Pamuk mu Demir mi ? Batuhan mı Cenk mi ?

Halbuki ne de güzel başlamıştı herşey.Geçtiğimiz sezon daha bitmeden gerçekleşmişti transfer.Sevinmiştik,çünkü seni gerçekten seviyorduk.Kiralık olarak geldiğin dönemde yaptıklarınla mest etmiştin siyah-kırmızı bu renklere gönül veren bizleri...Sevinmiştik geldiğine çünkü artık kiralık değildin,tamamen bizimdin.Güzel günler bekliyorduk seninle.Sen bizim için 6-1'lik o İBB maçında 2 gol atan,attığı gol sonrasında sevincini kutlamak için tribüne koşarken polis köpeğinden korkan,maç sonrası kapalı tribünün önüne gelip " Bir Baba" çektiren Batuhandın.Kısaca içimizden biriydin.
Zaman ilerledi,lig başladı.Biz tribünde senden hep goller,asistler beklerken sen her maç sonrası bizlerin boynunu büktün.Bu da yetmezmiş gibi, sokakta insanlarla ettiğin kavga ile, Eskişehir'den İstanbul'a 1.5 saatte gitmenle,aldığın son model Lamborghinin ile gündeme geldin.
Biz ne yaptık peki ?
"Gençtir,bu yaşta parayı gördü,sen olsan yapmaz mısın" dediler kabullendik.Kabullendik çünkü hep içimizde bi nebze umut vardı.Hep ha bu sefer hatasını anladı,artık toparlanır diye bekledik durduk.

Karşılığında sen ne yaptın ?

Siyah-Kırmızıya gönül veren ,seni seven bu taraftarı önemsemedin."Nasılsa haftaya 1 gol atar,yine kral olurum"diye geçiştirdin.Seni seven,sana kucak açan belki de son şansını veren bu taraftarı umursamadın.Bu da yetmezmiş gibi,sahada rakibine dirsek atıp bu taraftar için en önemli hatta derbi sayılan Bursa maçında taraftarı bir nevi sattın.Hem taraftarı sattın,hem takım arkadaşlarını sattın,hem her zaman her fırsatta "Babam"diye hitap ettiğin başkanını sattın...
Dün Gaziantep'te bir maç oynandı Batuhan...Gaziantepspor-Eskişehirspor...Hani şu rakibine dirsek atarak kırmızı kart gördüğün neticesinde 3 maç ceza alarak oyna(ya)madığın maç.Bilmiyorum fark ettin mi,orda sahadan yenik ayrılmamıza sebep olan golleri atan Cenk Tosun'u.
Fark etmediysen hatırlatayım Batuhan.

Cenk Tosun'da tıpkı senin gibi 1991 doğumlu,aynı yaştasınız yani.Seninle yaşıt olan o Cenk Tosun,dün attığı goller ile seni o çok seven taraftarı üzdü Batuhan.Seninle yaşıt olan o Cenk Tosun,devre arasında geldi Gaziantep'e Frankfurt'tan,hem de Galatasaray'ı reddederek.Neden reddetti biliyormusun Batuhan...Bilmiyorsan gerekçesini de açıklayayım.Oynayabileceğine inandığı bir takıma gitmek istediğinden reddetti.Yani futbolu önemsiyordu,geleceğini düşünüyordu.Seninle yaşıt olan o Cenk Tosun, bugün geldiği günden bu yana yaptıklarının ödülünü hafta içi milli takıma çağırılarak aldı Batuhan,hani şu senin sakatım diyerek önemsemediğin milli takım,hani u-17 milli takımında oynarken penaltı attığın kaleciye atacağın köşeyi göstererek dalga geçtiğin zaman üzerinde formasını taşıdığın milli takım.

Tabi bütün bunlar şu an büyük ihtimal seni önemsemiyor Batuhan.Şu an belki de yeni aldığın Lamborghini'ne binmiş yanında kız arkadaşınla bir yerlere gidiyorsun.Kim bilir belki de, kız arkadaşın sana böyle diyenlerin olabileceğini hatırlatıyor,sen ise " Amaan boşver aşkım,ne olsa haftaya 1 gol atar yine kral olurum " diyorsun ona.

Bu belkiler bitmez Batuhan..Ancak şunu bil ki,sen kendini düşünmüyorsan bir yerlerde seni düşünenler, şu an üzerinde o giydiğin siyah-kırmızı renkler bir yerde yenildiğinde üzüntüden uyuyamayanlar var.

Sana herkesin dediği gibi, klişe olmuş o öğütleri vermeyeceğim Batuhan.Şu an bu yazıyı yazdığım için senin gözünde belki de küfürler ettiğin birisiyim.Bu yüzden sana diyeceğim tek bir şey var, bir yerlerde sana güvenen insanların yüzünü kara çıkarma,bu yazıyı yazan beni de tabir-i caiz ise göt et,çünkü artık buna razıyım...

Çünkü artık Türk futbolu beklediği o gelecek vaad eden golcüsünü çoktan buldu Batuhan.Ancak ne yazık ki bu sen değilsin.Senin " Bu devirde kral yapmayacaksın kral olacaksın" sözünde de bahsettiğin o devir artık bitti Batuhan,devir artık Cenk Tosun devri.Şimdi moda Cenk Tosun...

Çünkü artık kusura bakma ama seni anla(ya)mıyoruz Batuhan...

Okulda sorulan bir soru vardır ya hani ;

''1 kg Pamuk mu daha ağır demir mi ?'' diye ben de soruyorum ''19 yaşındaki Batuhan mı Cenk mi ?''

Karlar düşeeeeer..(VideoTRibün)

Konyaspor maçında Nefer ve Kızılcıklı tribünlerinin mevsim şartlarına uygun olarak sık sık girdikleri beste..

Karlar düşeeeer
Düşer düşer ağlarız
Biz ESES'eee
Biz ESES'eeee Aşığııııııııız.

Videoyu İndirmek İçin Tıkla

İyi ki varsın futbol...


Nihayet başladı Spor Toto Süper Lig'in 2.yarısı.Nihayet diyorum, çünkü hayatı futboldan ibaret olan bizler için ortada futbolsuz geçmiş bir ay gibi bir süre var.Bu süre içinde her ne kadar gerek Türkiye Kupası maçları , gerek yabancı liglerden maçlarla olsun kendimizi televizyon başına bağlasak da işin içinde renklerine,armasına aşık olduğunuz takımın maçları olmayınca tatsız,tuzsuz bir yemek gibi midesine oturuveriyor insanın...

Eskişehirspor 2.yarının ilk maçına Ankara'da Gençlerbirliği karşısında çıkacaktı.Her deplasman öncesi olduğu gibi heyecanlıydık.Günler geçiyor,saatler geçiyor, deplasman zamanı yaklaştıkça kıpır kıpır oluyordu insanın içi.Ankara deplasmanlarının önemi her zaman büyük olmuştur bizler için.Ankara, hep bizim için en güzel deplasman tribünlerini yaptığımız yerlerin başında gelir.Yakın zamanda bakacak olursak o efsanevi Cebeci maçları, Süper Lig'deki ilk sezonda bir Hacettepe maçı şu an bir çırpıda aklıma gelenler...Ancak bu durum son zamanlarda, bilhassa Ankaragüçlü taraftarlarla yaşanan aradaki husumetten dolayı yerini güzellikten ziyade gerginliğe bırakıyordu.Geçen sezon Ankaragücü maçında yaşanan talihsizlikler yüzünden bugün bu güzel deplasman bize yarı-yasak hale gelmişti.

İşte böyle bir ortamda çıkıyorduk yola.Cumartesi sabahı saat 10'da otobüslerin toplandığı yere doğru koyulduk yola.Aklımızda biraz olsunn endişe vardı.Acaba Ankara'ya gidince bizi neler bekliyordu, neler olacaktı...Kafamızda dönüp dolaşıyordu bu sorular.Ancak bu endişe,içimizdeki o isteği,o aşkı bir an olsun engellemiyordu.Saatler ilerliyor,yollar katediliyor,Sivrihisar,Polatlı vs vs derken saat 4'ü gösterdiğinde Ankara tabelasını görüyorduk.

Ortam tertemizdi.Kafamızdaki o endişeden eser yoktu.Şehrin girişinde bizi Ankaragüçlü taraftarların karşılamasını beklerken, bir deplasman klasiği olarak yine emniyet görevlileri karşılıyordu.Detaylı bir aramadan geçirildikten sonra otobüsümüze bindiriliyor,arkadan diğer otobüsün gelmesini bekliyorduk.

Tabi bu arada saatler 5'i gösteriyordu.Yani maç çoktan başlamıştı :).Umurunda mıydı bu durum onların.Tabiki değildi...Biz sanki 90 dakika süren bir maça değilde şehri ziyarete gelmiş bir kafileyiz ya (!) maçın başını kaçırmışız kime ne ...

15 dakika geçiyor, yarım saat geçiyor ancak biz statta olmamız gerekirken hala Ankara'nın girişinde bir köprü altında bekliyorduk.Derken arkadan gelen son otobüsün de aranmasının bitmesiyle beraber nihayet stada doğru koyuluyorduk yola.Eskortlar eşliğinde 10 dakikalık bir yolun ardından stadın ışıkları şükürler olsun görünüyordu.

Stada girdiğimizde tribünden yükselen bir alkış, bir bağırış..Bir an zannettik ki, bizim gelişimizi alkışlıyor bütün tribün.Gerçeği saniyeler sonra sahaya bakınca anlıyoruz, meğerse maçın ilk yarısı sona ermiş, futbolcular soyunma odasına doğru ilerledikleri için kopmuş bu alkış tufanı :)

Devre arasının ardından 2.yarının başlamasıyla birlikte bizde başlıyorduk tribünde geç kalmış desteğimize.55.dakika geldiğinde Burhan'ın ayağından gelen tartışmalı bir golle ne olduğunu anlamıyorduk."Gol mü lan, cidden gol mü" diye birbirimize doğru bakarken futbolcuların da tribüne gelmesiyle beraber anlıyorduk ki sahiden atmışız golü:)

Dakika 65,75,85 diye ilerliyor ve maçı 1-0 kazanıyorduk.Süper lige çıktığımız günden beri Ankara'da galibiyet yüzü göremeyen bizler tarihe tanıklık ediyor, bu sefer yüzümüz gülerek ayrılıyorduk 19 Mayıs'tan.

Yarım saat kadar bile beklemeden staddan çıkıyor ve yeniden doluşuyorduk otobüslere.Yine eskortlar eşliğinde staddan ayrılırken etrafta sabah o kafamızda oluşan endişeden eser yoktu.Tertemiz gidip, tertemiz dönüyorduk memlekete.Üstelik cebimizde 3 puan ile...

Sonuç olarak,uzun bir zaman sonra (1,5 yıl kadar) yaşanan bir Ankara deplasmanı,gelen güzel bir galibiyet.Yaşanan tek bir olumsuz şey varsa, o da emniyet görevlilerinin yarım saat şehrin girişinde bekletip maça geç girmemize sebep olması oluyordu.Türk spor kamuoyunda "Sporda Şiddet Yasası" gibi tribün kültürünü tamamen bitirmeye yönelik saçma bir yasanın konuşulduğu şu günlerde böyle birşeyin yaşanması da ayrıca düşündürücü.Düşündürücü çünkü herşeye yasak getirmek yerine taraftara karşı deplasmanlarda biraz daha anlayış gösterilse bu yasaya gerek kalır mıydı ?

Neyse, ne diyelim karşılıklı anlayış güzellikleri getirir,böyle bir yasaya da hiç ama hiç gerek kalmaz.Umarım yaşanan bu temiz Ankara deplasmanı ayrıyetten Ankaragücü ile aramızda da bir milat olur,en kısa zamanda bu gerginlik sona erer.Sona ersin ki, onlar sevdasından mahrum kalmasın buraya gelsin, biz de kalmayalım oraya gidelim..


Unutmamak gerekir ki , TARAFTAR OLMADAN FUTBOL OLMAZ ve yine unutmamak gerekir ki ;

SEVDAYA YASAK KONMAZ...

Bu aşçı Yemek'ten anlıyor.

Çok büyük beklentilerle başladık bu sezona.Bunda kadronun oldukça iyi gözükmesi ve bir nebze de geçen sezon Bursaspor'un yakaladığı başarı, hedefleri yüksekte tutmamda etken olmuştu diyebilirim..

Ama ligin başlamasıyla birlikte bunun böyle olmadığını, elde ne kadar iyi malzeme bulunsa da bunları yapan aşçının bu malzemeleri kullanamadığında bir önemi olmadığının farkına vardık.
Daha sonra bu aşçı yemekten anlamıyor diyerek başka bir aşçı aramaya başladık ve kısa sürede bulduk..

Bulunan aşçı antipatikti ve başka bir lokantanın yemeklerini yapıyordu. Başta o lokanta olmak üzere (Buca) lokantacılar odası (TFF) ve bizler de kabullenemedik durumu.

Yapılacak şeyin sadece, aşçının işini yapmasını beklemek olduğu konusunda fikir birliği sağlandı genel olarak ve yemeklerin tadına bakmaya başladık.
Sezonun ilk maçlarında tabakta kalıp çöpe giden yemekler (Puan) yeni aşçının eldeki malzemeyi güzel kullanmasıyla birlikte midemize gitmeye başladı.(Puanları kazanmaya başladık.)

Önceki aşçının henüz pişirmeye hazır değil dediği kuru fasulye (Diego) yeni aşçının fasulyeyi kabarması için suya koyması sonrasında nefis bir yemek olarak soframıza geliyor..
Aşçımız mutfak (klüp) dışında hareketlerine dikkat ettikçe ve yemekleri lezzetli yaptığı sürece müşteri (taraftar) sadece memnuniyeti dile getirir, madalya falan alacaksa da onu müşteri değil işin uzmanları takmalı..

Eskişehirspor Taraftarı Anayasası Çalışması

Eskişehirspor Taraftarlar Birliği tarafından hazırlanan taslak çalışma, eskisehirspor.com'da yayınlanmıştır.(Değişmesi veya eklenmesi istenen maddeler için fikir alışverişi yapılacaktır.)

ESKİŞEHİRSPOR TARAFTARI ANAYASASI

Bu manifesto, “Eskişehirspor Taraftarı” olmanın ilkelerini belirler.

1-Eskişehirsporlu olmak bir yaşam biçimidir. Futbola, taraftarlığa ve genel olarak hayata karşı duyarlı ve sorumlu bir duruşu simgeler.

2-Eskişehirspor taraftarı; Eskişehirspor’u siyasetten bağımsız düşünür, Eskişehirspor siyaset üstüdür. Terörist hareketler hariç her siyasi görüşten insanın görüşüne saygı gösterir. İnsan haklarına, kişisel özgürlüklere, düşünce özgürlüğüne saygılıdır. Irkçılığı ve her türlü ayrımcılığı şiddetle reddeder.

3-Eskişehirspor taraftarı Eskişehirspordan başka takım tutmaz.
4-Eskişehirspor taraftarı sponsorluk adı altında Eskişehirspor adının başına, ortasına, sonuna herhangi bir ismin gelmesine sonuna kadar karşıdır.Futbolun bir endüstri haline gelmesinin önüne geçilemediği bugünlerde ve gelecekte taraftarlığın paha biçilemez bir sevda olduğunu bilir.

5-Eskişehirspor taraftarı; Eskişehirspor üzerinden sağlanan her türlü rantın karşısındadır.

6-Eskişehirspor taraftarı için camiamızın şanlı geçmişi ve sahip olduğu değerler, her şeyden önce gelir. Eskişehirspor taraftarı başarı için her yol mubahtır felsefesini şiddetle reddeder.
7-Eskişehirspor taraftarı şartlar ne olursa olsun, bulunduğu lig neresi olursa olsun takımının maddi, manevi her zaman arkasındadır. İmkânlar uygun olduğu müddetçe statta yerini alır. Rakip takımların ve taraftarlarının sevdasına, emeğine ve maç seyretme hakkına saygılıdır.

8-Eskişehirspor taraftarı bağımsızdır. Yöneten ya da muhalefet eden hiçkimseye itaat ve biat etmez. Gerekli gördüğü her yerde yanlışları cesurca eleştirir. Eskişehirspor taraftarı için isimlerin, kişilerin önemi yoktur. Önemli olan kişilerin Eskişehirspor’a yaptıkları hizmetlerdir, değerlendirmeleri isimlere ve kişilere göre değil yapılan hizmete göre yapar. Hizmeti yerine getiremeyenleri eleştirmekten çekinmez.
9-Eskişehirspor taraftarı kulübün müşterisi değil sahibidir.Taraftarı sadece müşteri olarak gören yönetimlere karşı sonuna kadar mücadele eder.Kombine ve bilet fiyatlarının uygunluğu ve standart olması hususunun takipçisidir.

10-Eskişehirspor taraftarı kulübünün daha güçlü hale gelmesi için elinden geldiğince maddi destek sağlar.Kulüp kasasına gelir sağlayacak her organizasyona iştirak etmeye çalışır.Kulübünün lisanslı ürünlerini tercih eder.

11-Eskişehirspor taraftarı her platformda küfüre karşıdır.
12-Eskişehirspor taraftarı kendini koruma amaçlı şiddet dışında her türlü şiddete karşıdır. Kendini koruma konusunda da asla geri adım atmaz.Sanal ortamlarda ve hayatın içinde gereksiz tartışmalara girmez,seviyesini kaybetmez.

13-Eskişehirspor taraftarı emniyet güçlerine görevlerini yapması konusunda yardımcı olur, sorun çıkarmaz. Ancak emniyet güçlerinin gereksiz tavırlarına da demokratik çerçevede tepkisini gösterir. Uğradığı bir haksızlık söz konusu ise hakkını hukuki olarak sonuna kadar arar, sorumluların cezalandırılmasını sağlar.

14-Eskişehirspor taraftarı deplasman yolculuklarında asla yağma yapmaz, yapana engel olur ve arasında barındırmaz.

15-Eskişehirspor taraftarı sadece Eskişehirspor için vardır, gruplar tali organizasyonlardır. Grupların çıkarı, adı asla Eskişehirspor’un önüne çıkarılmaya çalışılmaz.

16-Eskişehirspor taraftarı için stadta yer alan her taraftar birdir, bir ayrıcalığı yoktur. Stadta, zengin, fakir, genç, yaşlı v.b. ya da siyasi ayrım asla yapılmaz.. Tek sıfat “Eskişehirspor taraftarı”dır. Küçük büyüklerine saygı gösterir, onların uyarılarını dikkate alır, büyük küçüklerine sevgi gösterir ve tecrübelerini ona aktararak gelişmesine yardımcı olur. Taraftarlar arasında saygı esastır. Taraftarına saygı göstermeyen dışlanır.

17-Eskişehirspor taraftarı gelecek nesillere Eskişehirspor sevgisi aşılamasının birinci görevi olduğunu bilir ve ona uygun davranır. Şartları uygun olduğu müddetçe küçük çocukları maça getirir ve Eskişehirspor sevgisini aşılamaya çalışır.
18-Eskişehirspor taraftarı asıl görevinin takımını desteklemek olduğunu bilir ancak yönetimlerin yaptıkları icraatları da takip eder. Şartları uygun olursa kulübe üye olur. Kulübün gelir ve gider kalemleri konusunda hassastır, bunları takip eder, sorgular. Yanlış gördüğü zaman dile getirmekten ve müdahale etmekten çekinmez.

19-Eskişehirspor taraftarı altyapı konusunda hassastır. Türk futboluna alt yapıdan oyuncu kazandırılmasını ister ve destekler.

20-Eskişehirspor taraftarı eğitime duyarlıdır. Taraftarının, futbolcusunun, yönetiminin yüksek eğitimli olmasını ister. Vizyonlarının geniş olmasını ister. Genç taraftarların her zaman eğitimi önplana almasını ister.

21-Eskişehirspor taraftarı; diline ve üslubuna sahip çıkar. Her türlü ortamda, kendini ifade ederken düzgün Türkçe kullanmaya özen gösterir.

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..