Taraftar aşık olursa.

Aşk denilen illetle gerçek anlamda 20 yaşında tanışmış olan  taraftarın kısa bir hikayesini okuyacaksınız.
 
Küçük yaşlarında zamanını basit bir şekilde mahalle aralarında futbol oynayıp, annesinin ”Oğlum geç oldu, hadi artık” sesiyle evine girerek..
Okul zamanlarını okul, futbol ve de kimi zaman akrabasının dükkanında, kimi zaman da babasının yanında çalışarak..
Tatil denilen kavramı sadece gazetelerin verdiği ”Ayşegül Tatilde” şeklinde kitaplardan bilerek geçirmiştir.

Lise yıllarını ise..

işte hikaye burada başlıyor.

Liseye kaydını neredeyse son gün yaptırması sebebiyle istemediği bir okula gitmek zorunda kalan bu arkadaş, istemese de tıpış tıpış bu okula gidiyor.Okul stadyum yanında, şehrin takımı 2.Lig B kategorisinde olunca, okul ve hafta içi oynanan lig maçları pişti oluyor, bu arkadaşı mıknatıs gibi çekiyor..

”Abi beni de yanında stada sokar mısın?” sorusuyla girilen ilk maçın ardından ikinci maç deplasmanda ve bu arkadaş taraftarlar derneğini buluyor, oradaki abilerinin ”Senin burada ne işin var?” bakışları altında deplasmana gitmek istediğini söylüyor ve kaydını yaptırıyor.

İlk gittiği deplasmanda, karşı takımla olan husumet sebebiyle taraftarlar şehir merkezine sokulmuyor bir benzin istasyonunda bekletiliyorlar.

İlk zamanlar, bazı tezahüratlarda, tuttuğunu zannettiği İstanbul takımı aleyhine olan kısmı söylemiyor, sonra git gide yüksek sesle haykırıyor; hem doğru yolu bulduğu takımına olan sevgisini, hem de önceden tv’den taraftarı olduğu takıma nefretini..

Daha sonra kaptırıyor kendini..
Maçlara gitmek kesmiyor, pankart yapmaya başlıyor, takımı için kendince besteler yapıyor, bir takım organizasyonlara kalkışıyor falan filan..

Sosyal hayat diye birşey kalmıyor takımından geriye.

Aile ve arkadaş ortamlarında ”Manita yok mu?” sorularına ”Tek aşkımız EsEs” şeklinde cevap veriyor.. 
Daha sonra aşk denilen şeyin 1 hafta 10 gün onunla, 1 hafta 10 gün bununla takılmak şeklinde bir çocuk oyuncağına çevrildiğini görerek özelliğini kaybettiğini, takımıyla arasındaki şeyin bundan öte bir duygu olduğu kanısına varıyor ve tuttuğu takımı hayatında bambaşka bir yere çıkarıyor…

Öğle molalarında, okul çıkışlarında kız liselerinin önünde, ciğer bekleyen kedi misali takılmak yerine tuttuğu takım için koşturuyor..

Aşkların yalan olduğuna dair görüşler savunuyor, hatta birkaç cümle yanyana getirip Aşk’la alay ediyor.”Sen aşık ol da göreyim” diyen abilerine gülüp geçiyor..

Derken, bir gün savunmasız yakalanıyor ve aşık oluyor..

Alışık değil bu duruma, ilk zamanlar bocalıyor,

Sosyal paylaşım sitelerinde futbol, tribün vs. dışında birşey paylaşmayan arkadaş şarkıların dibine vuruyor, içinden geçenleri kendisi kısa ama anlamı uzun cümlelere döküyor,

Her an takımıyla ilgili gelişmeleri düşünen arkadaş O’nu düşünmeye başlıyor,
Cep telefonu, tribünden arkadaşlarının attığı ”Pankart yapıyor muyuz?”, ”X reis’in numarası ne?”, ”Otobüs kaçta kalkıyor?” şeklinde cümlelerin bulunduğu mesajlara alışmışken O’ndan gelen mesajlarla duruma adapte oluyor, hatta O’ndan mesaj beklerken tribünden arkadaşlarının attığı mesajları görünce ”Sen miydin yahu..” gibisinden sitem ediyor,

Kumaş, fırça ve boyayla pankart hazırlayan eller, kağıt ve kalemle sevdiğini anlatmaya çaışıyor,
Arkadaşlarıyla maça giderken yürüdüğü yolları O’nunla sohbet ederek yürüyor,

Bir rengin sadece takımının rengi olmaktan başka bir vasfı yokken, O’nun saçları o renge bir vasıf olarak ekleniyor,

Maç sonucunu merak ederken,”bizim sonumuz ne olacak?” diyor,

Omuz omuza tribündekilerle söylenen ”Beraber yürüdük..” bestesi O’nunla yürürken, O’nunla ıslanırken aklına geliyor,

Akrabasının vefat ettiği gün cenazeye gitmek yerine takımıyla ilgili birşeyler peşinde koştururken, O’nu düşünmekten maçın birine gidemiyor,

Bu durumda etrafındaki arkadaşlarını kırdığı, üzdüğü de olmuyor değil ama mazur görün, alışık değil, kimyası bozuk..
tüm bunlar olurken bu arkadaş duraksayarak diyor ; ”Ben ne yapıyorum ?”

Birden, tuttuğu takım sanki onları kıskanacakmış gibi görüp, aldattığını falan düşünüyor ancak takımını hayatında ulaşılamayacak bir yere taşıdığını hatırlayıp rahatlıyor.

Sonra O’na tuttuğu takımla ilgili şeyler anlatıyor, O’nunla tanıştırmak, kaynaştırmak istiyor.”Bu kalpte beraber yaşayacaksınız, güzel geçinin” dercesine..

Daha önce böyle bir tecrübesi olmamıştır ama, takımına olan sevgisi hiçbir insanın kazandıramayacağı bir tecrübe olmuştur, her zaman en kötüsünü düşündürmeye sevk etmiştir.

En kötüsü küme düşmektir..

Aşk’ta da küme düşülmez mi ?  Düşülür..

İşler yolunda gider veya gitmez ama bir konuda çok şanslıdır bu arkadaş; Yıllardır taraftar olarak karşılıksız peşinden koştuğu takımı ona birşey öğretmiştir.

Yenilse de yense de aynı şekilde sevmeyi..
Yenilse de yense de, sevinmek için sevmemeyi…
 
”Sen aşık ol da göreyim!” diyen abim, deplasmanlara gidemeyeceğimi söylediğimde ”Gidersin” diyerek gideceğimi bildiğin gibi bunu da bildin..
Emre ANGI

0 yorum:

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Anadolu'nun Son Kalesi!

Amigo Orhan

No Pyro No Party!

Yağmurda Çamurda

problem?

Seni Bizim Kadar...

Kuralları S*ktir Et!

Maziyi Savura Savura..

Her Zaman, Her Yerde !

Seninleyiz

Bir Defa Değil Bin Defa !

Aşk Siyah Kırmızı

Anti Bizans

Kaldırım Tribünü!

Tapmadık Asla..