''O Köy Bizim Köyümüz - İnönü'' #PassoGelecek!


‘’Zeki, çevik ve ahlaklı’’ kavramının tersine ülke futbolumuzun kirli oyunlara alet edildiği, rant ve nefret söylemlerinin tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. 

Türlü türlü pislik içerisine batırılmış futbolumuzda sorunun asıl kaynaklarına ulaşarak düzeni sağlamak, şiddetin kaynağına inerek çözüm üretmek yerine bu kirli düzenin en masumu olan biz taraftarlar sindirilmeye çalışılmaktadır. 

Tribünü bir orman olarak düşünürsek,’Passolig’’ denilen zırvalık ile bizleri adeta ağaçları kökünden kesercesine bitirmek için düğmeye basılmıştır. Bizler ise bu ormanın katledilmesine boyun eğmeyecek, hem var olan ağaçlarımızı koruyacak hem de geleceğimizi sağlama almak adına yeni fidanlar dikerek güçleneceğiz! 

Daha önce Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han, Mahmudiye ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz ‘’O Köy Bizim Köyümüz!’’ organizasyonunda geriye kalan ilçelerimiz İnönü, Mihalgazi, Mihalıççık, Sarıcakaya, Seyitgazi ve Sivrihisar. 

Daha önceki okul ziyaretlerimizden fotoğraflar : https://onedrive.live.com/?cid=479CF74CCC7692C1&id=479CF74CCC7692C1%216608&sc=photos 

İlk olarak 23 Nisan’a kadar gerekli meblağı toplayarak sıradaki ilçemiz olan İnönü’de gerçekleştirmeyi planladığımız organizasyonda bu sezon tüm ilçelere ulaşmış olmayı planlıyoruz. 

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 2009/10 sezonunda Eskişehir’de oynanacak maç öncesi Mahmudiye ilçemizdeki bir okula ürünlerini hediye etmesi ve bunun tarafımızdan üzülerek öğrenilmesi ile Ocak 2010’da Mahmudiye’deki öğrenci kardeşlerimize Eskişehirspor formalarını giydirmemiz, Eskişehirspor’u kırsaldaki minik yüreklere ulaştırmamız sonrasında devamı da gelmeli diyerek düzenli hale getirdiğimiz bu kampanyayı 4. Senesinde tüm ilçelerimize ulaştırmış olmak için gruplarımızı, gurbet oluşumlarımızı, tayfalarımızı/derneklerimizi göreve çağırıyoruz. 

Renkdaşlarımızın bireysel katkılarının da devam etmesinin yanı sıra topluluk olarak 6 ilçemizdeki okulları sahiplenebilecek ‘’Şu okulun masraflarını XKŞ olarak karşılıyoruz/Şu okulun masraflarını Y ve Z grubu olarak üstleniyoruz’’ renkdaşlarımızın olmasını arzu ediyor, tamamen taraftarın kendi arasında imece usulü kaynak yaratarak başlayan ve sürdürülen bu organizasyonda top yekün kenetlenerek kalan ilçelerimizdeki okullara ulaşma noktasında destek istiyoruz. 

Son yapılan SBS ’deki ilçedeki başarı sırasına göre en başarılı olarak belirlenen okullarımız ve mevcutları ; 

İNÖNÜ – Şehit Ali İhsan İlköğretim Okulu (220 öğrenci) 
MİHALGAZİ – Mihalgazi İlköğretim Okulu (250 öğrenci) 
MİHALIÇÇIK – Hürriyet İlköğretim Okulu (260 öğrenci) 
SARICAKAYA – Fatih İlköğretim Okulu (163 öğrenci) 
SEYİTGAZİ – Kırka Atatürk İlköğretim Okulu (290 öğrenci) 
SİVRİHİSAR – Atatürk İlköğretim Okulu (170 öğrenci) 

Organizasyona aşağıdaki hesap numaralarına açıklama kısmına ‘’O Köy Bizim Köyümüz’’ ya da ‘’Forma Yardım’’ şeklinde bilgi girerek katkıda bulunabilirsiniz. (Banka işlemi sonrası unieses26@hotmail.com adresine bilgilendirme e-postası gönderebilirsiniz.) 

Ziraat Bankası 
Şube Kodu : 0771 Hesap No : 50821199 5001 
 IBAN : TR80 0001 0007 7150 8211 9950 01 

Vakıfbank 
Şube Kodu : 0020 Hesap No : 00158007296356406 
IBAN : TR23 0001 5001 5800 7296 3564 06

İş Bankası 
Şube Kodu : 4400 (Eskişehir) Hesap No : 4180721 
 IBAN : TR86 0006 4000 0014 4004 1807 21 
 (Hesap ismi istendiğinde Emre Angı olarak girilebilirsiniz.) 

(1 Adet forma ücreti +/- %10 10 tl olup, yapılan harcamalar ve toplanan meblağ daha önceki organizasyonlarda olduğu gibi linkte ( http://www.eskisehirspor.com/forum/forum_posts.asp?TID=2745&PN=1 ) bulunan forum konu başlığı üzerinden paylaşılacaktır.) 

Üniversiteli Eskişehirsporlular

İnanmışların Galibiyeti

4 aylık bir aranın ardından selamlar..

Dünkü Fenerbahçe galibiyeti sıkıntılı bir süreçte ilaç gibi geldi bu konuda hepimiz hemfikiriz.?

Galibiyete giden yolda yaşananlara uzanalım diyorum.

Puan cetvelindeki yerimizden çok ''Yemediğimiz Gol'' istatistikleri Avrupa'nın sayılı takımları ile ilk sıralarda olmamızla övündüğümüz bir ilk yarının son dönemi geçirdik. Konya maçı ile birlikte bu istatistik dalını kenarı bırakmış olduk yediğimiz 4 golle.

Halil Ünal başkanlığındaki yönetiminin 100 trilyona yakın bir borç enkazı bıraktığının da açıklandığı dönem sonrası devre arası transfer konularında da doğal olarak beklenti içerisine girmedi bir çoğumuz.
Forvet, sadece bir forvet ağzımıza sakız oldu,
Orta sahada istatistiklerin içinden geçip forvet bölgesindeki vasatlıkla yolunan saç/baş, yumruklanan/tekmelenen çeşitli materyaller..

Serdar Özbayraktar! Razıyım.

Neyse ki Diego var. Defans olan, gol umudum.

Necati ile Bienvenü'yü üst üste koy, beşle çarp bir Diego etmez, o derece.

Fenerbahçe maçı sabahına Diego'nun kadroda olmadığı haberleriyle başlıyoruz. Diego yoksa kim gol atacak? modundayız.

Bienvenü mü atacak? (attı.)
Gol atarsa taraftarlığı bırakırımlı tivitlerin katili Bienvenü.


Ertuğrul Sağlam ciddi şekilde eleştiriler alıyor, ruh sağlığı bile didikleniyor.

O ana kadar olmayan bende bir ümit ortaya çıkıyor galibiyet namına; Ya koyarsak?
Hepimiz göt mü olacağız?
- Olalım abicim, olacaksak böyle olalım.

Ve göt oluyoruz..

Ama bu göt oluşun da bir hikayesi yok değil.

*
Transfer sıkıntısı çektiğimiz devre arası dönemde İstanbul takımlarıyla flört eden mahallemizin bikaç yıllık körpe futbolcusu Tarık Çamdal.
Hemen zıplayacak İstanbul'a.
Yönetim kadro dışı ayarıyla rot balans ayarını çekiyor Tarık'a.
- Sana seni kazandıran kulübe fayda sağlamadan nereye birader?' diyorlar.

Bu hareket oldukça fazla puan kazandırdı Mesut Hoşcan yönetimine. Tebrik ediyor, aynı duruşu tüm futbolcular için, tüm takımlara karşı göstermelerini diliyoruz.

Tarık bu rot balans ayarıyla 4 yıl daha varım diyor.
Ayar sonrası oynadığı maçlarda da diğer futbolculardan sıyrılarak taraftar üzerinde yarattığı olumsuzluğu kırmak için canla başla çalışıyor. Aynen devam Tarık!

Kupa maçları ve Fenerbahçe maçında gösterdiği mücadele ve istekli oyunu transfer dönemindeki olumsuzlukları giderecek cinsten olunca maç sonrası bağrına basıyor taraftar.
Demet ablanın da dediği gibi Bkz : Herkes hakettiği gibi yaşıyor.

**
Başkan ve bazı yönetim kurulu üyeleri.
Protokoldeki yumuşak koltuklarından feragat edip, kaşkolunu eline alıp taraftarın arasına karışıyor. Fotoğraflar ''Hangisi başkan?'' şeklinde sorular sorduruyor bilmeyene..
Şunu yapacağım! Bunu yapacağım! diye desteksiz sallayıp gereksiz beklentiler içine sokmaktansa taraftarın içinde atkı sallaması ekstrem bir durum.

***
Top toplayıcı kardeşimiz.
Kuyt'ın ikinci yarı elle attığı golü izliyoruz. Pişkin pişkin attığı gole sevinen profesyonel futbolcuyu izlerken birşey takılıyor gözlere. Kale arkasındaki top toplayıcı kardeşimiz.

Dünya'nın tanıdığı isim attığı haksız gole sevinirken top toplayıcı kardeşimiz hararetli bir şekilde topun elle oynandığını hakeme göstermeye çalışıyor. Belki hakem bunu görmüyor vs. ama o anlık refleks, maça konsantre oluş orada sadece harçlık/şekil için durmadığının kanıtı gibi.

****
Taraftar.
Bu tarz maçlar son model cihazlarıyla televizyondan gördükleri şişirilmişlerin uzuvlarını kaydetmeye gelen bukalemunların ivme kaybettirdiği maçlar oluyor. Bu kez bukalemunların etkisinin olmadığı, canlı tanık olan Fenerbahçeli taraftarlar başta olmak üzere taraflı tarafsız birçok kişinin takdir ettiği bir tribün oluyor.

Nasıl olmasın ki?
Tribüne girebilenler her zamanki gibi yine ordalar fakat bu maç 6222 mağduru taraftarlarımız da stad dışındaki yerlerini alıyorlar. Dakika 62:22'de yakılan meşaleler tribünün de ateşini arttırıyor ve o dakika itibariyle gol atmaya zorlanıyor takım.

Sahada futbolcunun, tribünde başkan ve yöneticilerin, kaldırımda taraftarın, kale arkasında top toplayıcı çocuğun inandığı bir ortamdan rakibin eli boş dönmesi pek de anormal bir sonuç değil.

Dip not : Duyduğum kadarıyla devre arası neredeyse hiç durmadan Ali İsmail Korkmaz bestesi giren Fenerbahçelilerin yüreğine sağlık.

Ha bir de unutmadan;
Maç öncesi internet sitesinde yayınladıkları bir yazıda Fenerbahçe için ''Takımımız'' ibaresi kullanan TRT ve Diego'nun kadroda olmayışını ''Şike'' olarak adlandıran Galatasaraylılar,
Himalayalardan selam var;
Koyduk mu?

Kimse yok mu?

Ertuğrul Sağlam açıklama yapmış ''Taraftarın eski coşkusunu görmek istiyorum'' diye. İyi hoş da hocam taraftarın emeği stadda kayboluyor.. Sorumlular konusunda en ufak bir yaptırım vs. yok. Sonra herkes çıkıp Bando ve koreografi ekibi gözbebeğimiz, Eskişehir tribünleri için önemli vırt zırt..

Emeğe değer verilene, sorumlular cezalandırılana kadar o coşkudan mahrum kalacağız! Üzgünüm.

Tribünümüzdeki en büyük eksiklik ''Ağabey'' kavramını tam olarak hakkını verebilecek kişilerin bir elin parmaklarını geçmemesidir. Arkamızda duran ''Ağabey'' sayıları fazla ve kendileri de harbiden etkin rol oynasa stadyumdaki emek hırsızlarının cezasını çektirebilirdik.

Onca insanın rızkından kesip verdiği paralar, onca insanın sabahlara kadar verdiği emekler.. İçi sızlıyor lan insanın. 

Biz kimseden ekstra maddi destek falan istemedik. Haklı olduğumuz konuda yanımızda durulması alayına giderdi.


Eskişehir tribünlerinin gelecek 3-5 sene içersinde muhtemel sıradanlaşmasında en büyük pay sahibi pasif abiler ve sözüm ona ''Canım feda'' diyen kardeşlerdir. Abiler ''Çoluk çocuk işi'' gibisinden yaklaşıp el ayak çekiyor, kardeşler de ''Ben abi oldum.'' havasında burnundan kıl aldırmıyor.

Koca koca adamların mahalle karısı gibi sağda solda yaptığı dedikodulara, gıybetlere girmiyorum bile.

Abiler.. Eyvallah bizim nesilin boşvermişliği de var fakat; ''YALNIZ BIRAKIYORSUNUZ''

Biz yine de enkaz altında kalmadan soralım: ''Kimse yok mu?'' diye.

Halk bizi neden sevmiyy??

Yeni bir sezon başladı, hepimize hayırlı uğurlu olsun isteriz fakat daha şimdiden uğursuzluklar bizi bulmaya başladı.

Geçtiğimiz Cumartesi günü, 2. hafta deplasmanda oynayacağımız Fenerbahçe deplasmanı için Şükrü Saraçoğlu Stadı'ndaydık. E-Bilet dalgasına sadece internet ve kredi kartıyla bilet satılma muhabbetinin yanı sıra polisin tutumu yine bize ''İllallah'' dedirtti..

Deplasman tribün girişi olarak en sıkı güvenlik önlemlerinin bulunduğu stad olduğunu bilir tribün koşturan, malum stada deplasman sıfatıyla gitmiş olanlar.

''Güvenlik'' adı altında yapılan arama bazen haddini aşabiliyor ''Ellerine vermediğimiz organ'' bile tabir-i caizse mıncıklanıyor.

Tamam şüphe duyduğun, gözüne kestirdiğin bazı kişileri ''Şüphe'' gerekçesiyle didik didik ara fakat oraya gelmiş baban yaşlarda adamlara, ufacık çocuklara ayakkabılarını çıkarmalarını söyleyerek ''Ben ellemem sen salla'' diyerekten cambazlık yaptırma!

Neyse ayakkabı olayını geçelim.
(Bu durum maalesef kendi stadımızda, Nefer tribününe giren renkdaşlarımıza da uygulanıyor!)

Sete asılmak üzere taraftarın götürdüğü ''ESKİŞEHİR - last fortress anatolia'' pankartı ilk arama noktasından geçiyor, turrnikede tekrar kontrol edilmek üzere alınıyor ve saatlerce yol gelmiş insanlar ağaç olma derecesinde bekletiliyor.

Hiçbir tahrik unsuru olmayan pankartlar ''Sizden önce girenler tribünde küfür ediyor'' gerekçesi ile ''Keyfe keder'' bekletiliyor.

Ondan sonra ''Halk bizi neden sevmiyy??''

Benim hayatımdaki zorlukları kolaylaştırmanız, problemleri çözmeniz gerekirken sürekli zorluk çıkartıyorsanız ben sizi niye seveyim? Halk sizi niye sevsin?

Herşeye rağmen ''All Cops Are Bastards'' kavramını dile getirmekte kendimi frenlediğim iyi polisler de gördük çok şükür.

Fakat sıkıntı şu;
San Marino'nun attığı goller kadar azlar..

Koreografinin ''Hiç Boyutlu'' olduğu zamanlar..

Son yıllarda ülkemiz tribünlerinde koreografi kültürü iyice oturmuş vaziyette. Özellikle süper lige son çıktığımız sezon içerde ve dışarda yaptığımız görsel şovlar bir çok Anadolu kulübünün de ufkunu açmış, onlara da örnek niteliğinde olmuştur. 

Koreografiler sadece İstanbul'daki 2 tribünün birbirine gönderme yapmasından öteye giderek çeşitli şehirler de  bu kültürle tanışmaya başladı. 

Rekabetin artmasıyla birlikte koreografilerin uygulanış aşamalarında kullanılan farklı yöntemlerle boyut farkı yaratılmış olup, stadların fiziki şartlarına göre çeşitlendirildi ve güzel bir aşamaya da gelindi. 

Bu fiziki şartları iyi kullanarak güzel işleri çıkartan bazı yeni nesil hızlı arkadaşlar hiç araştırdılar mı bilmiyoruz.  ''Çeşitli boyutlarla görseller hazırlıyoruz fakat bu işi bu ülkede ilk kez kim başlattı?'', ''Mazisi nedir?'' şeklinde düşündüler mi acaba?.. 
Sanmıyoruz. Çünkü böyle birşeyi sorduğumuzda birçoğunun ''Tabii ki biz başlattık'' gibisinden cevaplar vereceklerini az çok tahmin edebiliyoruz. 

Fakat o zihinlerini pek fazla zorlamamaları adına, koreografinin 3. boyutundaki nesli ''Ya ya ya, şa şa şa''lı dönemlere götürelim. 

Sene 1995, Eskişehirspor 2. ligde. 
Sezonun son maçında 34 puanlı, lig ikincisi İstanbulspor'u konuk ediyoruz. 
Eskişehirspor 3. durumda, puanı 33.. 
Galip gelirsek lig 2.'si olarak Süper Lig'e çıkıyor, diğer sonuçlarda ise play-off'lara kalıyoruz.. 

Süper Lig özlemine son vermeyi düşündükleri bu maçta da tribünleri saatler öncesinden tıklım tıklım doldurmuş Eskişehirsporlular. 
Konfetiler, meşaleler, sisler.. 

Öyle sert, öyle gergin bir taraftar profili var ki maç öncesi ısınmak için sahaya çıkan İstanbulspor futbolcuları ''Seyirci tahrik oluyor, gerginlik yaratmayın zaptedemeyiz'' denilerek apar topar soyunma odasına gönderiliyor emniyet güçleri tarafından. 

Bu dakikalarda AYDER tribününde de heyecanlı bir bekleyiş var. 

''SENİ BİZİM KADAR SEVEN OLDU MU..?'' yazıyor setteki pankartta ve tribünün ön kısmı bir şenlik yerini anımsatıyor. 

Bir şehrin tribünlerinin ülke tribün tarihinde yer etmesinin en büyük payına sahip olan elleri öpülesi bu abiler maça saatler öncesinden girmiş, ellerinde kartonlarla bekliyorlar.. 

Şimdiki gibi koltuk falan da yok tribünde. Düşünülen şeklin çıkması için herkesin yerini bilmesi, ordan ayrılmaması gerekiyor. Sırf bu yüzden tuvalete bile gidemedikleri gibi bir gerçek var.. 

Gösteri zamanı geliyor, tribünün önde gelen abileri sette fazlalık yaratan kişileri uzaklaştırıyor ve defalarca soruyorlar ; 
- Hazır mıyızz?? 

''Hazırızz!'' cevabını alıyorlar her sorduklarında.. 

Hazır olunduğuna kanaat getirdikleri anda sette eğiliyorlar görüntüyü bozmamak adına ve işaret aracı olarak kullandıkları havalı kornayı başlıyorlar öttürmeye.. 

Askeri disiplin gibi bir tribün, işaretle birlikte aynı anda ''Lapp'' diye kalkıyor kartonlar, gözünüzü o an kırptıysanız yakalayamıyorsunuz o derece.. 
Fiziki şartların yetersizliğine inat muazzam bir görüntü çıkıyor ortaya.. 

Havalı kornanın susmasıyla birlikte iniyor kartonlar ve ''ESESES KİKİKİ ESKİ ESKİ ES'' diyerek atıyorlar alınlarının akıyla çıktıkları gösteriden sonra zafer nidalarını. 

Birçok koreografide olduğu gibi bu koreografinin olduğu maç da hüsranla bitiyor, 0-0. 
Play-off'lara kalınıyor ve Konya'daki malum Aydınspor zaferi.. 

Bu hikayesi anlatılan koreografiden önce de tamı tamına 5 tane koreografi gerçekleştirdi Eskişehir Tribünleri. 
 (Şu ana kadar o koreografilere ait videoya rastlamadık, bulduğumuz takdirde onları da paylaşırız.)

Bizi eskiler tanır, yeniler örnek alır... 
3 Boyutlu çocuklara selamlar.. 

Daha önce fotoğrafından başka bir görseline rastlamadığım bu koreografinin görüntülerini bana ulaştıran, o zamanlara canlı tanık olan Erhan AKKOYUN abime çok teşekkürler.

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..