Uzun zamandır elimde olan Bucaspor-Eskişehirspor maç görüntülerinden dikkatimi fazlasıyla çeken bir bölümü nihayet hazırladım.

Uzun zamandır elimde olan Bucaspor-Eskişehirspor maç görüntülerinden dikkatimi fazlasıyla çeken bir bölümü nihayet hazırladım.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u yenerek ilk galibiyetimizi aldığımız maçtan sonra en çok dikkatimi çeken şeylerden birisi de www.eskisehirspor.com anasayfasında önemli haberlerin döndüğü grafikte yanyana duran E.T.B. açıklaması ve İ.B.B. galibiyetinin grafikleriydi.
Eskişehirspor Taraftarlar Birliği geçtiğimiz hafta kendi simgesini görselini seçmiş, basın açıklamasında da bu görsel kullanılmıştı.İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında ise, Batuhan'ın attığı gol sonra kameraların çektiği görüntü de ''İstesen yapılmaz...'' denecek kadar E.T.B. logosuna benzerlik gösteriyor.
İ.B.B. maçı öncesi yapılan E.T.B. açıklamasında, ''Bu hafta oynanacak İ.B.B. maçı ve sonrasında bu takım için mücadele eden, formasını hak eden her ismin sonuna kadar destekçisi olacağız.'' cümlesi yer alıyordu.Böyle bir cümle sonrası, böyle bir kare umarım uzun zamandır takımda eksik olan ''Ruh'' kavramının da başlangıcı olur...
İki resim arasında göremediğimiz fark, özlenen tablonun ta kendisidir...
8 Hafta sonunda ilk galibiyetimizi uzun süre 10 kişi oynadığımız maçta İBB'yi 1-0 yenerek alabildik.
Maçtan sonra, alınan galibiyeti ''Yeni hocanın gelişi yaramış'' şeklinde yorumlayanlar çoğunluktaydı.
Elbette katkısı olmuştur ancak bugün bu maçı kazanacak şekilde doğrudan değil...
Şöyle ki, takıma yeni teknik direktör giriyor, takımdaki bütün futbolcular ''Nötr''leniyor. Kadro dışı bırakılan Ümit Karan da, hemen hemen her maç oynayan Nadareviç de aynı konuma geliyor Bülent Uygun'un gözünde.
Bugün izlediğimiz mücadelede futbolcuların ''Nötr''den ''Pozitif'' seviyesine geçebilme çabalarına tanık olduk, bunun sonucu olarak da 3 puanı aldık.Futbolcularımızın sürekli ''Nötr'' psikolojisinde olup, ''Pozitif'' olmak için savaşması sonucunda kazanan Eskişehirspor olacağı yadsınamaz bir gerçektir.
7 hafta boyunca bizim hep KARANLIK GECELERİMİZ olmuştu. 8. haftayla birlikte AYDINLIK GÜN'lerimiz başladı, devamının gelmesi en büyük arzumuz.
Milli takımımız da tıpkı Eskişehirsporumuz gibi kötü bir süreçten geçiyor, tıpkı Eskişehirsporumuzdaki gibi ''Ruhsuzluk'' hakimdi...
Bugün, o ruh yoksunu milli takım birçok kişinin ''Azerbaycan'ı yeneriz, sonraki maç hangisiydi ?'' düşünceleri altında oynadığı maçı 1-0 kaybetti.
Maçı çalıştığım yerde, yediğimiz golden 1-2 dakika önce izlemeye başladım. Televizyonu açtıktan 1-2 dakika sonra refleks olarak alkışlamaya başladığım ve ''Helal olsun, süper gol'' dediğim bir gol yedik.Azerbaycan korner kullanıyor, topun üstünden 1 değil 2 kişi atlıyor ve sonra penaltı noktası yakınlarındaki Azerbaycanlı futbolcu düzgün bir vuruşla topu ağlarımıza gönderiyordu.Peki kimdi bu futbolcu ?
RASHAD SADIGOV
Yaklaşık 1,5 aydır Eskişehirspor bünyesinde bulunan ve şu ana kadar hiçbir maçta ''Hazır olmadığı için forma şansı bulamayan(!)'' SADIGOV...
Bize transfer olduktan 9-10 gün sonra Almanya-Azerbaycan maçında da oynayan SADIGOV...
İnanır mısınız maçı izlerken hiçbir şekilde ne ismen, ne de fiziki olarak hatırlamadım ''Futbolcumuz SADIGOV''u.
Maç bitmiş, forumda dolanıyorum, yeni mesaj yazılan başlıklardan birinin Reşhad Ferhad SADIGOV olduğunu görünce ne oldu acaba diyerek girdim ve ''Süper oynadı'', ''Hazır olmayan futbolcuya bak nasıl oynuyor! '' gibisinden mesajları gördüm ve sonradan jeton düştü.
''Vay be, Eskişehirsporlu Sadıgov da maçta oynamış, farketmedik'' dedim yanımdaki bir abime.Daha sonra spor sitelerinde turlarken ''38. dakikada SADIGOV'un attığı gol...'' şeklindeki cümlelere rastlayıp, golü tekrar izleyince ve yanımdaki abime tekrar seslenip ''O golü atan da bizim SADIGOV'muş'' şeklinde şaşkınlığımı belirttim.
Lafa geldiğinde harbiden Eskişehirsporluyuz, herşeyini biliriz falan ama bugün ülkemizin oynadığı bir milli maçta, rakip ülkede Eskişehirsporumuzun futbolcusu takım kaptanı olarak sahaya çıkıyor, üstüne üslük bir de maçın tek golünü atıyor, fakat ben bunu maç bittiğinde ordan burdan öğreniyorum.''Bunu da bilmiyorsan kapat blog'u'' diyenler olabilir, haklılar da, ama bu durumda ben değil, bana kendi futbolcumuzu unutturanlar utansın...
Kim bu SADIGOV ?
Bu yazıya ekleyecek Eskişehirspor formalı fotoğrafını bile bulamadığım futbolcumuz SADIGOV...
Şimdi oturun koltuğunuza, alın yanınıza çayınızı ve sadece hayal edin…
Almanya’nın Köln kentinde dünyaya geliyorsunuz.Anneniz-babanız doğumunuzdan 15 yıl önce vatanı Türkiye’den göç etmiş.Bir nevi yarı Türk, yarı Alman doğuyorsunuz.
Aradan zaman geçiyor, büyüyorsunuz.Yediğiniz ilk mamanın markası bir Alman markası. Komşularınız size geliyor sırf sizi görmek adına. Bir de bakıyorsunuz ki, çok garip şeyler söylüyorlar size.Konuştuklarından hiç bir şey anlamıyorsunuz. Annenizin,babanızın konuştuğu dil ile uzak yakın alakası yok.
Biraz daha zaman geçiyor,okul çağına geliyorsunuz.Okulun ilk günü anneniz elinizden tutarken geliyorsunuz okulun bahçesine.Bir de ne görüyorsunuz , tabelada “ Deutsche Schule” yazıyor.Anlamıyorsunuz tabi.Etrafınıza bakınıyorsunuz her yerde sarışın,bembeyaz tenli çocuklar.Konuştukları dil size bir yerden tanıdık geliyor, hatırlıyorsunuz. Evet,evet, küçükken komşularınızdan duyduklarınızla aynı kelimeler, aynı dil bu…Törendi,açılış konuşmasıydı derken sınıfa giriyorsunuz, boş bulduğunuz bir yere oturuyorsunuz,ardından yanınıza bir çocuk geliyor.Sarı saçlı bir çocuk bu. Yanınıza oturuyor ve “ Merhaba, ben Hans” diyor, böylece tanışıyorsunuz. Evet, ilk sıra arkadaşınız bir Alman çocuğu…Derken yine zaman geçiyor.Bir kıza aşık oluyorsunuz.Kız oturduğunuz mahalleye taşınalı bir ay olmuş.Her sabah okula giderken yolda karşılaşıyorsunuz.İlk zamanlar çekiniyorsunuz tanışmaya,bakışarak geçiriyorsunuz.Halbuki aynı okula gidiyorsunuz.Derken yine bir sabah okula giderken fırsatını buluyor ve kızla tanışıyorsunuz.Diyor ki ,”Merhaba, ben Helga” …ve Evet,ilk aşık olduğunuz kız, yine halis muhlis bir Alman kızı…
Zaman geçiyor,büyüyor artık lise çağına geliyorsunuz.Mahallenizde sevmediğiniz,argo tabirle ayar olduğunuz,bir grup var.Karşılıklı birbirinize nefret dolu duygularla bakıyorsunuz.Bir gün geliyor,okul çıkışı topluyorsunuz arkadaşlarınızı,gidiyorsunuz onlarla kavga etmeye.Bu sizin hayatınızda ilk kavganız,temiz bir sopa yiyorsunuz.Ne garip ki, bu dayak yediğiniz çocuklar yine Alman çocukları..
Futbol takımına giriyorsunuz,ilk takımınız aynı zamanda oturduğunuz mahallenin takımı olan Mannheim FC.İlk antrenörünüz yine bir Alman…Bu ilkleri çoğaltmak mümkün.Kısaca çocukluğunuzda beyninizde yer edinen ne kadar olay varsa hepsinin içinde mutlaka bir Alman var.
Sonunda öyle bir gün geliyor ki,karşınıza bir adam çıkıyor.Size bir soru soruyor : Alman Milli takımı mı , Türk Milli takımı mı ?Tüm bu yazılanları göz önünde bulundurursanız sizin tercihiniz ne olurdu ?
Benim tercihimi sorarsanız,aynı durumda Mesut’unkinden farksız olmazdı.Tüm bu faktörleri dikkate aldığımızda bugün Mesut olması gerekeni yapmıştır.Ömrü hayatında toplasanız belki de Türkiye’ye geliş sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan bir insandan sırf annesi-babası Türk diye Türkiye’yi seçmesini beklemek abesle iştigal olurdu.
Sadece Mesut mu bugün bu kaybettiklerimiz de bu kadar tantana koparttık. Gökhan İNLER,Hakan&Murat YAKIN,Eren DERDİYOK,Ekrem DAĞ,Veli KAVLAK,Oğuzhan ÖZYAKUP,Onur KAYA,Deniz NAKİ,Mehmet EKİCİ,İlkay GÜNDOĞAN vs vs ve daha niceleri..Bunlar sadece ilk çırpıda aklıma gelen isimler.İyi de biz bu isimleri daha yeni kaybetmedik ki, onları kaybedişimiz çok eskilere ta en başa, anne-babasının benim güzel ülkemden göç ettiği ya da ettirildiği o günlere dayanıyor…O halde neden şimdi bu tantana ?
Ama yok yok, biz Türk halkıyız.Severiz suçu her daim başkasına atmayı,severiz ortalığı velveleye verip asıl suçluyu aramak yerine sahte suçlular yaratmayı.Onlar ülkesini seçmeyen birer vatan haini, bizler ise sütten çıkmış ak kaşık,değil mi ?
Bülent Uygun'un takıma gelmesinin ardından ''Artık destek zamanı'', ''Desteklemeyenlerin EsEsliliğinden şüphe ederim'' gibisinden konuşanlar, kına yakın !
İşte B.U.'dan sonra ilk icraat ;
Gerçek Eskişehirsporlu genel menajerimiz Kerem ATILMAZ'ın görevine son verildi.Hangi akla hizmet, hangi gerekçeyle böyle bir karar alındı bilmiyoruz ama bildiğimiz tek şey Kerem abinin bazılarının önünde engel olarak görüldüğüdür.
Çünkü o Eskişehirsporun menfaatlerine aykırı davranmaz, birilerinin oyunlarına uymaz...
Bir Eskişehirsporlu böylesine sATILMAZ ;
arkandayız Kerem ATILMAZ..!
Bülent Uygun ve onun kafasındakiler böyle birşeye imza atarak nasıl bir yapıda olduklarını apaçık ortaya koymuşlardır.
Hadi bakalım, desteğe devam, kaosa selam...
daha kim bilir neler göreceğiz ?
PFDK'nın 7 Ekim 2010 tarihli kararı açıklandı bugün.
Bu sefer konumuz Eskişehirspor ve aldığı cezalar değil.
Eskişehirsporumuzun hiçbir ceza almadığı Bucaspor maçında Bucaspor taraftarlarının ettiği küfürlere rağmen ceza almaması bir yana ceza listesinin alışık olmadığı bir misafiri vardı ;
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Taraftarları...
Evet, evet yanlış duymadınız, İstanbul Büyükşehir Belediyespor TARAFTARLARI.PFDK kararlarında ''BÜYÜKŞEHİR BLD. SPOR Kulübünün, 03.10.2010 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD. SPOR - BURSASPOR Spor Toto Süper Lig futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 5.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,''
şeklinde yazan paragraf tarihe altın harflerle adını yazdıracak cinsten.
Bu cezayı aldıracak topluluğu İBB nereden buldu diyeceksiniz, işte buradan ; http://inci.sozlukspot.com/
Sanal ortamda birçok siteye salça olmaları ve kendi sitelerinde birbirlerine ''P.ç, o. çocuğu vs.'' şekillerde hitap etmeleriyle de tanınıyorlar.
Sonunda reel hayatta da faailiyete geçmeye karar verip sansasyonel bir hareket yapmak için kolları sıvayıp ve taraftarı olmayan İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un maçlarına gitmeye, gruplarının adının ''Bozbaykuşlar'' sloganlarının ''Maç var dediler geldik!, 12.5 falandık biz'' olmasına karar vermişler.Milyonların yaşadığı kentte maçlarına kimsenin gitmediği bir takıma taraftar olmak kolay değildi.
Geçen sezon Eskişehir'de oynanan maçta fantezi yapıp İstanbul Belediye tribününe girmek ve bir takım şeyler yapmaya çalıştık. İstanbul Büyükşehir Belediyespor yetkililerine telefonla ulaşarak ''Biz Eskişehir'de okuyan İstanbullularız, bu hafta sonu oynanacak maçta İBB tribününe girmek ve takımımızı desteklemek istiyoruz, tribüne girmemiz için sizin yer talebinde bulunmanız gerekiyormuş'' dedik ve ''Ne işiniz var rakip tribününde, girin Eskişehirlilerin arasında izleyin maçı ! '' yanıtını aldık.
İşte İBB yönetimininin vurdumduymazlığı sonucu ilk kez organize oldukları (19.09.2010) Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan Konyaspor maçına organize olsalar da stada sokulmamışlar, ama yılmamışlar...
Ondan sonraki maçlarda tribünlerdeki yerlerini almışlar.Artık İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu futbolcular yalnız yürümeyecek...
Yakın zamanda PFDK kararları arasında ''İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübünün, gg.aa.2010 tarihinde oynanan İBB - x takım Spor Toto Süper Lig futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI TARAFSIZ SAHADA SEYİRCİSİZ OYNAMA CEZASI ile cezalandırılmasına, '' şeklinde bir paragraf görürseniz şaşırmayın.
Bu da bestelerinden yalnızca 1 tanesi :) ;
Niyetimiz , görmek değil seni birİNCİ
Beraber yaşamak üzüntüyü sevİNCİ
Kimse yıkamaz bizdeki direnci
Tek aşkımızsın İstanbulllll..
laylay laylay lala laaa lay. laylay laylay lala laaaaaaaaa lay.
Daha fazla bilgi ve içeriğe grubun forumu olan http://bozbaykuslar.ace.st adresinden ulaşabilirsiniz...
Haftaya Eskişehir'e deplasman yapıp yapmayacakları, yaparlarsa ne tür şeyler yapacakları da merak konusu :)
Ve Bülent Uygun bugün 3 yıllık sözleşmeye imza attı.
Eskişehirspor resmi ürünlerinin satıldığı Esstore 2. mağazasını Neo Alışveriş Merkezi'ne açtı.
Yaklaşık 2-3 aydır üzerinde uğraşılan mağazanın açılışı için görkemli bir tören düşünülse de takımın ligde bulunduğu kötü durum göz önüne alınarak, açılış töreni takımın ligde havasını bulacağı öngörülen ileri bir tarihe ertelendi.
Bu süre zarfı içinde mağazanın kapalı kalmasının olumsuz yönde olacağı düşünülerek 4 Ekim 2010 itibariyle Esstore Neo taraftarların hizmetine açıldı.
Yönetimde görevi devraldığı günden beri çok çalıştıklarını söyleyen Mustafa Akgören, ''3.5 aylık süreçte 70 civarı yeni ürün yaptıklarını, bilinen markaların mağazalarındaki teknolojik ve güvenlik sistemlerin mağazalara kurulduğunu, gurbetteki taraftarların ayağına online mağaza imkanını getirildiğini, fiyatların hem taraftarın alabileceği hem de Eskişehirspor'un buradan gelir elde edebileceği seviyede tutulduğunu...'' ifade ederek taraftarların ilgisizliğinden dolayı da sitemde bulundu.
Şu ana kadar verilen uğraşlara rağmen taraftarların ilgisizliğinin kendisini üzdüğünü, ciroların çok düşük olup personel masraflarının bile zarzor karşılandığını ve birçok yeni ürün çeşidinin hazır durumda olmasına rağmen ertelendiğini belirtti.
Değerli kamuoyuna E.T.B.'nin (Eskişehirspor Taraftarlar Birliği) açıklamasıdır.
Kulübümüzün Gaziantepspor müsabakası öncesinde futbolcularımız,yönetim kurulumuz ve teknik kadromuz ile ilgili yaptığımız değerlendirme sonrası bir açıklamada
bulunmuş ve ilgililere şöyle seslenmiştik:
''İsimleri mevzu bahis etmeksizin Eskişehirspor Kulübü ve takımı için çalışan herkesin desteği yine bu taraftar olacaktır.
Bir takımın başarıya gidebilmesi için gerekli olan birlik ve beraberlik ortamının tekrar oluşturulması için elimizden gelen her şeyi yapmaya dün olduğu gibi,
bugünde hazırız.
Yeter ki çarkın diğer dişlileri de üzerlerindeki sorumluluğun bilincinde olsunlar.''
Gaziantepspor maçı sonrası yaşanan gelişmeler taraftarımızca izlenmiş ve değerlendirilmiştir.
Maç sonrasında taraftarımızın başarısızlığın tüm sorumlularına (teknik ekip,yönetim ve futbolcular) ayırt etmeksizin verdiği tepkiler sayın Rıza Çalımbay'ın
görevinden ayrılması ile son bulmuştur.Daha sonra yaşananlar kulübümüzün yönetenlerinin ''yetersiz'' olduklarını düşünmekte ne kadar haklı olduğumuzu ispat etmiştir.
Eski teknik kadromuzun görevden ayrılması esnasında bir türlü tutarlı açıklamaların gelmeyişi,tesislerde oyuncular antrenman sahasında beklerken tazminat pazarlıkları
yapılması,eski teknik ekipteki yardımcı hocaların ulusal basın yoluyla kulüp başkanından talep edilen alacaklarına kadar uzayıp giden ve ciddi bir futbol kulübünde
yaşanması utanç verici gelişmeler Eskişehirspor tarihi ve büyüklüğü ile maalesef bağdaşmamıştır.
Sayın yöneticilerimiz bu fiyasko sonrası spor basınında sayısı 10'a yaklaşan ismin yeni teknik direktör adayımız olarak anılmasına seyirci kalmışlardır.
Ve nihayetinde karar kılınan isim bu sürecin sadece bir kamuoyu yanıltmacasından ibaret olduğunu düşündürmektedir.
Ligdeki son maçımızı oynadığımız Bucaspor'un eski teknik direktörü Bülent Uygun'un maçın hemen ertesinde istifasını sunması ve aynı gün içinde adının
Eskişehirspor'un yeni teknik direktörü olarak anılması bizleri son derece rahatsız etmiştir.
İsimleri mevzu bahis etmediğimizi, önemli olanın bu camiaya hizmet etmek olduğunu yineleyerek belirtmek isteriz ki yönetim kurulumuz ve Bülent Uygun arasında
yazıldığı izlenimi veren bu senaryo, Eskişehirspor taraftarının herşeyden fazla önem verdiği ahlaki ve etik değerlerle örtüşmemektedir.
Bülent Uygun'un futbolculuk yaşamı,Sivasspor ile yaşadığı başarı ve ayrılışı,sezon başında Gaziantepspor ile başlamadan biten macerası ya da takımımızı başarıya
ulaştırabilme ihtimali ayrı bir değerlendirme konusudur.
Fakat söz konusu ismin Eskişehirspor ile anılmaya başlamadan önce Bucaspor kulübünden ayrılış şekli taraftarımızca son derece dikkate değer bulunmaktadır.
Rakip olmanın yapılacak her hamleyi mübah kılmadığını çok iyi biliyoruz.
Tarihinde sayısız haksızlığa uğramış Eskişehirspor camiası bu durumu kabullenememektedir.
Yönetimimizin mazimizdeki onurlu duruşu zedelemeden adımlar atmasını diliyoruz.
Unutulmasın ki bu taraftar olup bitene hiçbir zaman seyirci kalmamıştır.
Eskişehispor ismi taraftarıyla sonsuza dek yaşayacaktır ve her zamanda haksızlıkların karşısında olacaktır.
Bülent Uygun şu an Eskişehispor futbol takımı için aranan teknik direktör olabilir ama camiamızın onurlu geçmişi ve duruşu göz önüne alındığında kendisi ile
yapılan görüşmelerde izlenen yöntem asla doğru değildir.
Bu ülkede ve takımımızda defalarca teknik ekip değişikliği olmuştur.
Lakin bu süreci yönetenlerin (veya yönetemeyenlerin) Eskişehirspor'un mazisine yakışır şekilde davranmalarını beklemek en doğal hakkımızdır.
Bu vesileyle belirtmek isteriz ki basın organlarından,spor adamlarından,yöneticilerden,futbolculardan,içimizden ya da başka kulüplerden, haksızlık kimden gelirse
karşısında olacağız
Spor ahlakına uymayan her hareketin sahibini kınadığımızı bildiririz.
Saygılarımızla...
E.T.B. (Eskişehirspor Taraftarlar Birliği)
Yaklaşık bir haftadır yemek yediğimiz lokantadan kalem aldığımız kırtasiyeye, arkadaş ortamından akraba ortamına kadar her ortamda ''Teknik direktör kim olacak ?'' sorularına maruz kalıyorum ve bu durumdan oldukça bunaldım.
Kemal Kılıç gelecek diyerek biraz da makara yoluyla geçiştiriyorum bu muabbetleri.
Artık bir an önce klübümüze hayırlı olabilecek hangi teknik adam varsa anlaşılsın da rahat yiyelim öğle yemeklerini, rahat gidelim kırtasiyeye, markete, telefoncuya...
Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, George Hagi, Coşkun Demirbakan, Bülent Uygun, Ersun Yanal, Samet Aybaba, Zico, Christoph Daum isimleri geliyor gidiyor Eskişehir'e gazeteler vasıtasıyla.
Dün, Zico takımındaki Brezilyadaki görevinden ayrılmış ve yüksek ihtimalle onunla anlaşılacağı söylenirken, bugün de Bülent Uygun ile anlaşıldığı yönünde iddaalar dolaşıyor.
Henüz iddaa aşamasında olduğu için ciddi anlamda yorum yapma gereği duymasam da içinde bulunduğumuz duruma biraz da mizah katarak bir çalışma yaptım.
Başkanımız Halil Ünal'ın msn'ini açtık ve bakın Bülent ''Uygun'' mu ? değil mi ?Dip not : Geçtiğimiz günlerde yollarımızı ayırdığımız eski teknik direktörümüz Rıza Çalımbay, başkanımızın msn listesinde ''Engellenmiş'' olup, başka takım arayışlarında olduğu için olsa gerek ''Dışarda'' gözüküyor.
Copyright © 2009 | eMRe aNGı
Favori Siteler : eskisehirspor.com | EsBilet | Eskişehirspor Dergisi | KoreoESES