Alın size marka değeri

Süper lige son çıktığımız yıl, 2008-2009 sezonu..
Yıllarca hasreti çekilen günlere kavuşulmuş ve herkes kombine bilet fiyatlarının belirlenerek satışa çıkmasını merakla bekliyordu.

Kombine bilet fiyatları açıklandığında belirlenen 480 TL taraftarın büyük bir kısmı için pahalı olarak gözükse de bir kısım da zor günlerin ardından Eskişehirspor'u izlemek buna değer fikrini savunabiliyordu. Ama şöyle bir gerçek vardı ki Eskişehirspor'un 2008-2009 yılında belirlenen açık tribün kombine biletleri asgari ücretten daha pahalıydı!
(1 Temmuz 2008 itibariyle uygulanan Asgari Ücret (net) 432,97 TL)

Gösterilen tepkiler sonucunda kombine fiyatları kısa süreliğine 380 TL olarak güncellenerek satışı yapıldı ve Eskişehirspor geçmiş sezonların büyük çoğunluğunda olduğu gibi yine dolu tribünler önünde oynadı.
(2008-09 ligin sahamızdaki ilk maçı / Hacettepe - Açık tribün 25 TL) 

- 31 Mart 2011'de kabul edilen ve 14 Nisan 2011'de resmi gazetede yer alan 6222 sayılı yasanın getirdiği sert hükümlerin tribünlerde uygulanmaya başlanarak taraftarı adeta bir BBG evinde hissinde her hareketinin izlenmesi ve abzürt biçimde henüz uygulayıcılar tarafından idrak edilmemiş, oturmamış ceza sisteminin uygulanması ile
- 3 Temmuz 2011 şike süreci sonrası sorumluların yeterince cezalandırılmadığı, adaletin sağlanmadığı izlenimde devam eden süreç tribünlere ve doğal olarak da Türk Futbolu'na ağır zarar verdi.

Bu dönemlere tutkulu taraftarın stadyumda çoğunlukta olduğu son dönemler de denebilir..

Tribünün, taraftar topluluğunun hayatının her alanında etkili oluşunu bir silah, bir tehdit olarak sezinleyenlerin 6222'ye yaslanmasıyla tutkulu topluluklar stadyumlardan uzaklaştırılarak taraftarın müşterileştirmesi süreci başladı.. (Müşteri olarak gören zihniyet elbette yeni başlamıyordu fakat ilk kez bu kadar hissedilir hale gelmeye başlamıştı)

Sporda Şiddet ve Düzensizlik önlenecek diyerek münferit taraftarın kafasında ''Yaramaz insanlar, şiddeti körükleyenler, bedavacılar vs. vs. elekten geçirilip stadyumlardan uzaklaştırılacaklar'' imajı yarattılar.
Kullanılacak elek yöntemi olarak da ''Passolig'' denen banka kartını insanlara sundular.

Ben Sivas deplasmanındaki cezamı stadyuma meşale soktuğum için, stadyumda yaktığım için; yasa gereği işlediğim suçtan dolayı ''Passolig'' henüz yokken yedim. Tribündeki şiddetten, beleşçilikten, düzensizlikten rahatsız olarak bu uygulamaya olumlu bakan münferitlerin bilmediği de tam olarak budur.
Eldeki imkanlar yasalarda belirtilen suçu işleyenleri yakalamak ve cezalandırmak için yeterli iken çıkartılan bu kart birilerinin cebini doldurmaktan başka bir işe yaramıyordu.

Kulüp başkanları, yöneticiler..
Bir kaç istisna dışında diretemediler,
tutkularına ölümüne bağlı bu insanlar her koşulda gelir dediler,
bedava bilet kesilir daha çok kulüpler daha fazla kazanabilir dediler,
*
istisnalar dahil sisteme ayak uydurdular,
seyirci gelirleri düştü diye ağlandılar,
belediyeler, okullar aracılığıyla bedava kartlar dağıtarak zaman zaman fiyatlarda 'damping' yaptılar..

Banka kartına ilk başlarda ücreti mukabilinde daha sonra ise bedava ve dampinglerle sahip olanların yer aldığı stadyumlarda yine de ''Şiddet ve Düzensizlik'' noktasında azalma görülmedi;

Kulüpler daha fazla para cezası ödedi,
zaten dolmayan stadyumlar bazen kısmen bazen de tamanen ceza olarak kapatıldı,
tribünde önlenmesi ve tespit edilmesi daha  kolay olan olaylar stadyum dışına taşarak takım otobüsü kurşunlanmasına kadar ulaştı..

Bunların hepsi bir araya gelince de Türk Futbolu'nun marka değeri dibe vurmaya başladı doğal olarak,
Avrupa'ya giden takımlar ve milli takım tribünlerdeki boşlukla, müşterileşmeyle de doğru orantılı ilerleyemediler.

Milli takımın kalecisine edilen küfür ve maçı terkedişinin de, son dakikalarda desteğe ihtiyaç duyulurken erken edilen prostestoların da sorumlusu futbolu yönettiğini zannedenlerdir.

Mehmet Demirkol'un da dediği gibi ''Sen adamı müşteri olarak görüyorsun o da ister istemez kendisini öyle hissediyor ve karşılığını alamayınca ıslıklıyor, yuhluyor..''

Günümüzde gelinen nokta da durumun vehametini gözler önüne sermektedir.  Dünyaca ünlü yıldız transferler müşteri memnuniyetinden ve futbolumuza yapılan kalp masajından fazlası değildir.

Son çırpınışlardaki ligimizin önemli transferler ile sadece isim reklamı yapan takım ve liglerden bir farkı kalmadığının da açıkça göstergesidir.
(Trezequet, Del Piero, Mikael Silvestre, Robert Pires ve Anelka'nın Hindistan'a, Jermain Defoe, Henry ve Beckham'ın Amerika'ya, Vagner Love ve son olarak Demba Ba'nın Çin'e gitme durumları)

Kulübümüz bazında da dik duramayan yöneticilerinin her birinin sorumlu olduğu bu süreçte mevcut yönetimdekiler de ''Müşteri memnun değil'' kanısına varmış olacaklar ki birkaç gün önce açıklanan Eskişehirspor'un açık tribün kombine fiyatı 100 TL olarak belirlendi.
Vallahi de billahi de şaka değil, 100 TL.

Geçtiğimiz hafta kulüp başkanımız Mesut Hoşcan'ın ''passoligin bize taraftar başı maliyeti yıllık 68 lira 50 kuruş'' şeklinde bir açıklaması vardı. Bu durumda kombine sahiplerinin kulübe katkısı da 31,50 TL gibi komik bir rakam oluyor.

Digitürk'ün her maçı yayınlanması, passolig falan derken en önemli gelir kaynaklarından olan bilet gelirleri dibe vurdu fakat seslerini çıkaramıyorlar.
Çünkü tüm bunların kabulünde hepsinin parmağı vardı, olmayanların temsili vardı, olsaydılar da muhtemelen aynı şekilde boyun eğerlerdi.

Kulüplerin bilançolarını göz önünde bulundurarak bankaların nakit para desteği vermediği bir ortamda ortaya çıkan passoligçi Aktifbank'a anlık sıcak para/günü kurtarmak için kulüplerin geleceklerini uzun vadeye ipotek ettiler, müşteriyi taraftara tercih ettiler.

Futbolu yönetenlerin başı çektiği süreçte Eskişehirspor'un geldiği noktayı da kombine fiyatlarına bakarak anlayabiliriz ;

2008-2009 sezonu 480 TL (Kısa süreli 380 TL)

2009-2010 sezonu 280 TL


2010-2011 sezonu 280 TL forma+atkı

2011-2012 sezonu 300 TL

2012-2013 sezonu 200 TL + Mithat Körler ''Bekle bizi Avrupa'' CD

2013-2014 sezonu 220 TL

2014-2015 sezonu 160 TL (Pasolig)

2015-2016 sezonu 100 TL

Artık sahasında 3-0 gerideyken bile taraftarın desteğiyle alınan 4-3'lük Denizlispor maçları muhtemelen olmayacak, ağır mağlup takımlar oyun içinde desteğe ihtiyaç varken (milli takım dahil) ıslıklanacak, stadyumlar maç bitmeden boşaltılacak.. Çünkü sistem böyle devam ettiği sürece stadyumlarda çoğunluk tutkulu taraftarlar değil ''Müşteri''ler olacak.

7 sene önce asgari ücret 432 TL kombine 380 TL'yken şimdi asgari ücret 1000 TL ve kombine 100 TL
Alın size futbolun marka değeri,
alın size 6222,
alın size digitürk,
alın size passolig..


6222 kurşun geçirir; ya fikirleriniz?

Dün Ankara'da görülecek davaya bakan nöbetçi hakimin duruşmayı 30 Eylül'e ertelemesi sonucu Fenerbahçe'nin üniversite oluşumu Ünifeb pasolig alacaklarını açıklayan bir bildiri geçti bugün ve konuyla ilgili tartışmalar aldı başını gitti. 

Bu durumda olan onlarca oluşum ve binlerce münferit insan olabilir, bu noktada anormallik aramıyorum, zaman uzar direnç düşer. 
(Sevdiğine ilk gün koyduğun posta ve umursamayış 1 saat, 1 gün, 1 hafta, 1 ay, 1 yıl sonra işkenceye dönebilir, direncin kırılır yazarsın, gibi.) 

''Geçtiğimiz sezon sadece ilk yarı bile tüm tribünler boş kalsa yeterdi, sisteme ilk sene vurulacak darbe çok önemli'' düşüncesiyle sevdasından ayrı kalmak pahasına o illete bulaşmayan her renkten tribüncüye elbette saygı sonsuz, eyvallah.. 

 -da 
Geçen sene direnip bu sene pasolig alan adam ''Uygulama boykot ile kalksa geçen sene kalkardı, direnç düştü tribünler doldu'' veya "dayanamadım" diyebilir, "umudum kalmadı ve aldım" diyebilir hatta en yalın haliyle ''Transferler efsane, stadyum yeni'' der anlarım da; 
"Herkes aldı bir biz kaldık" nedir? Böyle savunma mı olur amk? 

O halde sana göre doğru kavramı senin kafandakilerin ve davranışlarının çevre tarafından olumlu karşılanması halidir. 

Senin düşüncen, senin davranışların yalnız kalmışsa kendini kalabalığın doğrularına teslim ediyorsun demektir. 

Süslü cümlelerle ''6222 kurşun geçirir'' diyorsun tamam ama senin fikirlerine de ateş etmişler farkında değilsin. 

Fikirleriniz kurşun geçirmediği zaman ele avuca gelir bir tribün kültür düzeyine gelirsiniz, kartlarınız hayırlı ve her daim açık olsun. 

5 kişi de kalsak / #passoligboykot

Rötarfanis Gekas

Evet istediklerim oluyor, olmuyor değil;
Sıkıntı şu ki bir kaç yıllık rötarlar var.

Evet Gekas'ı deliler gibi bu takımda görmek istiyordum; 2 yıl kadar önce.

Şu an gönlüm taraftar, sense Gekas. 
2 yıl sonra çok su götürür bu transfer gülüm.

Futbol dili, taraftar gözüyle bu kadar. 

Az biraz da açıköğretim iktisat var nacizane;
Marjinal fayda gülüm.


Bu gadget'ta bir hata oluştu

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..