bir gerçek var ki bu takım ''12. Adam'' olmadan yapamaz. Şu an bu ihtimali düşünmenin bile acı verdiği duygular içerisinde yarınki Samsun maçını bekliyoruz.

Umuyorum ki bütün sebepler göz ardı edilir,Efsane yine tribündeki yerini alır. Umuyorum ki bu sefer inşallah bu taraftarı aşkına küstürenler biraz olsun ders alır.

Her şey için işte şimdi tam zamanı!

Manisa maçındaki eylemin basına yansımaları

Geçtiğimiz Cumartesi günü sahamızda oynanan Manisaspor maçında Eskişehirspor Taraftarlar Birliği tarafından yönetime karşı yapılan eylem özellikle yerel basında büyük yankı buldu.


HABER BAŞLIKLARI ;
23.10.2011 ; Fanatik Gazetesi
23.10.2011 ; 2 Eylül Gazetesi23.10.2011 ; Yenigün Gazetesi
23.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi

23.10.2011 ; İstikbal Gazetesi

23.10.2011 ; Anadolu Gazetesi

23.10.2011 ; Şehir Gazetesi

23.10.2011 ; Sakarya Gazetesi
23.10.2011 ; Milli İrade Gazetesi23.10.2011 ; Güneş Gazetesi

23.10.2011 ; Hürriyet Eskişehir Gazetesi
24.10.2011 ; 2 Eylül Gazetesi
24.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi
24.10.2011 ; Şehir Gazetesi
KÖŞE YAZILARI ;

23.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi

23.10.2011 ; Şehir Gazetesi

23.10.2011 ; İstikbal Gazetesi
Taraftarların bu eylemi, 4 haftadır üst üste gelen kötü sonuçlara göre değil 4 senedir tutulmayan sözlere itafen yaptığını anlayan gazete ve yazarlara teşekkür ederken, lafı hala başka taraflarıyla anlayanlara da akıl fikir diliyorum..

Manisa maçında başlayan ve diğer maçlarda da devam etmesi beklenen eylemlerin sebeplerini birkez daha sıralıyorum (lafı başka tarafından anlayan yazar ve yorumcularımıza) ;

• 3 Yıldır, stadyumun fiziksel şartlarının iyileştirilmemesi
• Yönetimin, stadyumun yeri konusundaki pasif tutumu
• Şikeye karşı yönetimin Kulüpler Birliğindeki tavrı
• Yaklaşık 2 yıldır bekleyen üyelikler

• Yönetim içindeki tutarsızlık ve anlaşmazlıklar, Son zamanlarda yönetimdeki kişiler hakkında çıkan ve kulübümüzü küçük düşüren medya haberleri
• Kombine ve bilet fiyatlarındaki tutarsızlık

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..