Arka ta'RAF'takiler.. (Ömer TOPRAK ve niceleri)

Her ne kadar kızsak da küssek de üzülüyor be insan..

Ülkenin bayrağının uluslararası bir organizasyonda dalgalanamayacak olması, tv karşısında hangi ülkeyi destekleriz arayışına girecek olmamız falan..

Ama bu zihniyet bunu haketmişti..(Ceremesini biz çekiyoruz, orası ayrı !)

Zihniyetin değişeceğini umduğumuzdan, Euro2012'ye gitmiyor olmamız da ''Herşeyde bir hayır var..'' lafına yöneltiyor insanı, ister istemez..

Bu ''Hayır''ların ilki bugün gerçekleşti sanırım.
Ömer TOPRAK..

O, 5 gün önce enkaz altında kalmış bir milli takımdan bugün sağ çıkarak, hala birilerinin bu ülke futbolundaki enkazdan sağ çıkabileceğinin sinyallerini verdi ..

Birçoğumuz O'nu, bir Sabri kadar, bir Selçuk Şahin kadar bile tanımıyorduk ve bu durum kesinlikle abzürd değildi..

Bize yukarıdaki isimleri, bir markette rafların ön kısmına koyulan, tarihi arkadakilerine göre daha eski yiyecek-içecekler gibi sundular !

Daha çok tercih edilecek, daha çok işimize gelecek şeyleri hep arka taraflarda saklamaktan bıkmadılar..

Müşteriler elini arkaya uzattığındaysa kötü kötü baktılar, bakkal amcalar..

Elbet bir gün arka taraftaki ürünlerden de faydalanacaktık fakat öndeki eski tarihlilerin miyadını doldurması şartı mı aranmalıydı ?

Bugün, öndeki tarihi eskimiş, bunu izleyin bunu izleyin diye diretilen bazı futbolcuların Hırvatların darbesiyle raftan düşmesiyle arka taraftaki Sinan Bolat, Gökhan Töre ve en göze batanıysa Ömer Toprak'ı görme fırsatı bulduk..

Allah razı olsun o Hırvatlardan, çok iyi yapmışlar, pek iyi etmişler..

21 Temmuz 1989 tarihinde Almanya'da dünyaya gelen, SC Freiburg altyapısında yetişen Ömer Toprak şu anda Bayer Leverkusen'de.
Daha başında olduğu kariyerinde ;
2008 - Avrupa 19 yaş altı futbol şampiyonası şampiyonluğu (Almanya u-19) 1 kez
2008-2009 Bundesliga-2 şampiyonluğu (SC Freiburg) 1 kez
2007-2008 Oberliga şampiyonluğu (SC Freiburg II)
2007-2008 U-19 Bundesliga şampiyonluğu (SC Freiburg u-19)

Ömer Toprak için ''Almanya'nın en yetenekli stoperi'' tabirini kullanmış Alman milli takımının 100'ler kulübüne girmiş eski futbolcularından Jürgen Kohler..

Bugün belki de 20 milyon Türk'ün yeni fark ettiği Ömer'i elin Alman'ı keşfedeli hani olmuş..

Enkaz altında kalan Türk futbolunda nice Ömer'ler var buna inanıyorum..

Bundan sonra tarihi daha eski malları arka taraflara saklamayan bakkal amcalar lazım bize..

Bilmem anlatabildim mi ?

Dipnot : Bu kadar yazmışsın da adamın bir tane milli formayla fotosunu koymamışsın diyenler olabilir, farkındayım ve tek başına bir fotoğrafını bile bulamadım. Aslında yukarıdakilerin özeti de bu sanırım..

Geçti Bor'un pazarı...

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce yaklaşık 1 ay önce yazdığımız ''İstanbul milli maçlara doydu..''yu hatırlayalım.

Yılmaz Özdil'in play-off'lara kalmamızla birlikte yaptığı güzel tespiti konu edinmiştik. Ne diyordu Yılmaz Özdil ; Milli maçların İstanbul'da oynatılmaması için federasyona adeta yalvardığını belirten konuşmasında, Bursa'nın milli maçların oynanması için biçilmiş kaftan olduğunu eğer orası olmazsa diğer adayının da Eskişehir olduğunu dile getirmişti.

3 sene önce Mehmet Demirkol'un, 1 ay önce Yılmaz Özdil'in gördüklerini bu işin en üst kademesindeki saygıdeğer İstanbul aşığı yetkililer göremedi..

Sonuç ?

Dünya'da eşi ve benzerine kolay kolay rastlanmayacak şekilde, kendi ülkenin anlı şanlı bayrağını taşıyan futbolcuna ağza alınmayacak küfürler ve onların da aynı şekilde tribünlere cevabı...

Sebep ?

Galatasaray (X,Y,Z,) formasıyla maça gelen,
Fenerbahçe (X,Y,Z)'de top koşturana Milli Futbolcu gözüyle bakmaktan aciz zihniyet!
2 Eylül 2011'de yine TT Arena'da oynanan Azerbaycan maçında, daha önce de bu şekildeki olumsuzlukların olması sebebiyle Galatasaraylıların konuşlandığı tribünde ''Milli Takım Kulüpler Üstüdür!'' pankartı açılmış ve dün yaşanan olumsuzlukların bir daha yaşanmayacağı gibisinden bir mesaj verilmeye çalışılmıştı..
Demek ki neymiş ?

Tutulmayacak sözler verilmeyecekmiş...

Gelelim maçların Anadolu'da oynatılması gerektiği konusuna.

Spor kamuoyunda Yılmaz Özdil'in söylediklerine pek arka çıkılmadı.

''Amaaan, bütün basın Anadolu'ya gitmek zorunda kalacak..'' di mi ?

Di...
Dün gece, maçların bulunmaz hint kumaşı yorumcularından olan Rıdvan Dilmen, maçın sonlarına doğru ağlamaklı bir ses tonuyla ''İstanbul'a maç falan vermesinler, Anadolu'da oynansın..'' gibisinden zırvaladı...

İşte yazar ve yorumcular arasındaki kalite farkı da burada ortaya çıkıyor..

''Olumsuz bir konuyu, olaylar patlak vermeden önce dile getirip, çözüm önerisi sunabilmek..''

Sen durma ''Gol olur..'' demeye devam et Rıdvan Dilmen...

Ya tutarsa!

Diiiğ mi ?

Di...

Artık yorumcuların çoğu, milli maçların İstanbul'da oynatılmaması gerektiğini savunmaya başlayacaklar. Bakın ''Anadolu'da oynatılması gerektiği''ni demiyorum ''İstanbul'da oynatılmaması gerektiği''ni söyleyecekler. Tıpkı Gençlerbirliği Beşiktaş'ı yendiğinde ''Gençlerbirliği nasıl kazandı ?'' değil ''Beşiktaş nasıl yenildi ?'' dedikleri gibi..

Ama şöyle de bir gerçek var ;

Geçti borun pazarı sür eşeği Niğde'ye..


Yukarıdaki sözün öyküsü ;
Bor’un pazari Salı günleridir.
Bir gün önceki Pazartesi günü hazırlık günü olup,yöresel deyimle “Deripazarı” dir.
Asıl Pazar gününe de ULUPAZAR denir.
Deri pazarı günü, otuz kirk kilometre uzaktan gelecekler ve Salı günü pazara yetişeceklerin hazırlık günüdür.
İlçeye, bu deri günü gelenler, ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler.


Bu hazırlık günü çalışmaları,yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi.
Sonbaharin yazdan kalma bir günü, erken saatlerde, kırk kilometre uzaktaki köyünden çikan bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde, geçmiş ikindi zamanıdır. Molayi, yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşi mevkiindeki, Tütüncü Hasan’in bağina verir. Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke
sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar.


Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş, bağli bulunduğu ağacın kabuklarini kemirmeye başlamıştır. Deri pazarı gününün ikindi zamani başlayan uyku gece de sürdügü gibi, Ulupazar gününün, yani Salı gününün ikindisine uzanır Yirmibes saatlik bir uykudan uyanan pazarcı, halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar.
Tutar amma, yollarda bir başkalik var, pazara
gidenlere rastlayacaği yerde, pazardan dönenleri görür. Dönen bir pazarcıya,merakla sorar;

Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz?

Pazarci ertesi günün Niğde pazarini işaretle;” Geçti Bor’un pazari , sür eşşeğini Niğde 'ye babalik” der.


Bu hikayeyi milli takıma uyarlayalım ;
Pazarcı : Federasyon
Eşek : Milli futbolcusuna küfreden taraftar
Yiyecekler : Milli futbolcu
25 saatlik uyku : Yılmaz Özdil'in yazısından, dünkü maçın sonlarına kadar geçen zaman
Tütüncü Hasan'ın bağı : TT Arena Stadı
Ulupazar : Euro 2012'ye ev sahipliği yapan Polonya ve Ukrayna
Bor'un Pazarı : Anadolu'daki stadyum
Pazardan dönen pazarcı : Ben ve benim gibi düşünenler...

İstanbul milli maçlara doydu..

Azerbaycan'ı zar zor yenerek ucu ucuna EURO 2012 finallerine katılmak için play-off oynama şansı kazanıldı ve rakibimiz EURO 2008'in unutulmaz maçlarından birini oynadığımız, sonrasında üzülen taraf olan Hırvatistan oldu..

Milli takımın İstanbulspor olduğu, futbolcuların İstanbul takımlarına transfer olduktan sonra seçildiği ve Anadolu takımlarında oynarken milli takıma seçilmenin neredeyse imkansız olduğunu yazmıştım daha önce.

Bu çarpıklığı sadece saha içiyle sınırlamakla hata yaptığımı ve saha dışındaki İstanbul gerçeğini atlamışım ne yazık ki. Bunu hatırlamamı sağlayan da ülkenin kalemi en kuvvetli köşe yazarlarından (belki de en kuvvetlisi) olan Yılmaz Özdil..

Özdil, bugün CNN TÜRK'te yayınlanan ''Spor Masası'' programında play-off'ta oynanacak Hırvatistan maçı temalı konuşmalarında çok önemli bir noktaya parmak bastı.

Milli maçların İstanbul'da oynatılmaması için federasyona adeta yalvardığını belirten
konuşmasında, Bursa'nın milli maçların oynanması için biçilmiş kaftan olduğunu eğer orası olmazsa diğer adayının da Eskişehir olduğunu dile getirdi.




Az önce de belirttiğim gibi yazarlık konusunda iyi olduğu konusunda şüphem yoktu ancak futbol konusunda az çok birşeyler söyleyebileceğini düşünürken bu kadar ince bir konuya böylesine hakim olmasına şaşırdığımı gizlemeyeceğim.

Yunanistan'ın Hırvatistan'ı 80.000 kişilik olimpiyat stadı yerine, 30.000 kişilik Karaiskakis Stadı'nda kurduğu baskıyla alt edebildiğine kadar hakimdi konuya..

Yazdığı hemen hemen her yazıda olduğu gibi bu konuda da karşısında durabilecek birisi yoktur diye düşünüyorum.
Fakat şöyle de bir durum var. Bu konuyu bu şekilde dile getiren isim ne kadar güçlü olsa da bizim yine 3-4 sene sonra ''Milli maçlar İstanbul'da oynanmasın!'' konusunu konuşma ihtimalimiz çok yüksek.
Öyle ki, bundan 3 sene önce de EURO 2008 döneminde, önemli spor yazarlarından Mehmet Demirkol da aynı konuya parmak basmış, Yılmaz Özdil'in dile getirdiği unsurlara dikkat çekmişti.

Milano'da İtalya oynamaz, benim bu konuda aklımdaki 2 şehir Bursa ve Sakarya demişti. Daha sonra arkasından Kayseri, Trabzon, Gaziantep, Adana şeklinde milli takıma sahip çıkacak şehirleri sıralamıştı..
video

Bana göre de Bursa bu görev için en uygun şehir ancak Mehmet Demirkol'un da belirtmiş olduğu gibi, milli maçlarda milli forma yerine Bursa forması giyildiği takdirde İstanbul'dakilerin düştüğü hataya düşmüş olacaklar.Tıpkı 2010 Dünya Kupası Elemeleri'nde 14.09.2009'da Bursa'da oynanan Ermenistan milli maçı gibi..
O maçı izleyip ülkemizin rengini bilmeyen başka bir ülkenin vatandaşı renklerimizi ''Yeşil-Kırmızı-Beyaz'' sanmıştır, haksız mıyım ?

Yine tam 2 sene önce bugün (13.10.2009) u21 milli takımımız Ermenistan'la Eskişehir Atatürk Stadı'nda karşı karşıya gelmiş ve son dakikada gelen golle kazanmıştı.
Bu maçta, A milli takımımızın İstanbul'da görmediği destek u21 takımımıza Eskişehir'de gösterilmişti BandoESES eşliğinde..

Demem odur ki üstadlar sonuna kadar haklı ! Düşünceleri destek bulursa onları bahsettikleri şehirlerin mahçup etmeyeceğine eminim ancak 3 sene sonra yine bir başka yazarın bu konuyu hortlatacağını ve yine boş boş kendi kendimize bu konuya kafa yoracağımızı görür gibiyim!

Federasyon yetkililerine şöyle seslenmek istiyorum ;
Sen karnı doyan bir çocuğa zorla birşeyler yedirmeye çalıştığında ya çocuk tıkanır ya da üstüne çıkarır..
İstanbul milli maçlara doydu, üstüne çıkarmasını beklemenize gerek yok öyle değil mi ?

OoOooOOooo Oleyyy !

Bugün, Oğuz Çetin gibilerinin katkılarıyla kurulan ve çevremdekilerin tabiriyle ''İstanbulspor''un maçı vardı Almanya'yla. Yenildiler, yenilmekle kalmadı ezildiler, ezilmekle de kalmadı üstlerinden geçti Panzerler..


Hani argo tabirle bir laf vardır ya ''Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almayı bileceksin!'' diye, o zevki bile almadı mızmızlandıkça mızmızlandı İstanbulsporlular. Burdan da şu argo terim çıkıyo ''Ne emmeye geliyonuz, ne gömmeye!''.

Çok mu argo konuşuyorum ? Haklısınız..


Bir ülkenin milleti, bir ülkenin milli takımından soğutulurken birşey yok gerçekler yazılınca ''Şşşşt'' ayıp olur, bahsettiğin takım milli takım vırt zırt..

Benim için bu milli takım dedikleri şey maç başlarken çektirilen 11 kişilik fotoğraflarda gözüken vücutlar dışında kalan Kırmızı-Beyaz üzerinde ay-yıldız bayrağımız olan tekstil ürünlerinden ibaret..
Geriye kalan o isimler, 1 bilmem kaç boya, bilmem kaç kiloluk vücutlar ise, içinde bulunduğumuz durumu sorgulamak yerine, ''Mesut Özil'' gibi böylesine şikayetçi olduğumuz bir kadrolaşmadan uzak duranlarla uğraşanların milli takımıdır. Onlar için ülke futbolunda herşey dört dörtlüktür; Sabri Heinze'dir, Hakan Balta Lahm, Servet Ferdinand'tır..
Mesut Özil ise tü kakadır..
Bugünkü maçta futbol üzerine konuşacak birşey yok.. Çünkü İstanbulspor adına konuşacak bir futbol yok..

Konuşmak istediğim tek şey maçın son dakikalarında 50 bin küsürlük stadda 1500 kişilik Alman tribünlerinden gelen OooOoOOoo Oleeeeey! sesleri.

Kalecileri eliyle neredeyse gol pasını verdi,
OoOOooOooo Oleeeyy!
Orta sahada tıkır tıkır top çeviriyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!
Orta saha da ne ki ?
Ceza sahasında devam ediyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!
9'da 9 yaptılar, 10'da 10 için ülkelerine dönüyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!

Çok mu canınız çekti ?
Biz ne zaman OoOOooOooo Oleeeyy! çekeceğiz mi diyorsunuz ?

Anadolu takımlarında oynamakta olan futbolcularımızı, kulübünde zirve yaptığı halde herkes tarafından pohpohlanan 3-4 takıma transfer olmadan milli takımda yer bulamayacağı düşüncesinden kurtardığımız zaman..
Oğuz Çetin ve onun zihniyetindekiler defolup gittiği zaman..

Yani ;
Daha çok beklersiniz..

Ümitler Eskişehir'de 2.liğe Yerleşti

Maçtan fotoğraflar için Buraya Tıkla!


Eskişehir'de futbolseverler saat 17.00'den itibaren stadı doldurmaya başladı. Taraftar ücretsiz izlenen maça yoğun ilgi gösterdi. Türkiye ve Ermenistan Ümit Milli Takımları saat 17.30 sularında maçın yapılacağı Atatürk Stadı'na geldi.


Anadolu Üniversitesi televizyonu TVA, UEFA için çekim yaptı. Maç öncesi statta Eskişehirli sanatçı Mithat Körler'in, Eskişehirspor ve Milli Takım için bestelediği marşlar çalındı. Açık tribünde bulunan Es-Es Bandosu, marşlar çaldı.


Emniyet güçleri erkek taraftarları açık tribüne, ailesi veya kız arkadaşıyla gelen futbolseverleri kapalı tribüne yönlendirdi. Atatürk Stadı çevresinde trafik yoğunluğu yaşandı. Stat çevresindeki Taşköprü ve Öğretmenler Bulvarı trafiğe kapatıldı.


Polis, stada pet şişe alınmasına izin vermedi. Ermenistan Ümit Milli Takımı'nın stada gelişi sırasında çevik kuvvet ekipleri stat çevresinde önlem aldı.


Taraftarlar, Türkiye Ümit Milli Takımı ısınmak için sahaya çıkarken ''Ne Mutlu Türküm Diyene'', ''Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez'', ''Türkiye'', ''Es-Es'' tezahüratları yaptı. Ermenistan Ümit Milli Takımı sahaya çıkarken yoğıun ıslıklar ve protestolarla karşılaştı.


Açık tribünde Azerbaycan bayrağı açıldı. ''Azerbaycan'' tezahüratı yapıldı.


Maç öncesi ''Sevgili futbolseverler Atatürk Stadı'na hoş geldiniz. Futbolda ırkçılığa yer olmadığını hatırlatır, iyi seyirler dilerim'' anonsu yapıldı.


Stad: Atatürk


Hakemler: Alexandru Deaconu xxx, Eduard Eugeniu Dumitrescu xxx, Sebastian Eugen Gheorghe xxx (Romanya)


Türkiye: Volkan xxx, Serkan xxx, Emre x (Furkan dk. 46 xx,), Serdar Aziz xx, Muhammet xx, Murat xxx, Aydın xx, Serdar Kesimal xx, Mustafa xx, Tevfik xx, (Burak dk. 55 xx) Ferhat xx (Yiğit dk. 59 x)
Yedekler: Cenk, Yiğit, Ferhat, Güray, Umut
Teknik direktör: Hami Mandıralı


Ermenistan: Hovhannisyan xx, Yedigaryan xx, Arakelyan x, Yuspashyan xx, Ajrapetjan xx, Artak Dashyan xx, Manoyan xx, Voskanyan x (Nasibyan dk. 79 x), Malakyan xx (Artak Andrikyan dk. 86 ?), Yagan x, Tadevosyan xx
Yedekler: Fishyan, Bareghamyan, Davtyan, Daghbashyan
Teknik direktör: Flemming Serritslev


Gol: Aydın (90+3)


Sarı kartlar:Manoyan, Yagan, Arakelyan (Ermenistan), Aydın, Serdar Aziz , Mustafa


Karşılaşma 1-0 üstünlüğümüzle sona erdi.
Bu galibiyetle puanını 9'a çıkarak Ümit Milliler, aynı puanlı İsviçre'nin ardından ikinci sırada yer aldı. 

Bosna'da Bir Dost,Bugün Rakibimiz...

Bugün milli takımımız 2010 Dünya Kupası elemelerinde,olmak ya da olmamak maçına çıkıyor.

Rakip Bosna Hersek...

Bosna Hersek'te Türkcell Süper Lig'den tanıdığımız,Eskişehirsporlu Safet Nadarevic takımın önemli isimlerindendir.Bugünkü maçta da forma giymesi beklenen Nadarevic'in performansını yakından izleyeceğiz.


Birçok kesimin görüşüne göre,Bosna'yı yenmemiz veya yenilmemizin anahtarı Safet Nadarevic'in performansıyla da bağlı olacak.Defansın göbeğinde oynayan Nadarevic'in yapacakları her iki takım için de oldukça önemli olacaktır.

Çıkması muhtemel ilk 11'ler...

BOSNA HERSEK

Supic
Jahic
Nadarevic
Spahic
Rahimic
Ibricic
Muratovic
Salihovic
Ibisevic
Muslimovic
Dzeko

TÜRKİYE

Volkan
Gökhan Gönül
Önder
Servet
Hakan Balta
Hamit Altıntop
Emre
Arda
Tuncay
Semih
Sercan

STAT: Bilino Polje

SAAT: 21:00

HAKEM: Manuel Olegario Bartolo F. Benquerenca

YAYIN: FOX TV

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..