Maziyi Savura Savura ES !

Yıl 1970,

Ne de güzel atmış manşeti o zamanın gazetesi,
" Sevilla Porsuk'ta boğuldu "...
Kaptan Fethi omuzlarda,hıncahınç dolu tribünler 10 dakikada gelen üç golle gelen turun zafer sarhoşluğunu yaşıyor.
Eskişehir kendinden geçmiş,
Bir tarih yazılmış o gün,
Ama ne tarih..
O zamanki adıyla Fuar Şehirleri kupasında Eskişehirspor İspanya'nın güçlü takımlarından Sevilla'yı ,İspanya'da 1-0 yenildiği maçın rövanşında,Atatürk stadının çimlerine gömmüş,90 dakika sonunda 3-1 gibi bir skorla elemeyi başarmıştı.

O güne tanıklık etmiş büyüklerimizin hep dillerinde,hafızalarına kazınmıştı o gün.Yaş itibariyle o günleri yaşayamayan bizlerse onların ,anı yaşarmışcasına anlatım tarzlarıyla büyük keyifle dinlerdik Fethi'nin nasıl 80.dk'dan sonra üç gol attığını,on dakikada tarihin nasıl yazıldığını..

Aradan geçen 42 yıl,

Çocukken büyük keyifle o günleri dinleyen gençler şimdi büyüdü,iş güç sahibi oldu,evlendi barklandı,kiminin çocuğu oldu,çocuğunu maça götürür hale geldi.
Bugün artık gün onların günü,
Bugün artık onların kendi çocuklarına Marsilya zaferini anlatma günü..
O gün Sevilla'yı deviren Fethi'yi nasıl büyük keyifle dinledilerse bugün kendi çocuğuna Marsilya'yı yıkan Alper'i anlatma günü,büyük şevkle,büyük hazla..

Neden olmasın ?

42 yıl önce Mümin, İlhan, Abdurrahman, Kamuran, İsmail, Süreyya, Doğan, Nihat, Fethi, Vahap Ender'li kadro başardıysa bugün Boffin,Dede,Diego,Servet,Veysel,Alper,Hürriyet,Erkan,Malecki,Kamara,Nuhiu neden başaramasın?

Neden,yarın gazetenin biri çıkıp " Marsilya Porsuk'ta boğuldu" diye manşet atmasın.(hoş,bu İstanbul basınından onu beklemek ne derece doğru olur, o tartışılır,Gs'ye,Fb'ye uydurma transfer haberi yapmak varken)..

O gün maç sonrasında omuzlarda sahayı turlayan kaptan Fethi yerine bugün neden Alper veya Veysel olmasın..

Neden,9 Ağustos 2012 tarihi de bizim hafızalarımıza kazınmasın..

"Neden? " ler çok,bunun için hiç bir engel yok,yeter ki siz inanın.Bizler her zaman olduğu gibi inandık,her zamankinden daha yüksek sesle haykırıyoruz bugün " ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES" diye, ölene dek haykıracağımız gibi.

Değişen sadece isimler, ruh aynı ruh..

Neden olmasın ?

Gelin 16 Eylül 1970'e  bir daha gidelim,bir kez daha kaptan Fethi'den dinleyelim o günü..


Bedenin ÖZGÜR, ''Pankart''ın tribünde..

 Olay

16 Ekim Pazar günü Banvitspor ile Pınar Karşıyaka takımları arasında oynanan basketbol maçını izlemek için Bandırma'ya giden Karşıyakalı tarafların otobüsü bir petrol istasyonunda mola verdi.

Mola esnasında taraftarlar ile istasyon sahipleri arasında yaşanan kavgada 22 yaşındaki E.G.'nin pompalı tüfekle ateş etmesi üzerine Celal Bayar Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ikinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Özgür Soylu karnından vuruldu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 

-------------------

Bu vahim olayın ardından hemen hemen her tribün Karşıyakalıların acısını çeşitli şekillerde paylaşmıştı.

Eskişehirspor taraftarları olarak hazırladığımız pankart, o dönemki ilk maç olan Beşiktaş deplasmanına götürülmüş fakat stada sokulmasına ''Emniyet Tarafı''ndan izin verilmemişti.

Yıllar geçti..

Kendi takımımızın pankartlarını bile 1-2 maç kullanıp daha fazla zaptedemeyen ben, tam 4 senedir bu pankartı saklıyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu (28 Temmuz) doğum günü dolayısıyla 2 gün önce, uzun uğraşlar sonucu bodrumun bir köşesinde arayıp buldum.

Ve o pankartı dünkü Marsilya maçında, olması gerektiği yer olan ''Tribün''de açarak görevimizi yerine getirdik.

Bedenin ÖZGÜR, ruhun bizimle..

Kuralları S*ktir Et..

''Çoğu bana maceracı diyecek, evet öyleyim. Ama farklı bir türden.! İnançlarını doğrulamak uğruna, postunu tehlikeye atan türden.'' (Ernesto Che Guevara)

Eskişehirspor-Marsilya
Uefa Avrupa Ligi 3. Ön Eleme İlk Maçı
03.08.2012


 
 
Kuralları S*ktir Et!
problem? 

Biz yarına dünden inanmıştık..

Yarın Fransa'nın köklü ve (Her ne kadar son zamanlarda formsuz olduğu söylense de) güçlü ekibi Marsilya'yla tarihi maçlarımızdan birine çıkıyoruz.

Uzun yıllar önce Sevilla, Fiorentina, Köln,D.Moskova gibi takımlarla oynamış olan takımımız, bunların yanına Marsilya'yı da ekleyecek..

25-30 milyonluk(sözde)taraftarı olan kulüplerin taraftarları(?)na bu heyecanımız garip gelebilir ama bu durum Eskişehirspor ve Eskişehirspor gibi hor görülen, arka plana atılan camialar için gayet normaldir, az biledir..

Bizim gözümüzde yarınki maç ;
Bazı takımlara musluklarının sonuna kadar açık olduğu bir havuzdan zar zor kaçırdığımız damlaların, kararlılıkla akıtılması ve uzun süre sonunda taşı oymasıdır..
Fazlasıyla kutsaldır..

Büyüklerimiz Eskişehirspor'a, Sevilla'yı Porsuk'ta boğduğunda inanmıştı..
Mezitli, İnegöl, Karabük, Sarıyer, Diyarbakır, Bolu ile oynarken de inandık..
Bizler Eskişehirspor'a en son, Bursa'ya İzmir'de 3-0 yenildiğinde de inanmıştık..

5 dakikanızı ayırın ve aşağıdaki linke baştan aşağı göz gezdirin..

Biz yarına dünden inanmıştık..

Tribün Dili

''İnsanlar konuşa konuşa'' diye bir laf vardır hani, sanki başka şekilde anlaşılamazmış gibi.

Farkılı ülkelerin, farklı dil kullanan insanlarıyla anlaşmanın zor olduğu gerçeği yadsınamaz bir gerçektir dil bilmeyenler için.Bu tür durumlarda karşı dili hiç bilmeyen insan ''Beden dili''ne sarılır bazen can simidi gibi..

Kızgınlık, mutluluk, acı tarzı duyguların vücuda yansıması her dilin insanlarında aynıdır.Bazen gözlerden süzülen bir damla yaş, bazen de yüzün alacağı '' :) '' şekli..

Peki ya farklı ülkenin farklı dil kullanan, yüzler, binler ve hatta on binlerce insandan oluşan tribünleri arasındaki bağ nasıl oluşuyor ?..

..
Son 10 gündür farklı duygular içersindeyiz.

Adını iddaa programlarından bile zar zor anımsadığın (ki çoğumuzun anımsamadığı) bir takımla maç yapıyorsun, öncesi ve sonrasında bu takımın taraftarlarıyla ''Kasımpaşa'' taraftarlarıyla vakit geçiriyormuşcasına anlaşıyor, gülüyor, eğleniyorsun.Yan yana, kol kola, omuz omuza ve en önemlisi de hiçbir tane olumsuz olay yaşanmadan..

Tamam birbirinin dilini bilen insanların da gayretiyle tavan yapıyor ilişkiler ama tribünde karşılıklı şinanari yapmak nasıl birşeydir tarif edebilir misiniz ?

Düşünebiliyor musunuz?..
Tamamen kendi ülkene özgü bir tını, Avrupa'nın bi ucundaki başka bir ülkede can buluyor ve buna sadece kendi taraftarın değil onlar da ayak uyduruyor.

Arada tercüman olur, ''Şunu demek istiyorlar'' vs. diyebilir ama ''Ritm & Hareket'' birlikteliğini ne şekilde açıklarsınız ?

Bana göre bunun tek bir açıklaması var..
O da ''Tribün Dili''.

Okullarda ders olarak gösterilmeyen, hayatlarını farklı renklerle boyamış fanatiklerin tercümana gerek duymadan anlaşabildiği büyülü bir dil..

Şinanari

Daha net bir şinanari videosu : http://www.facebook.com/photo.php?v=4493069724455

İtalyano 


4500 kilometre öteden, belki de bir daha hiç görüşemeyeceğimiz, İskoçya'nın St. Johnstone taraftarı güzel insanlarına selam olsun..

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..