Geçtiğimiz Cumartesi günü sahamızda oynanan Manisaspor maçında Eskişehirspor Taraftarlar Birliği tarafından yönetime karşı yapılan eylem özellikle yerel basında büyük yankı buldu.
HABER BAŞLIKLARI ;
23.10.2011 ; Fanatik Gazetesi
23.10.2011 ; 2 Eylül Gazetesi23.10.2011 ; Yenigün Gazetesi
23.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi
23.10.2011 ; İstikbal Gazetesi 23.10.2011 ; Anadolu Gazetesi
23.10.2011 ; Şehir Gazetesi
23.10.2011 ; Sakarya Gazetesi 23.10.2011 ; Milli İrade Gazetesi23.10.2011 ; Güneş Gazetesi
23.10.2011 ; Hürriyet Eskişehir Gazetesi
24.10.2011 ; 2 Eylül Gazetesi
24.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi 24.10.2011 ; Şehir Gazetesi
KÖŞE YAZILARI ;
23.10.2011 ; Sonhaber Gazetesi
23.10.2011 ; Şehir Gazetesi
23.10.2011 ; İstikbal Gazetesi
Taraftarların bu eylemi, 4 haftadır üst üste gelen kötü sonuçlara göre değil 4 senedir tutulmayan sözlere itafen yaptığını anlayan gazete ve yazarlara teşekkür ederken, lafı hala başka taraflarıyla anlayanlara da akıl fikir diliyorum..
Manisa maçında başlayan ve diğer maçlarda da devam etmesi beklenen eylemlerin sebeplerini birkez daha sıralıyorum (lafı başka tarafından anlayan yazar ve yorumcularımıza) ; • 3 Yıldır, stadyumun fiziksel şartlarının iyileştirilmemesi • Yönetimin, stadyumun yeri konusundaki pasif tutumu • Şikeye karşı yönetimin Kulüpler Birliğindeki tavrı • Yaklaşık 2 yıldır bekleyen üyelikler • Yönetim içindeki tutarsızlık ve anlaşmazlıklar, Son zamanlarda yönetimdeki kişiler hakkında çıkan ve kulübümüzü küçük düşüren medya haberleri • Kombine ve bilet fiyatlarındaki tutarsızlık
Dün, Cumhuriyet tarihimizin en büyük depremlerinden birisi yaşandı Van'da. 24 saati devirdik 7.2 şiddetindeki felaketin ardından ve yüzlerce ölü binlerce de yaralı olduğu söyleniyor.Böyle bir ortamda ölenlerin sadece enkaz altında kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının olmadığı ortaya çıkıyordu saatler ilerledikçe. Bölgede nasıl bir ortamda yaşanıldığı, siyasi tercihlerin özgür bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı bilinmeden, kurunun yanında yaşın da yakıldığı bir durum meydana getirildi ne yazık ki..
Hadi diyelim ki o insanlar malum partiyi destekledi, terör örgütüne yakın olarak görüldü..
Peki ya bu ortamda o bölgede hayatını devam ettirip, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyanlar ?
Bu zihniyette sadece 1 kişi bile olsa onun faydalanabilmesi için yardıma koşmaya değer!
Peki ya fotoğraftaki ufaklığın günahı ne ?
Sen bugün ''Onlar ne hali varsa görsün!'' diyerek, bu ufaklığın büyüdüğünde ''Bize zamanında depremde yardım etmediler, bizi dışladılar!'' diye anlatılanları duyup bize karşı cephe almasına sebep olmaktan başka nedir ki bu yaptığınız ? Lafa geldi mi ''Nah veririz!'' şeklinde Türkiye haritalarını göğsünü gere gere paylaşmayı bilen arkadaşlar, bugün o şehrimizi gözden çıkarmış durumda..
Bugün bizler oradaki bu ülkenin vatandaşlarına sahip çıkarak, elimizden geldiğince yardım ederek o ''NAH'' adı verilen hareketin kralını bu vatanın birliğini bozmak isteyenlere çekmiş olacağız !
Tüm yurttan afet bölgesine yardım kampanyaları düzenlenmekte ve Eskişehirsporlular olarak biz de İnsanlığın Van deplasmanından galip gelmesi için elimizi taşın altına koyuyoruz.
Kampanya - 1 : Su sıkıntısının ciddi boyutlarda olacağı göz önüne alınarak Eskişehirspor Taraftarlar Birliği'nin düzenlediği ''Bir Yudum Su Ver!'' için belirtilen hesap numarasına katkıda bulunabilirsiniz.
Kampanya - 2 : Soğuk havaların başladığı şu zamanda, afet bölgesindeki vatandaşların bir diğer önemli ihtiyacı da ''Kışlık Giyim'' yardımlarınızı da Esstore - Stadyum şubesine bırakabilirsiniz.
Güzel bir cumartesi öğleni...Ekim ayının son günleri olmasına rağmen sıcak ve güneşli maç spikeri deyimiyle "Futbol için uygun bir atmosfer"...Vatan toprağını korurken toprak olan kahramanları anarak başladık ; hakemler , iki takımın oyuncuları ay yıldızlı tshirtlerle geldiler sahaya sol taraftan gelen Manisaspor "ŞEHİTLER ÖLMEZ", sağ taraftan gelen Eskişehirspor ise "VATAN BÖLÜNMEZ" diyordu ellerindeki pankartla..
Kötü gidiyorduk hem de çok kötü... Sadece kazanamamak değildi sıkıntımız. Yine kış gelmişti ve hala açığın üzeri kapanmamış yağmur, çamur ve kar bekliyordu açık tribün sakinlerini verilen sözlere rağmen. Süper Lig'deki 4.sezonumuzda da verilen sözler tutulmuyor aksine anlamadığımız, anlayamadığımız şeyler oluyor ve yönetim lütfedip cevap vermiyordu. Üstüne üstlük magazin basınını süsleyen son derece çirkin olaylar bütün şehri sarıyordu.
ETB önderliğinde isyan başlıyordu artık. Günler öncesinden hazırlıklar tamamlandı pankartlar hazırlandı. Maç bizim için 70 dakikaydı bu hafta. Ve dakika 70 olduğunda skorboarddaki 0-2 sonucuna aldırış etmeden başkaldırış başladı . Operasyonun adı "Sevgi Eylem Gerektirir" ve Parolası da"Ya Hizmet Et Ya Terket" idi...
Büyük bir gürültüyle haykırdık ne istediğimizi. Ses kulağa gitti şu an beyinde algılanmasını bekliyoruz ve algılanana kadar da sesimizi yükselteceğiz.Şıpsevdi sakızlarında çıkar ya hani "AŞK... Şunu Yapmaktır; Bunu söylemektir" tarzında sözler işte onlardan bir tane de yönetime ben yazayım; "AŞK... Bazen Eses' i Uzaktan Sevmektir."
Bazıları diyor ki terk edip gittiniz 2-0 yenildiğimiz için;bu mu sizin taraftarlığınız ? Bu karar günler öncesinden alındı sonuç belli değilken tabi bu kararı alan ETB'deki büyüklerimiz günler öncesinden maçın rüyasına yatıyorlarsa orasını bilemeyiz tabi ki :)
Özetlersek ;
Günün Güzel Olayı : Takımdaki "TEK" Eskişehirli olan oyuncumuz olan kaleci Kayacan'ın Ivesa'nın yerine oyuna girmesi.
Günün Kötü Olayı : Açık tribündeki birtakım şahısların taraftarların protestosunu engellemeye çalıştığı haberleri.
Günün Temennisi : Koray'ın aynı golü rakip takım kalesine de atması. Günün Sözü : Skor Taraftarı değiliz ! Ya hizmet Ya İstifa Et ! Günün Bestesi : Açığın üstünü kapatmadınız/Köyden adam getirip üye yaptınız/Söyleyin rahat mı o vicdanınız /Yönetimler gelir geçer biz hep burdayız
Bitirirken Halil Ünal İçin bi' şarkı geldi aklıma ; " Bu devirde kimse ŞAH değil PADİŞAH değil"...
Azerbaycan'ı zar zor yenerek ucu ucuna EURO 2012 finallerine katılmak için play-off oynama şansı kazanıldı ve rakibimiz EURO 2008'in unutulmaz maçlarından birini oynadığımız, sonrasında üzülen taraf olan Hırvatistan oldu..
Milli takımın İstanbulspor olduğu, futbolcuların İstanbul takımlarına transfer olduktan sonra seçildiği ve Anadolu takımlarında oynarken milli takıma seçilmenin neredeyse imkansız olduğunu yazmıştım daha önce.
Bu çarpıklığı sadece saha içiyle sınırlamakla hata yaptığımı ve saha dışındaki İstanbul gerçeğini atlamışım ne yazık ki. Bunu hatırlamamı sağlayan da ülkenin kalemi en kuvvetli köşe yazarlarından (belki de en kuvvetlisi) olan Yılmaz Özdil..
Özdil, bugün CNN TÜRK'te yayınlanan ''Spor Masası'' programında play-off'ta oynanacak Hırvatistan maçı temalı konuşmalarında çok önemli bir noktaya parmak bastı.
Milli maçların İstanbul'da oynatılmaması için federasyona adeta yalvardığını belirten
konuşmasında, Bursa'nın milli maçların oynanması için biçilmiş kaftan olduğunu eğer orası olmazsa diğer adayının da Eskişehir olduğunu dile getirdi.
Az önce de belirttiğim gibi yazarlık konusunda iyi olduğu konusunda şüphem yoktu ancak futbol konusunda az çok birşeyler söyleyebileceğini düşünürken bu kadar ince bir konuya böylesine hakim olmasına şaşırdığımı gizlemeyeceğim.
Yunanistan'ın Hırvatistan'ı 80.000 kişilik olimpiyat stadı yerine, 30.000 kişilik Karaiskakis Stadı'nda kurduğu baskıyla alt edebildiğine kadar hakimdi konuya..
Yazdığı hemen hemen her yazıda olduğu gibi bu konuda da karşısında durabilecek birisi yoktur diye düşünüyorum.
Fakat şöyle de bir durum var. Bu konuyu bu şekilde dile getiren isim ne kadar güçlü olsa da bizim yine 3-4 sene sonra ''Milli maçlar İstanbul'da oynanmasın!'' konusunu konuşma ihtimalimiz çok yüksek.
Öyle ki, bundan 3 sene önce de EURO 2008 döneminde, önemli spor yazarlarından Mehmet Demirkol da aynı konuya parmak basmış, Yılmaz Özdil'in dile getirdiği unsurlara dikkat çekmişti.
Milano'da İtalya oynamaz, benim bu konuda aklımdaki 2 şehir Bursa ve Sakarya demişti. Daha sonra arkasından Kayseri, Trabzon, Gaziantep, Adana şeklinde milli takıma sahip çıkacak şehirleri sıralamıştı..
video
Bana göre de Bursa bu görev için en uygun şehir ancak Mehmet Demirkol'un da belirtmiş olduğu gibi, milli maçlarda milli forma yerine Bursa forması giyildiği takdirde İstanbul'dakilerin düştüğü hataya düşmüş olacaklar.Tıpkı 2010 Dünya Kupası Elemeleri'nde 14.09.2009'da Bursa'da oynanan Ermenistan milli maçı gibi..
O maçı izleyip ülkemizin rengini bilmeyen başka bir ülkenin vatandaşı renklerimizi ''Yeşil-Kırmızı-Beyaz'' sanmıştır, haksız mıyım ?
Yine tam 2 sene önce bugün (13.10.2009) u21 milli takımımız Ermenistan'la Eskişehir Atatürk Stadı'nda karşı karşıya gelmiş ve son dakikada gelen golle kazanmıştı.
Bu maçta, A milli takımımızın İstanbul'da görmediği destek u21 takımımıza Eskişehir'de gösterilmişti BandoESES eşliğinde..
Demem odur ki üstadlar sonuna kadar haklı ! Düşünceleri destek bulursa onları bahsettikleri şehirlerin mahçup etmeyeceğine eminim ancak 3 sene sonra yine bir başka yazarın bu konuyu hortlatacağını ve yine boş boş kendi kendimize bu konuya kafa yoracağımızı görür gibiyim!
Federasyon yetkililerine şöyle seslenmek istiyorum ; Sen karnı doyan bir çocuğa zorla birşeyler yedirmeye çalıştığında ya çocuk tıkanır ya da üstüne çıkarır.. İstanbul milli maçlara doydu, üstüne çıkarmasını beklemenize gerek yok öyle değil mi ?