Ballı neslin balsız bedevileri..

Ballı bir nesiliz..

2. Lig B, Türk Telekom LigA (Bank Asya) play-off'lar finaller derken Süper Lig'e ulaşan, UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmeye kadar yükselen ballı bir nesil.

Yersek 2. Lig B serüvenin sil baştan devam edeceği son penaltı atışını kalecimiz Hakan Olgun'un ayağıyla kurtarması ve ardından atılan penaltı ile eşitlenmesiyle kazandığımız günden Marsilya ile eşleştiğimiz UEFA Avrupa Ligi arasında sadece 6 yıl 2 ay 15 gün var..


Mayıs 2006

Ağustos 2012

Merdivenlerin birer birer çıkıldığı, yorulup duraksamayla oluşan zaman kaybını pek fazla yaşamayan dinç bir nesil..

Eskişehirspor'la Ankara Cebeci İnönü Stadyumu'ndan önce ASAŞ Stadı'ndaki liderlik çekişmeleri ve sonrasındaki play-off macerası ile tanışmaya başlayanlar şaşalı dönem sonrası Eskişehirspor tarihinin en ballı neslidir.

302'lerin sıra sıra stadyumun yanında dizildiği, gidilen stadyumlardaki biletlerin belediye otobüs biletlerini andırdığı, turnikelerde 1e 3-4-5'in bile yapılabildiği ballı nesil..

O dönemde play-off'lara aşırı gidişlerle önüne geçilemeyen mevzulardan mütevellit Ankara yolunda hiç bir tesiste durdurulmayan, açık bayilerin kepenk indirdiği ve Pamukova civarında camsız geri dönüşleri tadan yeni nesil..

O dönemde stadyuma yeni yeni ayak basanların deplasmanlarda aldığı tadı, play-offlardaki kenetlenmeyi ve inançlı orduyu görüp de bu takımın peşinden düşmüş olabilme ihtimaline iddaada 1e 1965 falan verirlerdi zaten.

Tutunduğumuz yüksekten ellerimiz ile sıkı sıkıya bağlı bizler, paso maso zımbırtısıyla parmaklarımızın üzerinde zıplamalarıyla düşürülmeye çalışılsak bile..
Düşmeyeceğiz!

O günler yükselişti, her şey istenildiği gibi gidiyordu.

Spor gazetelerinin ilk sayfalarında, takımını yere göğe sığdıramayanların alt liglerdeki şampiyonluğuna 2 satır yeri konduramayan bir düzeni alt üst etmeyi dilinden düşürmeyen nesil..

''Biz de özleik biz de
Sami Yen'de Kadıköy'de
İstanbul p.çlerine
Saldırmak emanetle!''

''Silah çekildi, taşlar atıldı, gökyüzünden kafamıza saksılar yağdı
P.ç basın çıktı, bizi suçladı, Eskişehir taraftarı hep yalnız kaldı!''

Düzeni alt üst etmenin, dillerden düşmeyen şampiyonluk şarkılarının ülkenin en tepesindeki liginin en tepesine çıkılarak da söylendiği günleri görmenin yolu en tepe lige çıkmaktan geçiyordu.

2007-2008 sezonunda 3. bitirdiğimiz ligde kalınan Play-offlar İstanbul'dan, İnönü Stadyumu'ndan geçiyordu.

İlk maçta, Diyarbakır nefes nefese geçen penaltılarla saf dışı bırakılmış finalde ise Bolu gelmişti.

Düzene çomak sokacağını inanan bir takımın taraftarlarının takımlarına layık gördüğü, yıllarca uzak kaldığı yuvası olan en üst lige çıkmak için sadece bir maç kalmıştı..

Coşkuyu anlatmaya gerek yok, o güne ait fotoğraflara bakmak yeterli.


Konumuz bu ballı neslin balsız bedevileri..

Diyarbakır maçındaki penaltılarda en kuvvetli şekilde nefesini harcayanlar ordusu kısa sürede dinlenmiş ve yuvaya dönüşün son maçı için evlerinden çıkmışlardı.

Herkes otobüslere binmiş Hasan Polatkan Migros önünde bin civarı bedevi..

Şehirde otobüs kalmamış o yüzden orada kalmıştık, denk getirildiği takdirde siyasi bir partinin civar ildeki mitingi için giden otobüslerin camlarını indirmek gerilen sinirlerimize iyi gelecek olsa da bunun için zamanımızı harcama lüksümüz yoktu. Yuvaya dönüşe yerinde şahit olmaya saatler kalmıştı. 

Önce istasyona gittik yakın arkadaşlarla. Trene bilet kalmamış olsa bile kaçak biner, gerekli cezayı öderiz. (Cepte o kadar para da yok, kimsede..) Riskleri göze almamıza rağmen bizi İstanbul'a yetiştirecek tren o saat aralığında yoktu..

Koşturduk çevre yoluna, Yunus Emre Kampüsü civarına.. 

Geçen arabalara el ediyoruz, üstümüzde formalarla niyetimiz belli..

Sonra bir araba yanaşıyor yanımıza ''Oldu lan!'' diyoruz. Ama bakıyoruz arabada 3-4 kişi, sağ öndeki cam açılıyor ve ''Bizim işimiz çıktı gidemiyoruz, alın bu biletleri gidebilirseniz siz kullanın.''. Harbiden, gitmek için çabalıyorduk ama elimizde henüz biletimiz bile yoktu? Olsun, oraya gidince her türlü girerdik ama şimdi elimizde bilet de vardı, hem de hepimize yetecek kadar..

Saatler oldu duran yok, umutlar tükendi. 

Stadyumda bilet bulunmadığı, karaborsa yapanların patates edildiği haberleri elimizde biletlerle mal gibi kalışımızın sinir katsayısını arttırıyordu,
Kodumun çevre yolunda bir Allah'ın kulu İstanbul'a götürmedi bizi..

Çaresiz döndük, şehirdeki atmosferi görürüz en azından diyerek avundurduk birbirimizi. 

Adalar Porsuk'ta kurulan dev ekran önünde attık sevinç çığlıklarını. Sonrasını da Allah çarpsın hatırlamıyorum...

Ellerinde biletle şehirde, elleri biletsiz stadyum dışında kalanlar..
Ballı neslin balsız bedevileriydik, 
7 yıl önce dün..

''Mülakat''larla büyüyen çocuklar..

Geçen sene bu saatler, 
Uykuda uyuyamayışlar, parkta sızışlar, öncesindeki hengamenin geçmişi epey olmuş, bir düğün varmışcasına yapılan hazırlıklar..

Geçen sene bugün,
Yola çıkışlar, konvoy yapışlar, durumu sorgulayana karşı çıkışlar, raporlar, izinler ve istifalar..

Görünen;
Bir ''Kupa'' uğruna.. 

Ama zaten sadece gösterdiğimiz kadarını bilebilirler değil mi? 
Sahiden, 
Biz mi bu kadar beceriksiziz bu gösterişte, bizden olmayanlar mı salak?

Bir ''Kupa'' uğruna Konya'ya giden on binler.. 
Hass*ktirin ordan..

******

Hayat fena halde futbola benzer lafını ayyuka çıkaran zat-ı muhtereme teessüf ediyorum; Kendisi bulmasaydı eğer bizden de dökülürdü bu kelimeler. Yağmurun yağdığı yerde toprak olmasıyla oluşan çamur kadar olağan bir şey yani. 

Şimdi neresinden başlamalı bilmiyorum, saat 04:48 ve hoca efendi saba makamında seslendiriyor ezanı. 

Dün 26'ya ayak bastım, yıllardır beklediğim yaş, plakaya ulaştık.
Plaka takıntısı had safhada. Telefon numaralarımın sonu, tc kimlik numaramın sonu, faturaların olmadık yerlerindeki o iki rakamın yan yana gelişleri falan küçük küçük birer kupalardır benim için. 

Hatta ''E.A. 26 yaşında hayatını kaybetti'' cümlesi bile bir lütuf Allah sizi inandırsın.

Neyse mevzuya girelim inceden..

Hikayelerle Büyüyen Çocuk olarak yola çıkmıştık geçen yıl ''Kupa''ya uzanmaya;
Konya'ya gitmiştik, umutlu ve heyecanlı, 

Mülakatlarla Büyüyen Çocuk olarak yola çıktım 2013 Eylül'de ''İş''e uzanmaya; 
Kayseri'ye gitmiştim, umutlu ve heyecanlı.

Lig konumuna göre hak kazanmıştı kupaya katılmaya takımım,
KPSS'de baraj puanlarını geçerek hak kazanmıştım iş başvurularına. 

Takımım rakiplerini eleyerek tırmanırken kupaya doğru,
Ben de puanımla eliyor rakiplerimi ve listeye giriyordum. 

Finaldi bu.. 

Önce yollara düşülüyor;
Taraftar: ölçülerini alıyor stadın, ''Nereye ne asılacak?'' ve ''Kaç metre olacak?''
İş arayan: ikametini aldırmak, kuralına uygun bir ''İşçi'' statüsünde olmak adına iş gücünün olduğu şehirde son pürüzleri gideriyor.

Satışa çıkan biletler için gece gişede sabahlayan taraftar,
Teslim edilecek evraklar için otobüste, garda sabahlayan bir iş arayan.

Bilet alınıyor, evraklar teslim ediliyor ve bekleniyor final günü..

Öyle boş boş beklemek olmaz, hazırlanmak gerek!

Taraftar pankart boyar, çeşitli organizasyonlar düşünürken,
İş arayan ise veriyor kendini mesleki bilgiye.. 

İkisinin de amacı aynı ''Çalışmadan kazanmak olmaz!''

Derken final günü geliyor.. 
Rakipten daha çok çalışanın kazanmaya yakın olduğu (YA DA OLMASI GEREKTİĞİ) final.

Taraftar binbir zorlukla turnikeye, 20 civarında adamın mücadele edeceği sahaya,
İş arayan ise masaya oturmuş 4-5 kişilik komisyonun bulunduğu odaya ulaşmayı bekliyor..

Taraftar destekliyor takımını,
İş arayan cevaplıyor sorulanları, 

Sahada hakemler zorlarken tarafın/taraftarın sabır sınırlarını, 
Odada komisyon üyeleri yükleniyor iş arayana..

Hakemin ilk yarı düdüğü sahadaki sonucu taraftara,
Komisyonun sınav sonu ''Çıkabilirsiniz'' lafı ise iş arayana sonucun yalnızca %50'sini gösteriyor.

Takım ilk yarı galipmiş/mağlupmuş ya da berabere bitmiş,
Soruların hepsini bildim/bilemedim ya da birazını bildim..

Mağlupken kazanılabileceği gibi, 
Her şeyi bildiğin halde de kaybedilebilir. 

Başlayan ikinci yarının son düdüğüyle Eskişehirspor,
2013'ün sonu 2014'ün başında açıklanan sonuçla ben kaybettim, o günlük..

-

Konya Mayıs-2014'te ''Şaaampiyon'' diye haykıran taraftarı, ''Canın sağolsun, hayırlısı olsun..'' diyen ailesi tesilli etmemiş miydi? 
Etmişti..

Daha önceki sene yarı finalde verilmeyen gole ve sonrasında kaybedilen finale üzülen taraftarın, asil listeye girip de saçma sapan bir sıraya atıldığında hakkı yenmemiş miydi?
Yenmişti.. 

Birinde hakemler, futbolun baronları, 
Birinde ise emmiler dayılar, ceketli kravatlı..
Bunların birleşim kümesine bir ad verelim : ''Emek Hırsızları''..

Mevzu kupa değil abiler.
Gördüğünüz kupanın sapı,
Görmediğiniz o kupa içinde heba olan uğraşlar..

Mevzu, taraftarın boyadığı kumaşı kirli oyunlarla lekemeleri, 
Mevzu, bu mülakatların adaletsizliği..


Mevzu tüm bunlara rağmen kupayı almak, işe girmek, aşık olmak, mutlu olmak, sağlıklı yaşamak..
Mevzu ''Hak Ettiğini Almak!''

2 gün önce yeni bir mülakata girdik,
Ve unutmasınlar ki 
''Biz sadece o günlük kaybettik.''

Ve unutmasınlar ki 
''Kazananlarımız var!''



Bu gadget'ta bir hata oluştu

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..