Deplasman Vadisi

Bütün gecen yollarda geçmiş, alkol dolmuş vücudun..
Gün aydınlanmış, alkol boşaltılmışken..

21.12.2011
Mersin İdman Yurdu - Eskişehirspor

Bando çaldı Cimbom oynadı..

Lige güzel bir başlangıç yapmamız ve takımın taraftarı tatmin eden oyunuyla birlikte dün sabah hafta içi olmasına rağmen ESESimizin peşinden İstanbul yollarına düştü taraftarlarımız.

Biletlerin pahalılığı ve bedava diyebileceğimiz otobüslerin de olmaması maçın hafta içi olmasıyla birleşince doğal olarak geçen seneki 2500-3000 rakamını yakalayamayacağımın farkındaydık fakat bu sefer de BandoESES'in TT Arena'ya alınacağı haberi tesellimiz oldu.

İstanbul'a doğru yola çıkıldığında otobüsün belki de yarısından fazlası Gençlerbirliği maçının zor geçeceğini bildiği kadar emindi Galatasaray'ı yenip lider döneceğimizden ve hatta bazı arkadaşlarımız da maçın böyle sonuçlanması sonrasında açmak üzere bir afiş hazırlamıştı..

Ama olmadı..

Stada girdiğimizde sayımız bir hayli düşüktü maçın başlamasına yarım saat kalmasına rağmen.Sayının az olmasına bir de dağınık oturulması eklenince sıradan bir deplasman tribünü halini almıştık ancak BandoESES'in de tribüne girişiyle içerdeki 650-700 kadar taraftarımız bir yerde toplandı.
 
Maç başladığında ise aşağı yukarı 1000 kişi olmuştuk.İlk başta saydığım olumsuz şartlara rağmen bu sayıyı beklediğimi çok kez dile getirmiştim.

Maç başladı, biz başladık, takım bastırdıkça bastırıyor derken uzak kalede yenilen beklenmedik gol sonrası tam anlamıyla şaftımız kaydı. Çöktük olduğumuz yere..

Tribünün kafa adamları çabalıyor takımı desteğe devam edelim diye ama nafile.. Ben dahil birçok kişinin üzerinde değişik bir durum vardı. Ara ara sağlam ataklar sonrasındaki ''Oleeeeey saldır Eskişehirrrrr!'' dışındaki bestelere katılım düşük seviyedeydi.Özellikle Kamara'nın bizim taraftaki kale önünde kaçırdığı pozisyondan sonra iyice koptuk diyebilirim.

2. yarı başladığında da ümitlerimiz devam ediyordu. 1-0 Bursaspor üstünlüğüyle devam eden Bursaspor-Beşiktaş maçının dakika 88'den sonra 2-1 Beşiktaş üstünlüğüyle sona ermesi gibi bizi bu maça umutla bakmamıza sağlayan birçok örnek vardı belki de..

Ama bu umutlarımız da yediğimiz 2. golle birlikte büyük oranda zedelendi.. Olsun, 2-0 öne geçip 3-2 yenildiğimiz Beşiktaş maçı da 3-0 gerideyken kazandığımız Denizlispor maçı gibi bir umut ışığıydı belki futbol adına ancak o kadar kolay değildi..

Bestelerin, maça ilk defa gelmiş bir taraftarın anlamayacağı şekilde uğultulu çıktığı, gürültü kirliliğin ön planda olduğu ve bazılarının bunun adına ''BASKI'' dediği bir stadda 2-0'lık sonucu sağlayacak bir üstünlükleri olmamalarına rağmen kaybettik..

Maç bitiminde yanılmıyorsam Kamara'nın soyunma odasına yönelen arkadaşlarını  tribüne gelmeleri için uyarması ve takımımızın bana göre dün akşamki en iyisi olan Dede'nin en son tek başına gelip tribünlerimizi alkışlamayı unutmaması hata yapan bir sevgilinin, hatayı düzeltmek için yaptığı basit ama etkili bir hamle gibiydi.Trabzonspor maçını kazandığımız takdirde bu maçın unutulacağı da bir gerçek..

Bu arada Alpaslan Dikmen'in de anıldığı maç öncesi ''Alpaslan ölmedi kalbimizde yaşıyor'' şeklindeki sloganlarımızla gösterdiğimiz olumlu tavrımızın karşılığının maç sonunda Galatasaray taraftarları tarafından şike iddaalarıyla harmanlanıp söylenen küfürlü besteler olması üzücüydü..

Yazının sonlarına geldiğim bu noktada ise BandoESES'in TT Arena'ya girişine izin vererek zorluk çıkarmayan Galatasaray Yönetimi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım.Her ne kadar maçı kaybederken aklıma gelen ''Bando çaldı, Cimbom oynadı'' manşetini düşünsem de!

Türkiye liglerinin en üst kademesi olan şu anki ismiyle Spor Toto Süper Lig'te 26 Sene sonra liderlik koltuğuna oturmuştuk geçtiğimiz hafta ama bu durum kısa sürdü. Umarım tekrar liderliğe yerleştiğimiz günleri görmemiz 26 seneleri bulmaz.
Dünkü deplasmanla ilgili yol boyunca yaptığımız haber akışı ; 

Umutla başlayan yolculuk hüsranla, 1. başladığımız hafta 5. bitti..
staddan çıkarıldık otobüslere biniyoruz..
seninle dogmuşum sensiz ölemem, dünyayı verseler yine vazgeçmem..
ah kamara ah kamara..
son gelenlerle birlikte bin kadar olduk..
Stada bando da dahil olmak üzere girdik. 650-700 civarındayız..
Polis bir renkdasımıza sert müdahalede bulundu gergin ortam yatıştırıldı.Bu arada Bando da geldi birazdan stada hareket edeceğiz.
BandoESESin gelmesini bekliyoruz..
Çamlıca gişelerinde polis nezaretinde bekliyoruz.Hayvan Sevk Kontrol Noktası tabelası bu kez yok..
Es tv arenaya bir dobloyla yola çıkmış :) ıstanbul girişinde taraftarlarımızla röportaj yaptılar..
Otobüsle deplasman yapmanın uçakla deplasmana üstünlüklerini tartışıyoruz.. Otobüste koridorda yatanı rahatsız eden hostes yok..
Düzeltme : Nefer 2 değil 1 minibüs..
Son bilgilere göre 1 minibüs daha nefer ve Bursadan da 1 minibüs yolda..
Karınlar doydu, keyifler yerinde :)
Artık petrolleri kapatmıyor, direk boşaltıyorlar :) şaka şaka yeni açılmış..
Dağlar duvar olsa önüme, yollar kördüğüm düğümlense..
Kaptan çiş çiş çiş..
BandoESES için izin çıktığı biliniyor, fakat daha önce fb deplasmanında da izin verildi deyip dışarıda bırakmışlardı..
Bozüyük.. Şimdilik 1 otobüs inanmış insan!
Galatasaray deplasmanı yolculuğu başlıyor..
 

Beşiktaş Deplasmanı Hikayesi

UEFA Avrupa Ligi iddaamızı sürdürebilmek için çok önemli olan bu maç için hazırlanan koreografi sebebiyle maçtan 1 gün önce trenle hareket ettik İstanbul'a.Sabah 8.40'da trene bindik.O gün İBB maçı için İstanbul'a giden bir Bursasporlu vardı başarılar diledik.Yemekli vagonda biraz oyalandıktan sonra yerlerimize geçtik.Oturduğumuz kısımlar ayrı ayrıydı.Diğer arkadaşların bulunduğu kesimde TFF Teftiş Kurulu başkanıyla muabbet kuruldu.Saat 13.00 gibi Haydarpaşa garındaydık.İstasyonda Eskişehirspor formalı birkaç kişi daha vardı bizimle birlikte gelmiş olan.Haydarpaşa'dan çıkıp vapura bindik.Sert esen rüzgar fena çarpıyordu yüzümüze yüzümüze...
Karaköy'de vapurdan inerek taksiye bindik ve İnönü Stadı'nın yolunu tuttuk.Taksici amcamız fenaydı yalnız, bedava götürürüm ayıpsınız diyen adam taksiden inerken taksimetrede yazan 6-7 TL'yi beğenmeyip ''Ben 10 tl verirsiniz diyordum'' deyince biz de bedava götürürsün diye düşünüyorduk diyerek kurtulduk :)

Stad müdürüne pankartlar için ne yapmamız gerektiğini sormak için stad müdürlüğüne yöneldik.Pankarttan sorumlu bir abimiz pankartları açtırdı ve koreografinin ana elemanı olan büyük pankarttaki şeklin yanlış anlaşılabileceğini, yaptığımız şeklin anlattığımız şekil olmadığını, bu durumda üzerine sorumluluk alamayacağını, ancak başka bir Beşiktaşlı yöneticinin sorumluluğu üzerine alması halinde izin verebileceğini söyledi.Koreografinin diğer küçük pankartlarından bir tanesinin Eskişehir'de kaldığını farkettik ve içeriğini anlatıp, maç günü diğer taraftarlarla geleceğini söyleyerek içeri almada sıkıntı çıkmayacağı onayını aldıktan sonra pankartları depolarına bırakarak İstiklal Caddesi'ne doğru yürüdük.

İlk önce Biletx şubesinden biletleri aldık sonra karın doyurma derdine düştük.İstiklal Caddesi'nde ucuz ve kaliteli hizmet veren biryer aradık, bulamayınca Boğaz'ın Kırmızı Şimşekleri'nden gazeteci Alper abiyi aradık vardır bildiği biryer diyerek.Sağolsun hemen geldi ve karnımızı doyurduk.Ardından içilen çayın ardından ayrıldık.Caddede,o gün maçı olan Bursasporlular vardı ama beklediğimden az sayıdaydılar,şahsen caddeyi yeşil-beyaz bekliyordum.Karşı karşıya geldiğimizde ''Bunların bugün burda ne işi var?'' gibisinden konuşuyorlardı aralarında.Nevizade'de 1-2 saat takıldıktan sonra İstiklal Caddesi'nden geçerek ayrıldık evlere gitmek üzere.Taksim'de 55T nolu otobüsü bekledik ve 15-20 dakika sonra gelen otobüse attık kendimizi.Duraktayken İBB Bursa karşısında 1-0 öne geçmişti.Otobüse bindiğimizde rahatlıkla 10 kişi bu maçı dinliyordu derken Bursa 2. golü yedi.İlk yarının bittiği sıralarda otobüsten indik ve evin yolunu tuttuk.Bilgisayarda oynanan birkaç pes2010 ardından sabah erken kalkılacağı için uyuduk.

Sabah 8.30 gibi uyandık.Kahvaltımızı yapmak için gittiğimiz yeri işletenlerle yaptığımız futbol sohbeti güzeldi.Hatta birisi bizim küme düştüğümüz Beşiktaş maçında yer almış.Başarı dilekleriyle ayrıldık oradan ve tekrar stada hareket ettik.Emniyetle yapılan toplantı sonrası pankartları tekrar açtık ve kontrol ettiler.Emniyet yetkilisi kendisi için sorun olmayacağını ancak son olarak bir üstlerinin bakacağını söyledi.Onaylanan diğer set pankartlarını tribüne astık ve staddan ayrıldık.
Yarım saat kadar Dolmabahçe'nin yanında deniz kıyısında takıldık.Eskişehir'den ve çevre illerden gelecek bazı renkdaşlarımız ile Boğazın Kırmızı Şimşekleri'nin toplanacağı Nevizade'nin oralara doğru hareket ettik.İstiklal Caddesi'ne girdiğimizde adım başı ESESli gördükçe kendimi Doktorlar Caddesi'nde gibi hissettim.Caddenin ortalarına doğru geldiğimizde soldan bir grup eylemci caddeye giriş yaptık ama o da ne ? Protestocular travesti-eşcinsel haklarını aramak için yürüyordu.N'olur n'olmaz diyerek hızlı adımlarla uzaklaştık aynı karede yakalanmamak için :)

Galatasaray Lisesi'nin önünden geçerken kongre için oradan bulunan bir grup Galatasaraylının küfürlü tepkisini duymazlıktan gelip yola devam ettik,sonuçta onların mekanı.Asmalı Mescit denilen bölgeye vardığımızda henüz kimse yoktu bizlerden boş boş dolaştık oralarda.Sonra bir mekandan çıkan Kasımpaşalı bir abimiz Kasımpaşa bayrağını çıkardı hatıra fotoğrafı çekildi.Kasımpaşalı abimizin çayını da içtikten sonra bizimkilerin toplanmaya başladığı bölgeye geçiş yaptık.

Taraftarlarımız toplandıkça coşku artıyor herkes eğleniyordu tezahüratlarla.Biz de KoreoESES atkı setlerinin satışını yapmaya çalıştık orada.Setteki atkıları boynuna takan renkdaşlarımız takvimleri ise oldukça ilginç bir biçimde değerlendirerek yara bandı yardımıyla sokaktaki duvarlara astılar.Hareket edilecek zamanın yaklaşması üzerine atkıları toplayıp götürerek, koreografide kullanılacak olan kartonları aldık.Geldiğimizde çoğu kişi hareket etmişti stada doğru, biz de bir grup devam ettik.Çoğu kişinin kafası bir milyon olduğu için yolları karıştırdık Karaköy sokaklarında bulduk kendimizi.Gittiğimiz güzergahlarda, sokak aralarında gördüğümüz 8-9 yaşlarındaki çocukların bizi görünce hep bir ağızdan ESESES KİKİKİ ESKİ ESKİ ES çekmesi sevindirdi bizleri.

Stada geldik kötü bir sürprizle karşılaştık.Emniyet bembeyaz kartonlarla önceki gün ve maç günü toplantı sonrası izin aldığımız pankartı içeri sokmuyordu.Stad müdürlüğüne durumu aktardık 2-3 rütbeli polis ile bir stad yetkilisi pankartı getirmemi söylediler.Gittim kontrol noktasından aldım pankartı polis geçmeme izin vermedi.Amiriniz istiyor dediğimde onca kalabalığın içinde buranın amiri benim diyerek pankartı dışarı gönderdi.Daha sonra ise amire olayı aktarmam üzerine beraber çakma amirin yanına geldiğimizde boşu boşuna rezil olmuş oldu.Amirleri pankartı sokmaya izin verse de kartonlara onlardan da onay gelmedi biz de turnikeye yöneldik pankartla birlikte.Bu sefer de turnike başında duran güvenlikçi pankartı içeri alamayacağını söyledi.Ne desek laf anlatamadık adama ve ona daha yetkili birisini getirerek nihayet turnikeden geçtik bu sefer de arama yapan güvenlikçi durdurdu pankart yasak diye.Turnikedeki görevlinin onayıyla nihayet geçebildik tribüne.

Büyük pankart da onaylanmıştı tribüne yerleştirdik açılır vaziyette.Bir umut kartonların içeriye alınabilmesi için bekledik ama olmadı.Maçın başlamasına 15-20 dakika kala koreografiyi iptal ettik.Tribün tıklım tıklımdı.Çarşının bulunduğu kapalı tribün ile aramızda kalan siyah koltuklu bölgenin biletlerinin satıldığını söylemişti biletx fakat sadece 1 blok tribünü açarak insanları üst üste maç izlemek zorunda bıraktılar.Tabii istemeden de olsa bir iyilik yapmış oldular,sağlam bir tribün yaptık.Bizim tribün fena bağırır vaziyetteyken paso stad hoparlörlerinin kullanılması üzerine ''Müziği açmasan susturamazsın'' diye yaptık makaramızı.

Ön kısımda biraz durduktan sonra orta kısma doğru ilerledim.Yeni yerime geçtim yerleşemeden gol sevincinin ortasında buldum kendimi.Orada da fazla kalmadım en tepeye geçtim.sahanın diklemesine sağ tarafını görürken sol tarafın gözükmediği bir bölgede skorboard'ın arka tarafında izlemeye başladım.
Orada da 5 dakikamı doldurmadan penaltından attık 2. golü.

Tribün o kadar doluydu ki koltuklarda standart fazlası kişi olduğu gibi hem 2 koltuk arasındaki beton bölge, hem de tribünün en üst kısımları tıka basa doluydu.2.gol sonrası tribünümüz kendini kaybetti.Daha maç bitmeden koyduk mu ? muhabbetlerine girdiğimiz an aklıma geçen seneki Konya ve bu seneki Kayseri deplasmanları aklıma geldi.Zira o deplasmanlarda maç bitmeden bizlerle alay edilmiş, 90 dakika sonunda ise roller değişmiş baya bir eğlenmiştik onlarla.Dedim sanırım bu sefer bu duruma biz düşeceğiz ve korktuğum başıma geldi.Maçı 2-0 önde olup 3-2 vermiştik doğal olarak yaptığımız makara bize kontra olarak döndü 90 dk sonrasında.

Maçın bitiş düdüğüyle birlikte ''Alemin kralı buraya'' dedik.Futbolcularımızın çoğu tribünün önüne gelerek alkışladı ''Sen şampiyon olmasan da...'' tezahüratı eşliğinde.

Kapıların açılması için beklerken stad bomboş emniyet ekipleri dışarıya çıkmışken bir baktım sahaya açılan kapının asma kilidi açık bırakılmış.Fırsat bu fırsat diyerek yavaşça açıp kale arkasında darmadığın olan büyük pankartımızı toplamak için sahaya girdik 3-5 kişi.Pankartları toplayıp tekrar tribüne girdik.Ardından kapıyı kilitlemeye fırsat olmadan 250-300 kişi sahaya indi hatıra fotoğrafı çektirmek için.Tribünden ''İşemeyen ibnedir'' sesleri yükselmeye başladı ve öyle olmadığını kanıtlamak isteyen bazı taraftarlarımız ortaya noktada bu eylemi gerçekleştirmiş.Miş diyorum çünkü ben dikkatli bakıp göremedim.Sonra emniyet ve stad görevlileri durumu görünce tekrar sahaya gelerek kalabalığın tribünlere dönmesini sağladılar.Sırf koreografimizin yapılmasını engelledikleri için oluşan sinirsel durumla birlikte kapıyı kilitlememeleri için asma kilidi aldık.Telaş ve öfke içinde o kapının görevlisini tespit etme derdine düştüler ve tribündeki son adam çıkana kadar 15-20 kişi orada beklediler.


İnönü Hatırası :)
Neyse pankartları aldık dışarı çıktık polislerin içeri almadığı kartonları süpürmüş kör olası çöpçüler! ÜniESES otobüsüyle yaptığımız dönüş yolculuğu saat 3 gibi son buldu.

Şu ana kadar gittiğim en dramatik en talihsiz maçtı gerek sahada gerekse koreografi konusunda yaşadıklarımızla birlikte.

Tribünler hakkında da birkaç düşüncemi belirteyim.2 sene önce maçları denk geldiğinde sırf tezahüratları duymak için izlediğim takımın taraftarlarından eser yoktu bizim maçta.

Maç 0-0 iken eşit bir performans sergiledik.
Maç 0-1 iken kendimizden geçtik, karşı tarafa üstünlük sağladık
Maç 0-2 iken stad bizi dinledi
Maç 1-2 iken onların ümitlenmesi, bizim aman ha düşüncesi hakim olsa da iyiydik
Maç 2-2 iken onlar kendinden geçti ve sahadaki baskılı futbol onları gaza getirdi
Maç 3-2 olunca karşı tarafta mağlup durumdayken çıt çıkarmayan herkes Beşiktaşlı oluverdi.En çok garibime giden ise mağlup durumda söylenmesi anlamlı olabilecek olan ''İşte biz kötü günde hep omuz omuzayız'' şeklinde tezahüratı şampiyonluk yolunda yani ''iyi günde'' söylemeleriydi.

Kayseri Deplasmanı Hikayesi

Türkcell Süper Lig'in 25.haftasında,14 Mart 2010 tarihinde saat 14.00da oynanacak maç için gece 4'te hareket edecektik ESpark'ın önünden.Saat 21.30 gibi arkadaşlarla buluşup takıldık ve gece 3 gibi otobüsün kalkacağı yere doğru yöneldik.Gecenin o saati olmasına rağmen inanamadım caddelerdeki yoğunluğu görünce.

Neyse saat 4'te BandoESES otobüsü ile hareket ettik.(En geç hareket eden otobüs bizdik galiba) 1-2 saat aralıksız edilen muabbetlerin ardından otobüsün çoğu uykuya daldı her zamanki gibi.

Kayseri'ye yaklaşırken telefon trafiği başladı, kimi der 5 otobüs 3 minibüs, kimisi de 8-9 otobüs 5 minibüs varmış diye fakat daha sonra gelen bir haber otobüstekileri biraz endişelendirdi ya dışarda kalırsak diye.Polis bekleme noktasından hariç stadda bulunan 700 civarı taraftarımız varmış habere göre.

Şehire girerken Kayseri'de bulunan renkdaşlarımız tarafından biletler getirildi ve dağıtıldı otobüse 10-15 dakika sonra da polis kontrol noktasına varmıştık.Orada bandoESES ile ESpana yaparken bir polis memuru da cep telefonunu çıkarmış video çekiyordu.Göstermelik bir arama sonrası Altes, AnkaraESES araçlarıyla birlikte polis eşliğinde stada doğru hareket ettik.Diğer otobüslerin büyük bir kısmını daha önce götürmüşler stada.

Stadın oraya vardığımızda aman Allah'ım yok böyle birşey durumuna düştük, kendimizi yurt dışında falan hissetmeye başladık.


Ufo Gören Masum Köylü :)

Stadın yanısıra otopark ve çevre düzenlemesi gibi unsurlara da çok dikkat edilmiş.Otoparkta gördüğümüz 26 plakalı araçların çokluğu stad içinde tribünümüzün ne kadar sağlam olacağının göstergesiydi.Ayrıca otoparktaki bir minibüs tarzı aracın arkasındaki kocaman Eskişehirspor logosu çok dikkat çekiyordu.(Maç sonrası yırtıldığı söyleniyordu.)

Stada giriş noktasında polisler bandoESES'in alınmayacağını söylediler ve bandoESES de konuyla ilgili TRT ile bir röportaj yaptı.

Bandosuz da olsa nihayet stada girebilmiştik ve gerçekten çok ferah güzel bir yapı olmuştu stad.Hemen başladık bu avrupai stada gelmişken hatıra fotoğraflarımızı çekmeye.

Futbolcularımızı teker teker tribüne çağırdık coşkulu bir biçimde ve en zor tribüne getirdiğimiz isim Aydın Yılmaz oldu nedenini anlayamadım.Daha sonra takımlar soyunma odasının yolunu tuttu ve ardından stad hoparlörlerinden yapılan anons ile bizlere hoşgeldiniz ve Erkan Kurt abimiz için başınız sağolsun şeklinde sıcak bir yaklaşımda bulundular.Kayserispor sahaya çıkarken kafamı skorboard'a çevirmiştim ki modernliğin ne demek olduğunu birkez daha anladım, ekranda tünelde sahaya çıkmayın bekleyen futbolcularımızı gösteriyordu.
Bu sırada sol tarafımızda bulunan bir grup Kayserispor taraftarı ile sürtüşme yaşandı.O kadar gereksiz bir topluluktu ki oradakiler, bizim bulunduğumuz kale arkası tribününün alt kısmında bulunan gruptan 2 arkadaş o kısma doğru tepki gösterdi.

(1. nolu çemberde sürtüşme başlatanlar,2.nolu çemberde onlara tepki gösteren 2 Kayserisporlu arkadaş)
Takım sahaya çıkarken falan sağlam besteler girdik tüm stad ıslıkladı ama sol alt kısmımızda bulunan taraftan garip garip hareketler yapılmaya başlandı bizlere karşı.Locaların alt kısmında bulunan özellikle 2 kişi vardı ki görmeniz gerekirdi.Kendi çaplarında ellerini havada birleştirerek çeşit çeşit hareket yapıyordu o arkadaşlar ama biraz sonra ne oldu biliyor musunuz ? O 2 arkadaş yaptıkları harekete yakışır türden birşeyler yapmaya başladılar 30-35 bin kişinin bulunduğu bir ortamda.
Öhö, öhööö (+18)
Takımlar sahaya çıktıktan sonra karşı tarafımızda bulunan Kapalı Kale grubu tarafından koreografi yapılmaya çalışıldı ama maalesef kartonların ve katılımın az olması, pankarttaki yumruğun tam olarak belirgin olmaması sebebiyle teşebbüsten öteye geçememiş gibi oldu inşallah ilerde daha iyilerini yapmaya başlayacaklardır hatalardan ders çıkararak.
Tüm bunların ardından maç başladı, vefat eden Erkan abimiz için 5 dakika sessizlik yaşandı bizim tribünümüzde ve sonrasında bunun acısını çıkartırcasına sağlam bir tribün yapılmaya başlandı.

Bir ara gözüm sahaya gitti bir baktım top Koray'da.Yok artık, Koray abartma her hafta atamazsın diye düşünüyordum ki kendimi gol sevinci ve sonrasında gelen pınarbaşında buldum.

İlk yarı çabucak geçiverdi.

İkinci yarının başlamasıyla birlikte bir an önce 2. golü atmamız gerektiği konusunda hemfikirdik sanırım.Kayseri tribünleri sus-pus, karşı tarafımızda bulunan Kapalı Kale grubu sahaya arkaya dönmüşken girilen çok sağlam bir şinanari ile stadın büyük bölümü bizi izlemeye ve aynı zamanda ıslıkla susturmaya çalıştılarsa da dakikalarca sürdü tezahürat, şiddeti artarak...

Herşey bizim için güzel giderken, skorboard'a bakıp kaç dakika kaldığını ve bir an önce bitmesi heyecanınındayken bütün stadın gol atmışcasına sevinciyle dünya başımıza yıkıldı, hakem penaltı vermiş üstüne bir de Doğa'yı atmıştı oyundan, çöktük kaldık koltuğumuza.İvesa'ya ettiğimiz dualara rağmen top ağlarımızdaydı 80 küsür dakika susan tüm stad birden gaza gelmiş, sustu .bneler diye makaraya başlamışlardı.

Penaltı atılırken demiştim bu sevinç ve bu üzüntü hayra alamet değil, ya onlar sevinmeye devam edecek ya da biz onları afedersiniz g.t edecektik.Sustu .bneler eşliğinde geldi 2. golümüz ve öyle bir çıldırma, öyle bir sevinmedir ki anlatamam...

Golü attıktan sonra fazla uzatmadan biz de ''Sustu .bneler'' i yapıştırıverdik.Takımımız atakları sürdürdükçe 3-3-3-3 sesleriyle inleyen stadda locaların bulunduğu kısımdaki tribünlerde bulunan Kayserililer terketmeye başladılar stadı.

Maçın bitmesiyle birlikte takımımız tribünümüzün önüne geldi ve doyasıya kutladık galibiyeti ardından Kayserililerle Allah'a emanet olun temennileri yapıldı karşılıklı.Tabii ki İyi anlamda :) Tüm bu iyi niyetli hareketlere karşılık otoparkta bulunan bazı 26 plakalı özel araçlar çizilmiş ne yazık ki.

Türkiye'nin şu ana kadar gördüğüm en modern stadından ayrılıp Eskişehir yoluna koyulduk 3 puanın verdiği mutlulukla.Yol üzerinde takımımızın kaldığı tesiste durarak lokanta kısmına giriş yaptık ''Dağlar duvar olsa önüme, yollar kördüğüm düğümlense, dönmem gözümü dağlasalar, ipe götürseler, ESES çağır yeter'' diye diye.Futbolcularımızın bulunduğu kısma geçerek sıraya girdik, bazı yerlerdeki bayramlaşmalar gibi tebrik ettik, sıktık tek tek ellerini.Sadece Volkan'a ''Tebrikler abi, aynen böyle devam et'' lafı çıktı ağzımdan.

Jaycee, Volkan, İvesa, Vucko, Nadareviç, Alper, Aydın vardı hatırlayabildiğim kadarıyla, diğer futbolcular yoktu.

Uzun soluklu tekel bayi ve ihtiyaç molaları sonrasında Pazartesi gününün ilk saatlerinde Eskişehir'e varabildik, kar yağıyordu inceden...

Güzel bir anı, Kayseri deplasmanı

Geçen sezonun ilk yarısıydı, 5.haftaydı
Eskişehir'den organizasyon olmadı, Ramazan ayıydı
Bizim organizasyonu yapan Esin Varnalı'ydı
Gelmeyenin yerini dolduracak biri bulunamadı, bir koltuk boş kaldı
Bir minibüsle yola çıkıldı
Seferiydik o gün, oruç tutulmadı
Şahin abi bir petrolde bi çuval ETİ Benimo aldı
Organizasyonda bir de mangal sözü vardı
Minibüsün eksozu yardımıyla mangal yakıldı
Karınların doymasıyla, vites 5'e takıldı
İftar vaktine yarım saat kala Kayseri'ye varıldı
Polisi açlık vurmuş, bizi gözden kaçırdı
Onlar dur demese de, minibüs onlara yanaştı
Kimlikler toplandı, tek tek kontrol yapıldı
Eskişehir'li olmayan EsEslilere, polis de çok şaşırdı
Ezan okundu, polis orucunu bizim suyla açtı
Stadda yer alındı, bazılarımız sigaralarını yaktı
Emniyet görevlileri sigara yasağını hatırlattı
Abuk subuk bir maçtı, Kayseri kazandı
Yine bir deplasman maçı, hüsranla sonuçlandı
Bu deplasmanı güzel yapan, yol boyu yaşananlardı...

Hafta sonu yine, Kayseri deplasmanı var
3 puan bizim olsun
Bir de geçen sene yaşananlar...

Alternatif İndirme Linki

Bursa Deplasmanı Hikayesi

Otobüs bazında son zamanlarda en çok katılımın olacağını görmüştüm hafta içi yapılan organizasyonlarda.Grupların,derneğin yanı sıra,mahalleler ve arkadaş grupları da kendi imkanlarıyla otobüs organizasyonları düzenlemişti.

Sabah 9'da hareket ettik.Az molalı güzel bir yolculuk geçiriyorduk.Sadece İnegöl'de 6-7 kişilik Bursaspor taraftarı görünümlü(!) kişiler tarafından otobüslerimiz taşlandı.Neyse ki taş teknisyenleri taşları cam yerine çerçeve kısımlarını tutturunca otobüsümüzün camı inmedi.Diğer otobüslerden ise sadece 1'inin camını kırabilmişler.


Şahsen o adamların Bursasporla alakası olmadığını,bu taş teknisyenlerinin yaptıklarının büyük bir topluluğa mal edilemeyeceğini düşünüyorum.

Kontrol noktasına geldik polisler arama yaptı sonra bizden önce gelen 3-4 otobüsle stada doğru hareket ettik polis eşliğinde.Stadın yanındaki emniyete ait yere aldılar otobüsleri ve orada beklemeye başladık.

3-5 dk içinde bulunduğumuz alana Bursasporlu 2-3 abimiz geldiler ve hiçbir grubu temsil etmediklerini sadece hoşgeldiniz diyerek iyi niyetlerini bizlere sundular,ayaküstü güzel bir muhabbet oldu.Daha sonra 5-6 kişilik grup cadde üzerinde el kol yaparak geçti alkışlayarak yanıt verildi en ufak kötü bir söz edilmedi.Biz de Bursasporlu arkadaşlarımızla polis bölgesinde hasret giderdik iyi dileklerimizle ayrıldık.

Bilet yoktu piyasada,yönetim tarafından biletlerin büyük bir bölümünün alınıp Eskişehir'e taraftar derneklerine gönderildiği söyleniyordu.Polis o noktadan bileti olanları geniş güvenlik önlemleriyle stada doğru götürüyordu,bizde de bilet olmasına rağmen 2 arkadaş sap gibi kaldık ve elimizde pankart ve davullarla kültür park içinden stada doğru yol aldık.

Polis yok,mekanlar tenha,Bursasporlular da oralarda geziniyorlar,insanın aklına ister istemez olumsuz şeyler geliyor.Adamın biri çekse bıçağı vursa kimsenin ruhu duymaz,neyse ki hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadan deplasman tribününün oraya varabildik.

İçeri girdik henüz birçok otobüs gelmemişti.Bursa tribünlerinin Ankara Ankara Bursa Ankara,Eskişehir yalaka Bursa Ankara sloganlarına alkışla karşılık verdik.Herşey oldukça güzel giderken birden bulunduğumuz tribünün sol kısmında 10 kişilik bir Ankaragücü atkılı formalı kişiler türedi,bayrak açtı el kol yaptılar ve tahrik sonrasında tahrip kaçınılmaz oldu.

Bu noktadan itibaren de Bursaspor'a en ufak bir kötü söz söylenmedi toplu ve devamlı olarak,sadece oradaki provakatörlerin takımları aleyhine sloganlar atıldı,aynı anda da maraton tribünlerinde bulunan S.A.G.S. (SeniAnnemGibiSevdim) grubu tarafından ''Özü Sözü Bir Olan Tribüncülere Saygı Duyarız) yazılı bir pankart açıldı fakat çoğu kişi bunun altında birşey aradı karşılık vermekten kaçınıldı.Bana göre S.A.G.S.'in bu olumlu hareketine alkışla karşılık verilmeliydi.


Neyse tüm bunlar yaşanırken solumuzda kümelenen Ankaragüçlüler'e yanlarında bulunan Bursasporlulardan da destek gelince atışmalar arttı,2 kale arkası karşılıklı bize giydirmeye başladı.Burda da S.A.G.S. grubunun küfürlü tezahüratlara eşlik etmediğini gözlemledim.

Teksas ile kale arkasının karşılıklı giydirmeleri sonucu Bursaspor'a karşı ilk olumsuz hareket ay ayol şeklinde başladı.

Tribün tamamen doldu,dışarda kalan birçok taraftar oldu.Maç başladı 3lüyü yaptık tam yeni besteye gireceğiz o da ne gol yemişiz.Golün şokunu üzerimizden atıp yeni bir besteye daha girilmeye hazırlanırken Bursaspor'un atakları ve net gol pozisyonları karşısında şaşkınlığa uğradık.İvesa'nın savuşturduğu tehlikelerden sonra sağlam bir şinanari girdik,tezahüratın en tepe noktasında 2.golü kalemizde gördük.Bu gol sonrası birçok kişi farklı mağlubiyetle ayrılabilme olasılığından korkuyordu.Hiç birşey anlayamadan ilk yarı sona erdi.

Devre arasında stad hoparlörlerinden çalan müziklere, kendimize uyarlayarak eşlik etmemiz müziğin değiştirilmesine sebep oldu :) Tribünümüze en yakın nokta olan Protokol kısmında olup da bizim tribüne doğru yakınlaşan Bursasporlular ile bizimkiler arasında elektriklenme oldu.Aslında o kısımda 2 tarafın da birbiriyle karşı karşıya gelmesini engelleyen büyük bir bayrak vardı fakat bir şekilde o bayrak inmiş 2 taraf karşı karşıya gelmişti.Tartışma büyümeden protokol tarafındaki Bursasporlular uzaklaştırıldı ve bizim bulunduğumuz tribüne de çevik kuvvet gelerek tampon bölge oluşturdu.

2.yarı başladı tribün olarak bir yere kadar iyi olsak da 3. golü yedikten sonra ortalık karıştı.Gerek kendi içimizde kavgalar gerekse sahaya koltuk atmalar sonunda çevik kuvvet tribüne girmekte gecikmedi.Bu anlarda Bursaspor tribünlerinin ''Saldır çevik kuvvet'' diye tempo tutmalarını hoş bulmadım,yakıştıramadım Bursa tribünlerine.Hem açık kale arkasından Bursasporlu hem de bizim tribünden Eskişehirsporlu bazı taraftarlar göz altına alındı.Penaltıdan attığımız gole sevinemedik bile bu yaşanılanlardan sonra ve olayların gölgesinde hakem maçın bitiş düdüğünü çaldı.


Maçtan sonra uzun bir an önce kapıların açılıp bir an önce şehrimize doğru yola çıkmayı istedik ama uzunca bir süre bekletildik.Uzun bir bekleyişin ardından kapılar açıldı ve otobüslerimize bindik.Polisler çok fazla güvenlik önlemi almışlardı.Öyle ki üst geçitlerde bile konuşlanmışlardı.Bursa Atatürk Stadı'ndan neredeyse Bozüyük'e kadar otobüslere eşlik ettiler.Akşam saat 20.00 gibi şehrimize geldik sağ salim.

Büyük umutlarla gittiğimiz bir deplasmandan boynu bükük döndük.Bursaspor bu galibiyeti haketmişti tebrik ediyorum.

Ayrıca maç öncesi ve sonrasında sağduyulu bir şekilde Eskişehirsporlu renkdaşlarıma karşı olumsuz hareket sergilemeyen Bursasporlulara teşekkür ederim.

Bugün maç içersinde çıkan olaylar ne bizim ne de Bursaspor'luların suçuydu,tamamen maçla alakası olmayan bir takım provakatörün oyunuydu yaşananlar...

Sivas Deplasmanı Hikayesi

Türkcell Süper Lig'in 16.haftasında,13 Haziran 2009 tarihinde saat 13.30da oynanacak maç için 12 Haziran Cumartesi günü saat 23.15 gibi minibüsle hareket ettik Atatürk Lisesi önünden.

Git gel 1350 km yol vardı karayolları müdürlüğüne göre önümüzde.

Yolculuk şen şakrak başladı,stadlarda atkılarla kartonlarla yapılan koreografilerin ardından yastıklarla minibüste koreografi denemelerimiz bile oldu :)
İlk molayı Sivrihisar civarlarında bir tesiste verdik.Tesisin girişinde arkadaşlarla muabbet ederken,içki ve sigaranın minibüste yasak olması sebebiyle ''Deplasman değil Hac'ca gidiyoruz''sanki gibisinden bir laf söyledim,ordan kulak misafiri olan bir abimiz gençler maça mı şeklinde muabbete girdi.Az biraz muabbet ilerleyince ''Hac'' konusuna geldi abimiz.Mecazi anlamda kullandığımız kelimeyle ilgili bir sürü nasihat aldık daha sonra kendisinin Yozgat müftüsü olduğunu öğrendik :)

Molanın ardından minibüslere döndük,tv imkanı olduğundan dolayı Recep İvedik-2'yi izlemeye koyulduk almanyacopy katkılarıyla.Ankara'dan geçerken 5 renkdaşımız minibüse dahil oldu AnkaraESES'ten...

Saat sabah 6 gibi Yozgat'tan geçerken bir lokantada çorba içmek üzere durduk,durmaz olaydık.Ekmekler yumurtalı ekmek gibi içi sarı sarı,çorbalar ve ikram ettikleri çay bulaşık suyu gibiydi,mekandan ayrılırken dönüşte de bekleriz,fiyatlarımızda kolaylık sağlarız gibilerinden verdiler ayarı :)

Girdiğimize pişman şekilde çıktık lokantadan Sivas'a doğru yol almaya devam ettik.Saat 9.30-10.00 civarı Sivas sınırlarına girdiğimizi gösteren tabelanın olduğu yere vardık.

İndik tabelada ES yazılmış ve rakım kısmı 1965 yapılmaya çalışılmış, hatıra fotoğrafı çektirelim dedik.
5 dakika süren fotoğraf çekimlerinin ardından,3.5-4 saat erken gelmenin verdiği mutlulukla,hazır gelmişken biraz da şehirde turlarız umuduyla devam ettik yol almaya fakat umutlar 250 metre sürdü sürmedi trafik ekipleri bizi bekliyordu.
Trafik ekipleri minibüsü durdurdular,daha şehirde biraz turlasaydık diyemeden ''Tabelalara spreyleri kim yazdı'' sorusuyla karşı karşıya kaldık,bir tır şoförünün ihbar ettiğini (Terbiyesiz ispiyoncu) söylediler.Daha sonra ekiplerin geleceği ve arama yapılacağını söylediler 5 dakika içersinde ekipler geldi.İndik önce biz sonra minibüs arandı.

Araçlara bindirildik,bizi tesislerde bekleteceklerini bildirdiler.Bulunduğumuz yerden U dönüşü yaptık,dedik heralde bizi sınırdışı edecekler :) Baya bir geride kalan tesise gittik.Tesis çalışanları oldukça iyi ağırladılar bizleri sağolsunlar ama yemek henüz çıkmamıştı,çayı polislerden içiyoruz diye içtik içtik sonra öğrendik ki kendimiz ödeyecekmişiz hem de 1 TL :) Neyse ödedik.Polislerle güzel muabbetlerimiz oldu,buna dayanarak kendileriyle makaraya girmeyi de es geçmedik :)


Videoyu İndirmek İçin Tıkla

Yaklaşık 2 saatlik beklemenin ardından Eskişehir'den hareket eden diğer 2 otobüs taraftarımız tesise geldi.Bir kez daha arama yapıldı ve yarım saat,bir saat sonra hareket ettik stada doğru polis eşliğinde.

Biletleri almak için parayı topladık ve 2 kişi onları almaya gitti.Biz de beklerken polislerle yine muabbeti kurduk,''Memur abi siyah desene'' şeklinde,karşılık vermeyeceğini düşünerek girdiğimiz tezahürata ''Siyaah'' diye 3-5 kere karşılık veren memur abimiz için,hükümetten zam da istedik :)


Biletlerimiz geldi,içeri girer girmez önce hatıra fotoğraflarımızı çektik her zamanki gibi :)
200-250 civarında taraftarımız vardı bize ayrılan kısımda.Pankartlar asıldı,takım çağırılmaya başlandı.Karşımızdaki kapalı Sivas tribünlerindeki 5-6 kişilik yeşil-beyaz giyimli kişiler merak konusu oldu :) Maç başlarken şehitlerimiz ve madende hayatını kaybeden yurttaşlarımız için yapılan saygı duruşunu Sivassporlular gibi bozmadık.Saygı duruşunun bitişiyle Sivaslılara eşlik ettik,terörü birlikte lanetledik.

Tribün desteğiyle maça başladı takımımız,ancak henüz maçın başında yenilen şok gol moralleri bozdu.Buna rağmen devam edildi destek verilmeye,derken gol attık ve iyice gaza geldik.Bir pozisyon sonrası Sivassporlu futbolcu Ersen Martin'in yaptığı hareketler sonucu Sivas tribünleriyle aramızda kısa süreli gerginlik oluştu.


Oldukça fazla yağmur yağıyor rüzgar etkisi altında,ayakkabılarımız sürahi gibi su dolmuştu.İlk yarı biter bitmez kendimizi üstü kapalı bir yere attık 15 dakika da olsa yağmurdan ve rüzgardan kurtulmak adına.

2.yarı başlayacak,kapalı kısımdan tribüne adımımızı attık,yağmur tanelerinin irileştiğini ve ardından kar tanelerinin üzerimize düştüğünü gördük.1-2 dakika içersinde yağış şiddetini arttırdı ve üzerinde bulunduğumuz plastik koltuklar buz gibi kaymaya başladı,beton kısma indik ancak bir süre sonra orası da göl oldu.

İlk başlarda yangın var biz yanıyoruz diye kendimizi avutmaya çalışsak da ilerleyen dakikalarda yediğimiz gol ve iliğimizin,kemiğimizin donmasıyla hareket etmekte bile zorlandık.

Son dakikalarda artık maç bir an önce bitsin modundaydı herkes,5-10 dakika daha durulsa inanın kötü sağlık sorunlarıyla karşılaşanlar olabilirdi.Maç bitti mağluptuk,üzgündük ancak bir dahaki maç takımımızı desteklemek için sağlam olmamız gerekiyor bir an önce araçlara binmek istiyorduk.

Vucko tribüne geldi ve her zamanki gibi alkışladı,formasını bıraktı ve soyunma odasına döndü.

Polisler sağolsun fazla bekletmediler o soğukta ve hemen araçlara binerek dönüş yolculuğuna koyulduk.Yine istediğimizi alamadığımız bir deplasman dönüşü,eziyeti bizleri bekliyordu.

Kazasız,belasız bir yolculuğun ardından Cumartesi 23.15te başlayan yolculuğumuz,Pazartesi gece 2.30 sularında sona erdi.

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..