SKOR PEŞİNDE DEĞİLİZ; YA HİZMET YA TERKET

Eskişehirspor Taraftarlar Birliği Derneği'nin 2 gün önce yönetimin yaptığı geçiştirici açıklamaya cevabı ;

Kulüp Basın Sözcümüz Sayın Erdal Şahbaz’ın önceki gün resmi sitemize ve basına yansıyan açıklamalarını ara mesajları da anlamaya çalışarak dikkatlice, defalarca okuduk. Kulübün Basın Sözcüsü olarak yönetim kurulunun görüşlerini yansıttığını düşündüğümüz Sayın Erdal Şahbaz’ın açıklamalarından üzülerek anlıyoruz ki biz derdimizi yıllardır anlatamadığımız gibi yine anlatamamışız. Bu açıklamalar Yönetim Kurulumuzun, taraftarın hassasiyetlerinden, beklentilerinden, duygularından ve düşüncelerinden ne kadar uzak olduğunun bir teyidi olmuştur. Yine üzülerek anlıyoruz ki konuları saptırarak ve çarpıtarak yapmamız gerekenleri öteler gemimizi yürütürüz felsefesinin bu yönetim kaldıkça geçerli olacağı bir kez daha anlaşılmıştır.

Sayın Şahbaz açıklamasında stadyuma kira ödediklerini!!! belirterek, 3 yıldır stadyuma çeşitli yatırımlar yaptıklarını, stadyum zemini ve led reklam panolarının ciddi yatırım olduğunu belirtmiştir. Öncelikle kira ödemekle yükümlü olduğunuz bir yere kirayı ödemek zorundasınız. Bunu icraat gibi sunmak sadece bizim yönetimimize has bir özellik olsa gerek. Eskişehirspor ve futbolu takip eden herkes bilir ki her sezon öncesi TFF tarafından stadyumlar denetlenir, eksikler belirlenir ve giderilmesi istenir. Bu eksiklikler giderilmeden de maç oynanmasına izin verilmez. Bir nevi bunları yerine getirmek zorunluluktur. Taraftarın genelini ilgilendiren bölümlerde zorunluluklar dışında yapılan bir iyileştirme göremedik biz ilave edilen birkaç pisuar ve birkaç turnikeyi saymazsak. Bu sezon öncesi basına yansıyan eksikler yüzünden maçların oynanama tehlikesi haberlerini de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bizim bu haberlerden anladığımız bırakın iyileştirmeyi zorunlulukların bile yerine zar zor getirildiğidir.

Açık tribünün kapanması konusunda; yönetim tarafından çizdirilen projede yer alan locaların, stadyum temeline çok yük bindirdiği, eskiyen stadyumun temeli ve kolonlarının bu locaların ağırlığını kaldırmasının riskli olduğu uzman kişilerce rapor edildiği bilindiği halde başka söylemlerle gerçekleşmeme sebebinin açıklanmaya çalışması bize göre topu taca atma çabasından başka bir şey değildir. Toplamda en fazla 150-200 kişi locada maç izleyecek diye yaklaşık 11.000 taraftarın zaten son derece düşük olan maç seyir konforunun tribünlere konacak direklerle engellenilmesinin düşünülmesi bile yanlış bakış açısının en somut temel göstergesidir. Açığın üstünün kapatılması konusunda yönetimin yaptığı açıklamaları samimi ve mantıklı bulmuyoruz, konuyu saptırma çabaları gözümüzden kaçmıyor.

Yeni stadyum konusunda sayın basın sözcümüz, sayın başkanımızın normal günlerde tüm mesaisini bu işe ayırdığını beyan edip, bu konuda birlik ve beraberlik içinde olamadığımızdan dem vurmuş. Peki, sayın basın sözcümüze sormak istiyoruz somut olarak önümüze hangi projeyle geldiniz de birlik ve beraberlik içinde mücadele etmedik? Kapalı kapılar ardında devlet büyükleri ile yaptığınız görüşmeleri bizim bilmemize imkân ve ihtimal yoktur. Yönetim kurulu ya da başka yetkili bir merci tarafından kamuoyuna ve taraftara sunulan yeni stadyumumuz şurada ve şu şu özelliklerde olacak şeklinde tek bir somut bilgi yokken nasıl bir birlik ve beraberlik beklenmektedir? Bizim tek bildiğimiz stadyumun yerinde kalması gerektiğidir. Umarım bu sezon maçlarda gerçekleşen sayılar stadyum nerede olursa olsun dolar şeklinde düşünenleri rüyasından uyandırmış, gerçeklerle yüzleştirmiştir. Sazova, Sakintepe veya Muttalip Bölgesi’nde olsaydı stadımız gerçekleşen sayıların yarısına bile ulaşılamazdı. Yine üstüne basa basa söylüyoruz stadyumu yerinden başka bir yere taşımak Eskişehirspor’a yapılacak en büyük ihanet olacaktır.

Sayın basın sözcümüz şike soruşturmasında ilk tepkinin Eskişehirspor tarafından gösterildiğini beyan etmiş. Evet, ilk tepki Eskişehir’den gelmiştir ama bu tepki yönetimden değil Eskişehirspor taraftarından gelmiştir. ETB ilk gün çıkıp şike olayına bulaşan ne kadar kişi varsa cezasını çeksin, buna göz yumanlarda koltuklarını terk etsin diyerek tavrını net bir biçimde koymuş ve futbol kamuoyundan takdir toplamıştır. Kaldı ki şike soruşturması konusunda net bilgiler gelene kadar her kriz döneminde olduğu gibi bu kriz döneminde de yöneticilerin sessiz kalması, ortalarda gözükmemeleri dikkatlerimizden kaçmamıştır. Bize göre şikeden kimse ceza almasın, küme düşme olmasın demek şikecilerle aynı tekneyi paylaşıyoruz, yarın öbür gün bize de lazım olabilir demektir. Bu düşünceyi kesinlikle reddediyoruz. İstisna birkaç kulüp gibi bizim kulüp yönetimimizin de Kulüpler Birliği’nin bu düşüncesine karşı çıktığını beyan etmesi Eskişehirspor’a yakışan tavırdır.

Kulüpler Birliği’ne üye olan diğer kulüp yöneticilerine de bir çift lafımız var. Korumaya çalıştığınız sistem ve koltuklar bu düşünce tarzınızı değiştirmediğiniz müddetçe sonunuz olacaktır. Her geçen gün Türk Halkı’nı futboldan soğuttuğunuza emin olabilirsiniz. Size göre muhalefeti ve bedava biletle kontrol altına alamadığınız taraftarı bertaraf etme aracı olarak gördüğünüz Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’nı okumadan, anlamadan kabul ettiğiniz yaptırımlar size dönünce iptal ettirmek için nasıl çaba harcadığınızdan net olarak anlaşılıyor. Herkesin bilmesi lazım ki Türk Futbolunun ana sorunu kulüpleri yönetenlerden kaynaklanmaktadır. Sporda şiddettin de, şike olaylarının da, Türk Futbolu’nun bir türlü istenen sıçramaya yapamamasının da tek nedeni yanlış yönetilen kulüplerdir. Medyanın ve TFF’nin bu yanlış yönetimlere çanak tutması durumu daha da vahimleştirmektedir.

Üyelikler konusunda Sayın Şahbaz bize kulübümüzün tüzüğünü hatırlatarak yılda %10’dan fazla alınamadığını belirtmiştir. Bunu gayet iyi biliyoruz Sayın Şahbaz. Bizim sorduğumuz üyelikler mevcut tüzük genel kuruldan geçmeden başvuru yapan üyeliklerdir. Bunlara ne oldu? Neden gerekçe bile gösterme gereği duymadan başvuru yapanları üye yapmadınız? Bu sürede eşiniz, dostunuz kim varsa kulübe üye yaparken bu insanlarda ne gibi sakınca gördünüz de kulübe üyeliğe layık görmediniz? Hadi o kısmı geçtik iki sene içinde hangi kriterlere göre üye olacak 120 kişiyi belirlediniz? Bu sene kulübe kaç kişiyi üye yaptınız? İsimleri açıklayabilir misiniz? Aynı şekilde başvuru yapıpta üyeliğe uygun görmediğiniz kaç kişi vardır? Üyeliğe uygun görülmeme gerekçeleri nedir? Üye olan diğer kişilerden eksikleri nelerdir? İsimleri nedir? Bunlardan herhangi birine yüreklice cevap verebilir misiniz?

Sayın Şahbaz yöneticilerimizle alakalı medyada çıkan ve özel hayatla alakalı haberleri kınadığını belirtmiş. Biz de Eskişehirspor Yöneticisi sıfatı ile uygunsuz davranışlarda bulunan yöneticilerimizi kınıyoruz. Hatayı yapanın değil de haberi yapanın kınandığına da ilk defa şahit oluyoruz. Bir kişi bir mekana belli bir unvanla gidiyorsa unvanını taşıdığı kurumu, kuruluşu layığı ile temsil etmek zorundadır. Bunu beceremiyorsa o unvanı acilen bırakıp yaşamak istediği özel hayata dönebilir. Ama o unvan üstünde iken tüm hal ve davranışlarına dikkat etmek zorundadır kendisine saygısı yoksa bile temsil ettiği camiaya göstermesi gereken saygı nedeni ile.

Geçen seneki bilet fiyatları ile hedefin playoff olarak lanse edildiği bir sezondaki bilet fiyatları arasındaki çelişki bize göre tartışılmazdır. Çelişki demek yerine basit kasaba tüccarı mantığı desek daha doğru bir tanım yapmış oluruz. İşler kötü gidince taraftarı susturmak için bilet fiyatını ucuzlat, iyi gidince fahiş bilet fiyatı belirle. Bu çelişki değildir de nedir diye de sormak istiyoruz?

Bir kez daha Sayın Şahbaz nezdinde Sayın Yönetim Kurulu üyelerimize hatırlatmak istiyoruz. Biz Eskişehirspor taraftarı olarak sizin sandığınız gibi başarı peşinde koşsak 3. Liglerde, 2. Liglerde, önceki sezonlarda hiçbir iddiamızın olmadığı maçlarda stadyumu doldurup böyle candan desteklemezdik. Bir türlü anlamak istemediğiniz Eskişehirspor’un bizim için bir yaşam tarzı olduğudur. Sizlerden tek beklentimiz de biraz hassasiyet, biraz hizmet. Beceremiyorsanız da medeni bir şekilde bırakıp gitmeniz.

ESKİŞEHİRSPOR TARAFTARLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ

OoOooOOooo Oleyyy !

Bugün, Oğuz Çetin gibilerinin katkılarıyla kurulan ve çevremdekilerin tabiriyle ''İstanbulspor''un maçı vardı Almanya'yla. Yenildiler, yenilmekle kalmadı ezildiler, ezilmekle de kalmadı üstlerinden geçti Panzerler..


Hani argo tabirle bir laf vardır ya ''Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almayı bileceksin!'' diye, o zevki bile almadı mızmızlandıkça mızmızlandı İstanbulsporlular. Burdan da şu argo terim çıkıyo ''Ne emmeye geliyonuz, ne gömmeye!''.

Çok mu argo konuşuyorum ? Haklısınız..


Bir ülkenin milleti, bir ülkenin milli takımından soğutulurken birşey yok gerçekler yazılınca ''Şşşşt'' ayıp olur, bahsettiğin takım milli takım vırt zırt..

Benim için bu milli takım dedikleri şey maç başlarken çektirilen 11 kişilik fotoğraflarda gözüken vücutlar dışında kalan Kırmızı-Beyaz üzerinde ay-yıldız bayrağımız olan tekstil ürünlerinden ibaret..
Geriye kalan o isimler, 1 bilmem kaç boya, bilmem kaç kiloluk vücutlar ise, içinde bulunduğumuz durumu sorgulamak yerine, ''Mesut Özil'' gibi böylesine şikayetçi olduğumuz bir kadrolaşmadan uzak duranlarla uğraşanların milli takımıdır. Onlar için ülke futbolunda herşey dört dörtlüktür; Sabri Heinze'dir, Hakan Balta Lahm, Servet Ferdinand'tır..
Mesut Özil ise tü kakadır..
Bugünkü maçta futbol üzerine konuşacak birşey yok.. Çünkü İstanbulspor adına konuşacak bir futbol yok..

Konuşmak istediğim tek şey maçın son dakikalarında 50 bin küsürlük stadda 1500 kişilik Alman tribünlerinden gelen OooOoOOoo Oleeeeey! sesleri.

Kalecileri eliyle neredeyse gol pasını verdi,
OoOOooOooo Oleeeyy!
Orta sahada tıkır tıkır top çeviriyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!
Orta saha da ne ki ?
Ceza sahasında devam ediyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!
9'da 9 yaptılar, 10'da 10 için ülkelerine dönüyorlar,
OoOOooOooo Oleeeyy!

Çok mu canınız çekti ?
Biz ne zaman OoOOooOooo Oleeeyy! çekeceğiz mi diyorsunuz ?

Anadolu takımlarında oynamakta olan futbolcularımızı, kulübünde zirve yaptığı halde herkes tarafından pohpohlanan 3-4 takıma transfer olmadan milli takımda yer bulamayacağı düşüncesinden kurtardığımız zaman..
Oğuz Çetin ve onun zihniyetindekiler defolup gittiği zaman..

Yani ;
Daha çok beklersiniz..

Tribünün katili : 6222


Olaylı başladı Türkiye'de bu sezon futbol.Tarih 03 Temmuz 2011'i gösterdiğinde bir anda ülke 9.0 şiddetinde şike depremiyle sarsıldı.Başta ligin son şampiyonu Fenerbahçe,son kupa şampiyonu Beşiktaş olmak üzere Eskişehirspor,Sivasspor,İstanbul Büyükşehir Belediyespor,Mersin İdman Yurdu kendilerini bir anda bu soruşturmanın içerisinde buldular.Kulüp başkanları,yöneticiler,teknik direktörler,futbolcular bir anda yeşil sahalardan Metris cezaevinin yolunu tuttular.İfadeler alındı, savcılıkla sayısız toplantılar yapıldı,UEFA ile toplantılar yapıldı vs vs...Böyle bir ortamda da doğal olarak ligin başlaması 1 ay ertelendi.05 Ağustos'ta başlaması gereken sezon 09 Eylül tarihine ertelendi.Doğru muydu ? Evet,kesinlikle doğru bir karardı.Böyle bir ortamda ligi başlatmak yanlış olurdu.Ertelendi,bu süreç içerisinde halen daha net bir karar alınamadı.Bu erteleme ile sadece biraz zaman kazanıldı.

Neticesinde tarih 09 Eylül'ü gösterdiğinde sezon artık başlamıştı.İlk hafta maçları oynanmıştı.Yalnız ortada bir sorun vardı.Oynanan 9 maçın 8'inde (1 maç seyircisiz) tribünlerde büyük boşluklar göze çarpıyordu.İlk hafta maçlarıdır,daha insanlar tatilden yeni döndü dedik, ilerleyen haftalarda statlar dolmaya başlar dedik, geçiştirdik.Aradan zaman geçti, 2.-3.hafta maçları oynandı ancak değişen birşey olmadı,dolması beklenen tribünler aksine gün geçtikçe daha da boşaldı.

Belli ki,insanlar bu gelişmelerden sonra futboldan soğumuşlar,maçlara gelmez olmuşlardı.

Peki neydi bunun sebebi.Neydi ülke genelinde taraftarları tribünlerden bu derece soğutan neden.Şike depremi bu kadar uzaklaştırabilirmiydi insanları tribünden,futboldan...

Bana kalırsa hayır.Kabul ediyorum,insanları tribünlerden uzaklaştıran nedenlerin başında geliyor şike soruşturması ve sonrasında alın(a)mayan kararlar.Ancak tek etken bu değil.Belki % 50'si , % 60'ı...Ancak geri kalan % 30luk-40'lık kısım ise geçtiğimiz sezon taslağı hazırlanan,bu sezonda da uygulamaya konan bir yasa.Bu yasanın adı: "Sporda Şiddet Yasası",numarası: " 6222"...İşte bana göre olayın temelinde yatan neden bu.

Yasanın uygulamaya konması ile birlikte insanlar artık maçlara gelmeye adeta korkar hale geldi. Tribünde taraftarlar bu yasa sayesinde artık maçın gereği olan bir pozisyona bile tepki vermeye dahi korkar oldu.İnsanların kafasında hep bir korku aldı başını gitti.Yok efendim küfür edene şu kadar hapis cezası,yok sahaya yabancı madde atana şu kadar hapis+para cezası,yok sigara içene şu kadar para cezası vs...bir sürü gerekliliği tartışılır cinsten yasaklar.İnsanlar artık bu yasa sayesinde tribünde kendilerini rahat hissedemez oldular.Her an diken üstünde oldukları bir ortamdan da doğal olarak birer birer kaçmaya başladılar.Kaçmayan azınlıklar da maçı sadece oturup bir tiyatro izleyicisi edasında izlemeye başladılar.

Ligin henüz 5.haftasında, bugün Bursaspor evinde tarihinin en az seyircili maçını oynuyorsa(6000 biletli seyirci),Eskişehirspor tribünlerinde tarihinde hiç olmadığı kadar boşluklar oluşuyorsa, aynı sorun Türkiye genelinde bütün tribünlerde yaşanıyorsa bunun temel sebebi işte bu tribün kültürünü öldüren yasada yatıyor.

Tamam kabul, tribünlerde küfür istemiyoruz,olay istemiyoruz,tribünde şiddete sebep olan herşeye-herkese karşıyız ancak aynı zamanda tribün kültürünü tamamen öldüren,insanlara yasakçı zihniyeti getiren,taraftarı tribünlerde kısıtlayan bu katil yasaya da karşıyız.

Sonuç olarak şuna eminim ki,çok yakında maçlar -kadınlara ve çocuklara ücretsiz olmasına rağmen (!)- bir süre sonra onlar da maçlara gitmemeye başlayacak,onlar da soğuyacak bu boş tribünlerden ve tribünler giderek bomboş hale gelecek.

Unutma ey TFF ! Futbol taraftarla güzel,seyirciyle değil.

Ve şunu unutmamak gerekir ki, Futbol asla bir tiyatro değildir...

Ey Ruh ! Geldiysen 3 Kere Vur Ya Da Gol At O Da Olur !

İlkler güzeldir heyecan verir insana şu an ben de olduğu gibi... Bir yanımda heyecan var bir tarafımda da birazdan yazacaklarımın can yakması belki de umutsuzluğu...
Çok değil bir kaç gün önce başlamıştı içimizdeki heyecan KoreoESES 'in sezonu açacağı haberiyle beraber çünkü özlemiştik stattaki o muhteşem görüntüleri... Çoğunu tanıdığım KoreoESES üyeleri günlerce sabah 3-4 olmasına rağmen bütün gayretleriyle çalıştılar. Maç günü saatler öncesinde her şey bitmişti ve hepimiz maç öncesi göreceğimiz manzaranın heyecanıyla ve maç sonu çiftetellisini duyma umuduyla aldık yerimizi...Dakikalar geçti maç saati yaklaştı ve ilk golü tribünde yedik aslında...Yağmura, kara soğuğa aldırmayan açık tribün sakinleri bu maçta yoklardı yerlerinde...O kadar emek boşa gitmemeliydi yine de ve orda olanlar 2 kişilik çalışarak beklenen şovu gerçekleştirdiler. Bembeyaz kartonların dalgasıyla takım sahaya gelirken "İsmin Kazındı Kalplere" diyordu bütün stat bir ağızdan ve yavaş yavaş "1965" yazısı belirdi açık tribünden... Her koltuğa bir karton konmuştu ama o kartonları sahiplenecek taraftar yoktu ve sezon açıldığından beri azalıyordu bariz bir şekilde. Liglerin geç başlaması, şike iddalarına takımımızın da adının geçmesi taraftarı soğutsa da asıl neden verilen sözlerin tutulmaması ve yüksek bilet fiyatlarıydı. Küçüklüğümden beri dillerde dolaşan "Açığın üzeri kapanacak" sözü her geçen gün şehir efsanesi halini aldı olansa yağmurda sırılsıklam olan, dolu yağdığında stadı terk etmeyen ama yine de sevgilisini terk etmeyen taraftara oldu. Halil başkan koltuğunda rahat rahat oturup ıslananları izlerken bilmediği şeylerden biri de "Kapalı" tribündekilerin bile ıslandığıydı. Umrunuzda mıydı taraftarın bu hali Halil Ünal ve yönetimi ? 2.Lig B ruhunu, Bank Asya'daki heyecanı, Süper Lig'in ilk sezonundaki özlemi almaya ne hakkınız vardı verecek bir cevabınız var mı ?

Peki "Ben bileti istediğim fiyattan satarım nasıl olsa dolar" mantığıyla hareket ederken tribüne gelen insanların sizin kadar zengin olmadığını, büyük çoğunluğunun ailesinden harçlık alan lise öğrenci olduğu ,3 kuruş maaşıyla ev geçindirip ayda 2 defa maça gelmek için dişinden tırnağından arttıran insanlar olduğu nasıl gözünüzden kaçtı? Bilmem farkında mısınız bugünün taraftarını değil belki doğmamış taraftarları bile kaybedeceksiniz bu gidişle...Derler ya özür dilemek büyük bir erdemdir diye gelin siz de daha büyük bir erdeme ulaşın özür dileyerek yapamadığını kabul edin ve sizden daha iyi olabileceklerin önünü açın.
Biz maçı hakemin düdüğüyle kaybetmedik zaten yenik başladık. Biliyorduk aslında maçın her zaman sahada kazanılmadığını...Takımın 12.adamı olduğumuzu onlar pes etse bile bizim onları heyecanlandırıp en baştan başlamalarını gerektiğini biliyorduk ama nedense bu maç ne 12.adam olarak bizlerin ne de sahadaki 11 adamın ruhu vardı.Trabzonun bir avuç taraftarını dinlemek bana ağır geldi bir çok kişiye olduğu gibi. Pire için yorgan yakma vakti değil birlik olma vakti.
Zaman "EFSANENİN GÜCÜ OLMA ZAMANI"
h

Düşüşe Devam...

Trabzonspor maçı 26 sene sonra lider olup,seriyi devam ettirmek için gittiğimiz Galatasaray deplasmanından eli boş dönünce daha da anlamlı bir hal almıştı bizler için. Nitekim gerek futbolcularda;gerekse taraftarda Trabzonspor maçına ayrı bir hazırlık başlamıştı.Uzun bir aradan sonra koreografi lafının geçmesi bile bizleri heyecanlandırmaya yetti. Bunca beklentinin yanında Trabzon taraftarının her platformda bizlere sarfettiği yakışıksız söylemler,maçın heyecanına ufak da olsa katkıda bulunuyordu diyebilirim.

Maç günü geldiğinde ise beklentilerimiz tavan yapmış;bir an önce maç saatinin gelmesini bekliyorduk.Ancak bu beklentiler maça 10 dakika kala boş tribünleri görünce;takımın en golcü oyuncusu Batuhan’ın kadroda olmadığını öğrenince yerini derin bir endişeye bıraktı.Maçın başlamasıyla taraftarın da desteğiyle Eskişehirspor yine bilindik görüntüsündeydi.Skibbe’nin tek forvet ısrarı sebebiyle topu 3. bölgeye taşıyamayan,buna rağmen oyunun kontrolünü elinde tutan EsEs orta sahanın katkıları sonuç getirmeyince devreye golsüz berabere girdi.İkinci yarıya ise daha atak başlayan Trabzonspor,iki kalede de kaçan fırsatlardan sonra Burak Yılmaz’ın 3 dakikada attığı 2 golle mücadeleyi 2-0 kazanarak bu sene bize ilk iç saha mağlubiyetimizi yaşattı ve 9. sıraya kadar geriledik.

Maçtan sonra bizlerin kafasında olan soruların başında akıl almaz bir düşüş gösteren seyirci profilimiz ve takımın aldığı yenilgiler vardı. Açıkcası ben dün de Eskişehirspor’u golü yiyene kadar çok beğendim.Arzulu,tempolu bir görüntü sergileyen takım ilerde üretken olamayınca yine yenilgi kaçınılmaz oldu. Eğer Skibbe böyle bir oyunu lehine çevirmek istiyorsa bence takımı tek forvet oynatmaktan vazgeçmeli ve takıma motivasyon olarak katkı yapmalı…

Taraftara gelecek olursak;sezon başından beri yaşanan bu başıboşluğun bir çok sebebi olduğu aşikar.Gerek yaşanan şike olayları,gerek bilet fiyatları,gerekse tutulmayan sözler… Ancak 3. Liglerde bile seyirci rekoru kıran;gittiği her yere Eskişehirspor ruhunu taşıyan bu taraftarın bu saatten sonra tekrar görev başına geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Her fırsatta belli yerlerde koreografi yapılması için tutturan;dün ise neredeyse açığın üst bölümünü dolduramayan iyi gün dostları umarım dünkü taraftarın halini gördükten sonra hatayı kendinde ararlar.Çünkü bu taraftar her ne koşulda olursa olsun Eskişehirspor’u sahiplenmiş,adını tüm Türkiye’ye duyurmuştur. Bizlere bundan sonra düşen ise onu bunu eleştirmek yerine şapkayı önümüze koyup düşünmek;bu düşüşe bir ‘’Dur!’’ diyebilmektir.

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..