Eskişehir'de Şampiyonluk Kutlamaları 2011-2012 (Basına Yansıyanlar)

12 Mayıs 2012 Cumartesi günü Fenerbahçe-Galatasaray maçının ardından Eskişehir'de yaşanan olayların basına yansımaları.

 
 

Sizin ayıp olarak gördükleriniz, Bizim değerlerimiz..

Eskişehirspor Taraftarları olarak Cumartesi gece meydana gelen olaylar yüzünden gerek Cumartesi günü gerekse sonrasında emniyet ve birçok yerel basın mensubu tarafından haksız ithamlara maruz kaldık.

Öncelikle şunun bilinmesini isteriz ki, sezon başından beri 3 İstanbul takımının birbirleriyle oynadığı maçlar sonrası şehrimizde formasıyla gezmeye çalışanlar güzelce uyarılmış ve sene sonuna kadar bu şekilde devam edilmiştir.

Sezon başından beri yanında kız arkadaşı olan erkeğe, tek başına dolaşan bayanlara maksimum hoşgörüyle yaklaşılmıştır.

Bu hoşgörülü yaklaşımımızla birlikte birçoğu üniversiteli olan bu kişilerin büyük çoğunluğu bu tavrımıza saygı duyarak şehrimizde malum takımların formalarıyla gezmemeye özen göstermiştir.Çok az bir kesim ise tüm iyi niyetimizi suistimal edercesine olayların bu boyutlara gelmesine sebep olmuşlardır.

Şampiyonun belli olduğu gün Eskişehirsporumuzun da maçı vardı..O gün ve her gün için şehrimizde ''ESESES KİKİKİ ESKİ ESKİ ES'' çekmek kadar doğal birşey olamaz..

Fakat emniyet güçlerine göre o gün çekilen ''ESES''ler, terör örgütü liderini destekleyen söylemlerden daha terörist bir eylem olarak görülüyor olmalı ki tek suçları ''ESES'' çekmek olan taraftarlarımızı hedef alan ''Vurun..'' talimatları yağdı durdu.
Tamam içimizdeki bazı kişiler olayın boyutunu abartmış olabilir fakat emniyetin görevi de bu değil mi ? Suçlu ve suçsuzu ayırd ederek müdahalede bulunmak ?

Ama pardon..
Niçin bununla uğraşsınlar ki ?
Önüne geleni joplamak, kendilerini sırf insanların üzerindeki Siyah-Kırmızı'ya kitlemek, boğa gibi üstlerine koşuşturmak dururken..

Gelelim yerel basına..

Neymiş ?

O gece yaşananlar Eskişehir'in ayıbıymış, utancıymış..

Sizin ayıp olarak, utanç olarak gördüğünüz bu tür şeyler sayesinde bugün Eskişehirspor bir Sivas, bir Antalya ve daha fazlası bu şekilde olan şehir takımlarından farklıdır.

Sizin ayıp olarak, utanç olarak gördüğünüz bu tür şeyler sayesinde bugün Eskişehirspor bayrakları altında başka renklerin sevinci yaşanmamaktadır.

Sizin ayıp olarak, utanç olarak gördüğünüz bu tür şeyler sayesinde gittiğiniz şehirlerde meslektaşlarınızla bir araya geldiğinizde bir BJK-GS-FB formalı gördüğünüzde böbürlene böbürlene ''Eskişehir'de böyle dolaşamazlar, sadece ESKİŞEHİRSPOR var'' diyebiliyorsunuz.

Sizin ayıp olarak, utanç olarak gördüğünüz bu tür şeyler sayesinde Mithat Körler ''Bu şehir başka şehir'' diye şarkılar yapabiliyor.

Şimdi şapkanızı önünüze alın ve şöyle bir düşünün ;

12 Mayıs 2012..
Galatasaray şampiyon oldu ve Eskişehir'de her yer sarı kırmızı. Eskişehirsporlular azınlıkta ve sağda solda buruk gözlerle bakıyorlar olan bitene..
Takım seçme aşamasında olan küçük bir çocuk babasının elinden tutup veya kucağında gezerkenken bakıyor ki şehri sarı kırmızıya boyanmış.. Çok etkileniyor..
''Baba'' diyor..
''Söyle yavrum''diyor baba..
''Hani sen Eskişehirspor'u tut diyordun ya nerede onlar ? Siyah-Kırmızı değil miydi EsEs'in renkleri ? Niye heryer sarı kırmızı baba?'' diyor çocuk..
Yutkunuyor baba, hiçbirşey söyleyemiyor..

Ve çocuk başka bir takıma.. (Burayı söylemek istemiyorum!!!)

Çok acıklı bir durum, değil mi ?

Bizim derdimiz, bu şehrin misafirlerine yara aldırmak, kan dökmek, dehşet saçmak ve en önemlisi de Eskişehirsporu insanlardan soğutmak değil !

Bizim derdimiz ;

Baba olduğumuzda tutup çocuğumuzun elinden, aldığımızda kucağımıza, o gün başka bir takımın şampiyonluğu olsa bile heryerin Siyah-Kırmızı olduğunu bilmenin rahatlığı ile çıkabilmek şehrimizin caddesine sokağına..

''Bak yavrum'' diyeceğiz..
''Bu şehir Siyah-Kırmızı''
''Bu şehirde Eskişehirspor dışında başka bir şehrin takımının kutlaması yapılmaz..''
''Bu şehirde ben Eskişehirsporluydum, sen Eskişehirsporlu oldun, senin çocukların da Eskişehirsporlu olacak, çünkü başka bir seçenek yok...''
 diyebilmek bizim derdimiz..
Bizim derdimiz, tasamız, işimiz, gücümüz, varımız, yoğumuz ESKİŞEHİRSPOR!

Ya sizin derdiniz ne ?

Yaptığınız yalan haberleri düzeltmeniz istendiğinde avanta koparabilmek mı ?
Niçin avanta istediğiniz sorulduğunda ''Bizde böyle, önce karalar sonra isteğimizi söyleriz'' demek mi ?
Övdüğünüz bazı kişilerin haberlerini, o kişilerin hazırlattığı, beraber yediğiniz içtiğiniz sofralarında, beraber yazmaktaki derdiniz ne ?

Nesiniz lan siz, kimsiniz ?

Bizi 3-5 kuruşa kalemini satan bazı yazarlarla karıştırmayın..

Hakkınızda bildiklerimizi yazmaya kalksak, Eskişehir'de insan içine çıkacak yüzünüz kalmaz.. (Maskelerle dolaştığınızı düşünerek)
Bu taraftarı karşınıza alırsanız aç kalırsınız aç..

 Ha bir de madem ki o kadar çok düşünüyorsunuz insanların yaralanıp zor durumlara düşmemelerini..Haftada bir attığınız saçma sapan klasik başlıklı içi boş yazılar yerine, 1 gün önceden sağlam bir manşetle ''Bu şehrin kurallarını'', bu şehrin misafirlerine yayınlarsınız !

Türkiye'de Futbol ; The End..

Güzel oyundu futbol..
Saftı,temizdi..




Çocukken kan-ter içerisinde,
Üzerinde siyah-kırmızı çubukluyla beraber,
Yırtık voleybol topundan bozma her yerinden sökükleri çıkmış bir topun peşinden,
Taş sahada gün boyunca koşturduğumuz,
Akşam ezanı okunup,annemizin balkondan" hadi artık gel " diye bağırmasıyla sona eren,
Çocukluğumuzun, Saf ve tertemiz oyunuydu futbol..




Biz büyüdük,dünya kirlendi
O güzel oyun da kirlendi,
Kirlettiler el birliğiyle...




Güzel oyunun içine kirli ellerini soktular,
Parayı soktular,şikeyi soktular,
Kolay kolay temizlenemeyecek simsiyah bir leke bıraktılar benim güzel oyunumun üzerinde.




Çocukken maç gününü bir hafta öncesinden  heyecanla beklenilen,
Stadın yoluna girdiğinde heyecandan ayakları titreten,
Yolu gözlenilen,
Taş sahada gün boyunca o çocuğun üzerinden çıkarmadığı o siyah-kırmızı çubukluyu,
Eskişehirspor'u ,
Kolay kolay kurtulamayacağı bir bataklığın içine soktular,
Sokmaya da devam ediyorlar..




Tarihinde yıllarca alt liglerde sürünmüş,
Anadolu'da
İsmi dahi bilinmeyen ilçelerin,
İsmi dahi bilinmeyen stadlarında,
Tarihinin en ağır yenilgilerini alırken bile,
Böylesi bir bataklığa girmemişti siyah-kırmızı çubuklu..
Belki sahada zayıftı,
Belki yetenekli oyuncuları yoktu ama,
Ne olursa olsun,staddan ayrıldığında,
Başı dik,alnı açık,tertemizdi...




Kirlettiler,
Futbolu da kirlettiler,Eskişehirspor'u da kirlettiler..
Bunda emeği geçen her  kim varsa,
Şuna emin olun,
Bir hafta öncesinden heyecanla maç gününü bekleyen,
O gün taş sahada formasını üstünde gururla taşıyıp,
kan,ter içerisinde o topun peşinden koşturan çocuğun iki eli,
öbür dünyada yakasında olacak.
Lanet ediyor
Bugün o çocuk futbolu ve Eskişehirspor'u
Bu hale düşürenlere
Kirletenlere...




Siz ki,
En güzel duygularımızın katili,
Paranızla,pis ellerinizle
Her güzel şeyin içine etmeyi layıkıyla başarabilen
A.Y, Y.D,H.Ü,vs vs niceleri,




Geri verin o taş sahayı,
Diyecem de,
Siz en iyisi onu da yapmayın,
Geri verecem diye siz o güzelliği de kirletirsiniz,
Pis ellerinizle..
İyisi mi,hiç bulaşmayın,
Uzak olun o çocuğun
Saf dünyasından,
Taş sahasından,
Siyah-Kırmızı çubuklusundan..





THE END..


Bir "Göç" Hikayesi

Bir şehir düşünün başka aşklara kapalı... Bir takım düşünün 40 yaşın üstündeki aşıklarının Anadolu'nun İstanbul'a ilk başkaldırışının en yakın tanığı olduğu, 20li yaşlarındakilerin geçmişini hiç bıkmadan dinlediği ve adları gibi bildiği ve ilkokul çağındakilerin başka takım forması giyen arkadaşlarını maç yaparken takımlarına almadığı...Bir taraftar topluluğu düşünün gittiği her şehri siyah kırmızıya bürüyen, arması uğruna şehrini de beraberinde götüren...


İşte yine böyle bir zamandı 25 Nisan 2012 ve bu sefer İzmir'di Eskişehir'e çevrilen yer. Geceden düşmüştük yola koreografi için gereken malzemelerle. Bilmeyen herkesin merak ettiği ama çok iyi olacağından emin olacağı bir şov bekliyordu izleyecekleri. 11 gibi stattaydık, polisin bütün pankartları, bayrakları ve şeritleri tek tek incelemesinden sonra büyük hazırlıklar başladı. Polisler incelerken bir tanesi " Burası İzmir, burası hiç bir yere benzemez burada meşale yakamazsınız" diyor ve hafta içi olduğundan en fazla 5 bin kişi olacağımızı iddia ediyordu. Yakıcı İzmir güneşinin altında saatlerce süren hazırlıklar bitti ve kapıların açılma saatine kadar ayrıldık stattan. Her geçen saat heyecanımızla beraber etraftaki ESESli sayısı artıyordu. İçeri giren herkese bayraklarını dağıtıyorduk kırmızının hakimiyeti için ve maçın başlama saati yaklaşırken o büyük an başladı... Finalde Bursa'yı yenerek kazandığımız ve Fethi Heper'in elinde yükselen kupa tribünü kaplarken "maziyi savura savura es!!!" diyerek önemi kazınıyordu akıllara...


3-0 geriye düştükten sonra "Pollyannacılık" oynamaya devam ediyordum çünkü 0-3 geriye düşüp 4-3 kazandığımız maçı görmüştüm ama inancım takımda yoktu ve rüyamın burada bittiği gözümden akmaması için zor tuttuğum yaşlarımda hissediyordum. Karşıdan yansıyan birkaç meşale ışığını görünce arkamı döndüğümde formamın kırmızısı göğün kırmızısı olmuştu bütün açık tribün meşalelerden alev alevdi. Tam karşımda da tahmin edin kim vardı o sırada evet evet bildiniz " Burada meşale YAKAMAZSINIZ!" diyen polis :)



Çocuklarıma anlatacağım en güzel anım olacaktı belki kupayı nasıl aldığımız...Yine anlatacağım bu maçı nasıl tribün olduğumuzu, yolculuğumuzu, şovumuzu hatta küfürlerimizi de ama anlatamayacağım kısımda gözlerim doluyor olacak. Neydi beyler derdiniz ? Canınız mı istemedi, hava güzel geldi de rehavet mi çöktü, formanıza ve işini gücünü, okulunu, çoluğunu çocuğunu bırakan taraftarlara mı saygınız yoktu ? Sorununuz nedir bilmiyorum ama silkelenin ve kendinize gelin kupayı getiremediniz bari Süper Final liderliğini getirin öyle gidelim Avrupaya...Belki de "İnanmak, Başarmanın Yarısıdır." sözünü yanlış anladınız ve "Yarı" Finalde pes ettiniz. Oysa size hep demez miydik "ESESİM BAK İŞTE TARAFTARIN HER ZAMANKİ YERİNDE" diye.


Annem futboldan nefret eder öyle ki anneme gel maça gidelim dediğimde "stat karşımdayken dayanamıyorum evimin salonunda oynasalar kafamı çevirip bakmam"diyen birisidir. Ben İzmir'deyim diye annem oturmuş baştan sona kadar izlemiş ve şu an yazacaklarım futboldan anlamayan birinin birebir cümleleridir..." Eskişehirsporlu topu alıyor kaleye giderken diğerleri arkada bekliyor Bursasporluların hepsi topu almaya geliyor. Bursalı topu alınca kaleciden başka kimse yok arkada Eskişehirliler yine duruyor öyle, Bursa gelip gol atıp gidiyor. Yok mu bu takımın hocası kimse bir şey demiyor mu söyle oynayın böyle oynayın diye..." Şimdi size bırakıyorum yorumu var mı eksiği ?








İstanbul B.Belediye - Eskişehirspor maçı fotoğrafları

Eskişehir'den taraftar organizasyonu olmayan, Süper Final Avrupa grubunun ilk maçında öne geçtiğimiz ve berabere biten İstanbul Belediyespor deplasmanından fotoğraflar eklenmiştir.

Tüm fotoğrafları görmek için alttaki fotoğrafa tıklayın

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..