Geçti Bor'un pazarı...

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce yaklaşık 1 ay önce yazdığımız ''İstanbul milli maçlara doydu..''yu hatırlayalım.

Yılmaz Özdil'in play-off'lara kalmamızla birlikte yaptığı güzel tespiti konu edinmiştik. Ne diyordu Yılmaz Özdil ; Milli maçların İstanbul'da oynatılmaması için federasyona adeta yalvardığını belirten konuşmasında, Bursa'nın milli maçların oynanması için biçilmiş kaftan olduğunu eğer orası olmazsa diğer adayının da Eskişehir olduğunu dile getirmişti.

3 sene önce Mehmet Demirkol'un, 1 ay önce Yılmaz Özdil'in gördüklerini bu işin en üst kademesindeki saygıdeğer İstanbul aşığı yetkililer göremedi..

Sonuç ?

Dünya'da eşi ve benzerine kolay kolay rastlanmayacak şekilde, kendi ülkenin anlı şanlı bayrağını taşıyan futbolcuna ağza alınmayacak küfürler ve onların da aynı şekilde tribünlere cevabı...

Sebep ?

Galatasaray (X,Y,Z,) formasıyla maça gelen,
Fenerbahçe (X,Y,Z)'de top koşturana Milli Futbolcu gözüyle bakmaktan aciz zihniyet!
2 Eylül 2011'de yine TT Arena'da oynanan Azerbaycan maçında, daha önce de bu şekildeki olumsuzlukların olması sebebiyle Galatasaraylıların konuşlandığı tribünde ''Milli Takım Kulüpler Üstüdür!'' pankartı açılmış ve dün yaşanan olumsuzlukların bir daha yaşanmayacağı gibisinden bir mesaj verilmeye çalışılmıştı..
Demek ki neymiş ?

Tutulmayacak sözler verilmeyecekmiş...

Gelelim maçların Anadolu'da oynatılması gerektiği konusuna.

Spor kamuoyunda Yılmaz Özdil'in söylediklerine pek arka çıkılmadı.

''Amaaan, bütün basın Anadolu'ya gitmek zorunda kalacak..'' di mi ?

Di...
Dün gece, maçların bulunmaz hint kumaşı yorumcularından olan Rıdvan Dilmen, maçın sonlarına doğru ağlamaklı bir ses tonuyla ''İstanbul'a maç falan vermesinler, Anadolu'da oynansın..'' gibisinden zırvaladı...

İşte yazar ve yorumcular arasındaki kalite farkı da burada ortaya çıkıyor..

''Olumsuz bir konuyu, olaylar patlak vermeden önce dile getirip, çözüm önerisi sunabilmek..''

Sen durma ''Gol olur..'' demeye devam et Rıdvan Dilmen...

Ya tutarsa!

Diiiğ mi ?

Di...

Artık yorumcuların çoğu, milli maçların İstanbul'da oynatılmaması gerektiğini savunmaya başlayacaklar. Bakın ''Anadolu'da oynatılması gerektiği''ni demiyorum ''İstanbul'da oynatılmaması gerektiği''ni söyleyecekler. Tıpkı Gençlerbirliği Beşiktaş'ı yendiğinde ''Gençlerbirliği nasıl kazandı ?'' değil ''Beşiktaş nasıl yenildi ?'' dedikleri gibi..

Ama şöyle de bir gerçek var ;

Geçti borun pazarı sür eşeği Niğde'ye..


Yukarıdaki sözün öyküsü ;
Bor’un pazari Salı günleridir.
Bir gün önceki Pazartesi günü hazırlık günü olup,yöresel deyimle “Deripazarı” dir.
Asıl Pazar gününe de ULUPAZAR denir.
Deri pazarı günü, otuz kirk kilometre uzaktan gelecekler ve Salı günü pazara yetişeceklerin hazırlık günüdür.
İlçeye, bu deri günü gelenler, ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler.


Bu hazırlık günü çalışmaları,yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi.
Sonbaharin yazdan kalma bir günü, erken saatlerde, kırk kilometre uzaktaki köyünden çikan bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde, geçmiş ikindi zamanıdır. Molayi, yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşi mevkiindeki, Tütüncü Hasan’in bağina verir. Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke
sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar.


Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş, bağli bulunduğu ağacın kabuklarini kemirmeye başlamıştır. Deri pazarı gününün ikindi zamani başlayan uyku gece de sürdügü gibi, Ulupazar gününün, yani Salı gününün ikindisine uzanır Yirmibes saatlik bir uykudan uyanan pazarcı, halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar.
Tutar amma, yollarda bir başkalik var, pazara
gidenlere rastlayacaği yerde, pazardan dönenleri görür. Dönen bir pazarcıya,merakla sorar;

Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz?

Pazarci ertesi günün Niğde pazarini işaretle;” Geçti Bor’un pazari , sür eşşeğini Niğde 'ye babalik” der.


Bu hikayeyi milli takıma uyarlayalım ;
Pazarcı : Federasyon
Eşek : Milli futbolcusuna küfreden taraftar
Yiyecekler : Milli futbolcu
25 saatlik uyku : Yılmaz Özdil'in yazısından, dünkü maçın sonlarına kadar geçen zaman
Tütüncü Hasan'ın bağı : TT Arena Stadı
Ulupazar : Euro 2012'ye ev sahipliği yapan Polonya ve Ukrayna
Bor'un Pazarı : Anadolu'daki stadyum
Pazardan dönen pazarcı : Ben ve benim gibi düşünenler...

2 yorum:

Eser Cihan dedi ki...

Pazardan o kadar çok pazarcı döndü ki, federasyon hala nasıl görmüyor hayret !! :(

Hikmet AKKAN dedi ki...

Biz gördüklerimizden çok hayal ediyoruz.
Gerçekleri gördüğümüz halde ısrar ediyoruz.
Bu kadar basit.

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..